
Eflâtun, beş yaşındayken görme yetisini kaybeden genç bir kadının, gerçeklik ile hayal dünyası arasındaki ince çizgide geçen hikayesini anlatıyor. Babasından kalan saat tamiri dükkanında çalışan Eflâtun, seslerin ve dokuların rehberliğinde kendine özgü bir evren kurmuştur. Göremediği renkleri ve şekilleri, babasının ona öğrettiği "ekolokasyon" tekniği ve hayal gücüyle zihninde canlandıran genç kadın için dış dünya, seslerin ritminden ibarettir.
Bir gün dükkanına gelen ve yağmurun sesiyle hayatına giren Oflaz, Eflâtun'un dünyasında beklenmedik bir kırılma yaratır. Oflaz'ın sesine tutunan Eflâtun, onun kim olduğunu bilmeden derin bir bağ kurar. Film, görme engelli bir bireyin dünyayı nasıl deneyimlediğini sinematografik bir dille yansıtırken, izleyiciye "bakmak" ile "görmek" arasındaki farkı sorgulatan lirik bir anlatı sunuyor.
Filmin başrollerini, Türk sinemasının sevilen isimlerinden İrem Helvacıoğlu ve Kerem Bürsin paylaşıyor. İrem Helvacıoğlu, Eflâtun karakterinin kırılgan ama bir o kadar da dirençli dünyasını, bakışlarından bağımsız bir duygu aktarımıyla başarıyla canlandırıyor. Oyuncunun görme engelli bir bireyin jest ve mimiklerini doğal bir şekilde yansıtması, filmin inandırıcılığını artırıyor.
Kerem Bürsin ise Oflaz karakterinde, alışılagelmiş rollerinin dışına çıkarak daha sade ve içsel bir performans sergiliyor. Oflaz'ın kendi geçmişindeki yaralarla Eflâtun'un duruluğu arasındaki geçişleri başarıyla veren Bürsin, Helvacıoğlu ile etkileyici bir ekran uyumu yakalıyor. Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan tecrübeli isimler ise hikayenin naif atmosferini destekleyen samimi portreler çiziyor.
Yönetmen Cüneyt Karakuş, ilk uzun metrajlı filminde dijital sanatları ve görsel efektleri birer süs olarak değil, hikaye anlatımının temel bir parçası olarak kullanıyor. Eflâtun'un zihnindeki dünyayı tasvir etmek için kullanılan görsel efektler, izleyiciyi bir başkasının algı dünyasına davet ediyor. Filmin temposu, bir saat ustasının titizliğiyle yavaş ama kararlı bir şekilde ilerliyor. Ses tasarımı, filmin ana karakterlerinden biri sayılabilecek kadar baskın ve başarılı; zira izleyici, Eflâtun ile birlikte seslerin peşinden gitmeye teşvik ediliyor.
Sakin, şiirsel ve duygusal derinliği olan hikayelerden hoşlanan izleyiciler için bu yerli film biçilmiş kaftan. Klasik romantik komedilerden sıkılan, daha çok "bağımsız sinema" tadında ve duyusal bir deneyim arayanlar bu yapımı beğenecektir. Özellikle engelli bireylerin iç dünyasına dair empati kurmak isteyen ve görsel estetiğe önem veren sinemaseverler için Eflâtun, mutlaka görülmesi gereken bir dram çalışmasıdır.
Eflâtun, Türk sinemasında nadiren karşılaşılan bir teknikle, görme engelli bir karakterin dünyasını fantastik ve sanatsal ögelerle harmanlayarak anlatıyor. Sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir insanın hayata tutunma biçimini ve hayal kurma yetisini yücelten bir yapım olması onu özel kılıyor. Kerem Bürsin ve İrem Helvacıoğlu'nun popüler kimliklerinden sıyrılıp karakterlerine bürünmeleri, hikayenin samimiyetini güçlendiriyor.
Bakmak ve Görmek: Maddi dünyanın ötesindeki gerçeği algılama yetisi.
Seslerin Hafızası: Bir sesin, bir insanın kalbinde nasıl bir yer edinebileceği.
Hayal Gücü: Fiziksel engellerin, zihinsel özgürlükle nasıl aşılabileceği.
Zaman ve Sabır: Saat tamiri üzerinden işlenen hayatın ritmi ve bekleme sanatı.
Eğer Eflâtun'un o huzurlu ve duygusal dünyası ilginizi çektiyse, bir başka görme engelli karakterin etkileyici hikayesini anlatan Sadece Sen veya seslerin büyüsüne odaklanan August Rush gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca, hayal gücü ile gerçeklik arasındaki geçişleri sevenler için Amélie'nin o masalsı dokusu, bu filmle uzak bir akrabalık kurabilir.
Filmin çekimleri başlamadan önce İrem Helvacıoğlu, görme engelli bireylerin günlük yaşamlarını gözlemlemek ve teknikleri öğrenmek için uzun bir hazırlık süreci geçirdi. Yönetmen Cüneyt Karakuş, filmin senaryosunu yazarken kendi kısa filmlerinden ve kişisel deneyimlerinden ilham aldı. Ayrıca film, vizyona girmeden önce çeşitli festivallerden ödüllerle dönerek sanatsal kalitesini kanıtladı.
Eflâtun, hem bir renk ismi olan morun açık tonunu temsil eder hem de antik filozof Platon'un Doğu dünyasındaki adıdır. Filmde karakterin iç dünyasındaki bilgeliği ve naifliği simgeler.
Görsel efektler, Eflâtun'un görme engeline rağmen zihninde sesler aracılığıyla oluşturduğu nesneleri ve mekanı izleyiciye göstermek için kullanılmıştır.
Filmin büyük bir bölümü, hikayenin ruhuna uygun şekilde İstanbul'un tarihi dokusunu yansıtan, nostaljik dükkanların ve sokakların bulunduğu semtlerde gerçekleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...