
Komedi, Dram, Romantik

老朱

朱家珍

朱家倩

朱家宁

锦荣

梁伯母

李凯

国伦

雷蒙

周明道
Taipei’de yaşayan emekli usta şef Bay Chu, koku ve tat alma duyularını kaybetmeye başlamıştır. Dul bir baba olan Chu’nun hayatı, birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip üç kızı (Kimya öğretmeni Jia-Jen, hırslı yönetici Jia-Chien ve üniversiteli Jia-Ning) etrafında döner. Ailenin tek sarsılmaz geleneği, her Pazar akşamı hazırlanan görkemli ve zahmetli akşam yemeğidir.
Ancak bu zengin sofralar, ailenin içindeki iletişim kopukluğunu ve gizlenen duyguları örtmeye yetmez. Her Pazar yemeği, bir aile üyesinin hayatıyla ilgili şaşırtıcı bir haberi masaya getirmesiyle birleşir. Film, geleneksel değerlerin modern yaşam tarzıyla, arzuların ise aile sorumluluklarıyla çarpıştığı bir "yaşam mutfağı" sunar. Bu drama türündeki yapım, sevginin bazen sözlerle değil, özenle hazırlanan bir tabak yemekle ifade edildiğini kanıtlar.
Sihung Lung: Baba Chu rolünde, dışarıdan sert ama içeriden sevgi dolu, disiplinli bir şefi ve kafası karışık bir babayı büyüleyici bir sükunetle canlandırır.
Wu Chien-lien: Ortanca kız Jia-Chien rolünde, babasının yeteneğini miras alan ama onunla en çok çatışan güçlü kadın figürü olarak filmin duygusal merkezindedir.
Yang Kuei-mei ve Wang Yu-wen: Diğer iki kız kardeş olarak, ailenin farklı dinamiklerini ve Tayvan toplumundaki değişimleri başarıyla temsil ederler.
Ang Lee, bu filmde "yemek" temasını sadece bir hobi olarak değil, hayatın ta kendisi olarak konumlandırır. Filmin açılışındaki yaklaşık 5 dakikalık yemek hazırlama sahnesi, sinema tarihinin en iştah açıcı ve teknik açıdan kusursuz sekanslarından biri kabul edilir. Yin shi nan nu, bir ailenin dağılışını ve yeniden bir araya gelişini anlatırken, Doğu kültürünün nezaketini ve sessizliğini ustalıkla kullanır. 1995 yılında En İyi Yabancı Film dalında Oscar adaylığı alan yapım, Lee’nin Hollywood’a geçmeden önceki en olgun eseridir.
Gastronomiye ilgi duyanlar, aile dramalarını ve kuşak çatışmalarını sevenler ile Asya sinemasının o dingin ama derin atmosferinden hoşlanan herkes bu filmi izlemelidir. "Yemek yapmak bir sanattır" diyenler ve kült filmler listesine dünya sinemasından bir klasik eklemek isteyenler için vazgeçilmez bir yapımdır.
Film, bize temel ihtiyaçlar olan "yemek" ve "cinsellik/sevgi" (ismini Konfüçyüs’ün bir sözünden alır) üzerine evrensel bir hikaye anlatır. Geleneklerin nasıl evrildiğini, ebeveynlerin çocuklarını serbest bırakma sancılarını ve hayatın her şeye rağmen devam ettiğini görmek için izlenmelidir. Ayrıca, izledikten sonra mutfağa girip bir şeyler hazırlama isteği uyandıracak kadar görsel bir şölen sunar.
İletişim ve Sessizlik: Duyguların kelimeler yerine yemekler üzerinden anlatılması.
Gelenek ve Modernite: Hızla değişen Taipei’de eski kuşak ile yeni kuşak arasındaki uçurum.
Fedakarlık: Bir babanın çocukları için, çocukların ise kendi hayalleri için verdiği kararlar.
Duyuların Kaybı: Şefin tat alma duyusunu yitirmesinin, hayatındaki anlam kaybıyla olan paralelliği.
Yemek ve insan ilişkilerini odağına alan benzer yapımlardan hoşlanıyorsanız, bir Japon klasiği olan Tampopo veya Danimarka yapımı Babette's Feast (Babette’in Şöleni) filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Daha modern bir alternatif olarak The Lunchbox da benzer bir naiflik sunar.
Filmin açılışındaki yemek hazırlama sahneleri için üç profesyonel şef, haftalarca süren bir hazırlık yapmıştır.
Film, 2001 yılında Hollywood tarafından Tortilla Soup adıyla, bir Meksika-Amerikan ailesine uyarlanarak yeniden çekilmiştir.
"Baba Bilir" üçlemesinin diğer filmleri olan The Wedding Banquet ve Pushing Hands de benzer baba-çocuk temalarını işler.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...