
Romantik, Dram

Rose Arbuthnot

Lottie Wilkins

Caroline Dester

Mrs Fisher

Mellersh Wilkins

George Briggs

Frederick Arbuthnot

Vicar
Jonathan
Patrick
Birinci Dünya Savaşı sonrası Londra’sında yaşayan iki evli kadın, Lotty Wilkins ve Rose Arbuthnot, monoton hayatlarından ve mutsuz evliliklerinden bunalmış durumdadır. Gazetede gördükleri bir ilan hayatlarını değiştirir: İtalya'da, Portofino sahilinde "güneş ışığı ve mor salkımlar" vaat eden küçük bir şato kiralıktır. Masrafları bölüşmek için yanlarına katı disiplinli yaşlı Lady Caroline ve genç, güzelliğinden yorulmuş sosyetik Lady Caroline Dester’ı da alarak İtalya’nın yolunu tutarlar.
Akdeniz’in büyüleyici doğası, çiçek açan bahçeleri ve masmavi denizi, bu dört kadının üzerindeki ölü toprağını kısa sürede atmasını sağlar. Başlangıçta birbirine tamamen yabancı ve zıt karakterde olan bu kadınlar, doğanın iyileştirici gücüyle kendilerini, arzularını ve birbirlerini yeniden keşfederler. Şatoya sonradan dahil olan eşlerin de gelişiyle, buzlar erir ve eski yaralar güneşin altında şifalanır. Film, mutluluğun bazen sadece bir bakış açısı ve doğru mekan meselesi olduğunu zarif bir dille anlatır.
Josie Lawrence (Lotty) ve Miranda Richardson (Rose), bastırılmış duyguların patlamasını ve yaşama sevincini harika bir zıtlıkla sergiliyorlar. Joan Plowright, otoriter ama zamanla yumuşayan Mrs. Fisher rolündeki performansı ile Altın Küre kazanmış ve Oscar’a aday gösterilmiştir. Polly Walker ise döneminin güzellik ikonunu başarıyla canlandırıyor. Ayrıca Alfred Molina ve Jim Broadbent gibi usta isimler, kadınların hayatındaki değişimlere ayak uydurmaya çalışan eşler olarak kadroyu tamamlıyor.
Mike Newell’ın yönettiği bu yapım, Elizabeth von Arnim’in 1922 tarihli kült romanından uyarlanmıştır. Film, aksiyon veya ağır dram peşinde koşmak yerine izleyiciye adeta bir "görsel tatil" sunar. Renk paleti, Londra’nın gri ve solgun tonlarından İtalya’nın canlı, altın sarısı ve çiçek pembesi renklerine evrilirken izleyicinin ruhunu da dinlendirir. 1993 yılında 3 dalda Oscar adaylığı elde eden yapım, sinemanın en naif ve içten "iyileşme" hikayelerinden biri olarak kabul edilir.
Gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak, sakin ve estetik bir seyir deneyimi yaşamak isteyenler için bu film tam bir ilaç niteliğindedir. Kadın dayanışması, dostluk ve doğanın insan ruhu üzerindeki etkisi gibi temaları sevenler; dönem filmlerinin o zarif atmosferine hayran olanlar bu dramayı mutlaka izlemeli. Eğer "kendini iyi hisset" (feel-good) türünde kaliteli bir klasik arıyorsanız, Enchanted April doğru seçim.
Bu film, insanın kendini yenilemesi için bazen sadece çevresini değiştirmesinin yettiğini kanıtladığı için izlenmelidir. Şatafatlı efektler veya karmaşık olay örgüsü olmadan, sadece karakter gelişimi ve atmosferle izleyiciyi büyülemeyi başarır. İtalya sahnelerindeki sinematografi o kadar etkileyicidir ki, kendinizi o bahçelerde mor salkımların kokusunu alırken bulabilirsiniz. Modern dünyanın karmaşasında kaybolanlar için bir huzur sığınağıdır.
Yeniden Doğuş ve İyileşme: Doğanın ve huzurun insan psikolojisi üzerindeki mucizevi etkisi.
Kadın Dayanışması: Farklı sosyal sınıflardan gelen kadınların ortak bir amaçla birleşmesi.
Evlilik ve İletişim: Uzaklaşmanın, ilişkilerdeki sorunları daha net görme ve çözme fırsatı sunması.
Bu filmin İtalya atmosferini ve huzur veren dokusunu sevdiyseniz, A Room with a View (Manzaralı Bir Oda) veya bir kadının Toskana’daki dönüşümünü anlatan Under the Tuscan Sun (Kızgın Güneş) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca yine zarif bir dönem hikayesi olan Sense and Sensibility (Aşk ve Yaşam) benzer bir tat bırakacaktır.
Filmin çekimleri, romanın yazarı Elizabeth von Arnim'in kitabı yazarken kaldığı ve ilham aldığı gerçek mekan olan Portofino'daki Castello Brown'da gerçekleştirilmiştir. Bu gerçekçilik, filmin atmosferindeki samimiyetin en büyük kaynağıdır. Film, düşük bütçesine rağmen Amerika'da beklenmedik bir gişe başarısı elde ederek döneminin en sevilen bağımsız yapımlarından biri olmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...