

Greg / 'Mark'

Tommy / 'Johnny'

Sandy

Juliette / 'Lisa'

Amber

Carolyn / 'Claudette'

Raphael

Dan / 'Chris-R'

Philip / 'Denny'

Robyn / 'Michelle'
Tommy Wiseau, oyunculuk tutkusuyla yanıp tutuşan ancak tuhaf tavırları, gizemli geçmişi ve sınırsız bütçesiyle çevresindekileri şaşırtan bir karakterdir. San Francisco’da bir oyunculuk kursunda tanıştığı genç ve çekingen Greg Sestero ile kurduğu dostluk, ikiliyi Hollywood’un kapılarına kadar getirir. Ancak sektörün katı kuralları ve reddedilişler karşısında Tommy, pes etmek yerine kendi filmini çekmeye karar verir.
Ortaya çıkan eser, sinema tarihinin en büyük "felaketlerinden" biri olan The Room olacaktır. Tommy hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol oyuncusu olarak seti tam bir kaosa sürüklerken; film, sanatsal bir başarısızlıktan beklenmedik bir kült fenomene dönüşür. Bu komedi filmi, yaratıcılığın sınırlarını ve bir rüyanın ne kadar ileri götürülebileceğini trajikomik bir dille beyazperdeye taşıyor.
Filmin hem yönetmenliğini üstlenen hem de başrolde devleşen James Franco, Tommy Wiseau karakterini sadece taklit etmekle kalmıyor, onun ruhundaki o tuhaf yalnızlığı ve azmi de izleyiciye hissettiriyor. Franco’nun bu performansı, Altın Küre dahil pek çok ödülle taçlandırıldı. Kardeşi Dave Franco ise Greg Sestero rolünde, Tommy’nin kaotik dünyasında seyircinin gözü ve kulağı olan rasyonel karakteri başarıyla canlandırıyor.
Kadroda ayrıca Seth Rogen, Alison Brie ve Bryan Cranston gibi isimlerin yer alması, yapıma zengin bir derinlik katıyor. Özellikle Seth Rogen, set amiri rolüyle Tommy’nin anlamsız isteklerine karşı mantığın sesi olarak harika bir performans sergiliyor.
James Franco, alaycı bir dil kullanmak yerine Tommy Wiseau’ya karşı büyük bir saygı ve şefkatle yaklaşıyor. Filmin temposu, bir set güncesi formatında ilerlerken izleyiciyi asla sıkmıyor. Yabancı filmler içerisinde "film içinde film" temasını en samimi işleyen yapımlardan biri olan bu eser, teknik hataların ve kötü oyunculuğun ardındaki o saf üretim tutkusunu yüceltiyor.
Sinema sektörüne ilgi duyanlar, film yapım süreçlerini merak edenler ve "o kadar kötü ki mutlaka izlemelisin" denilen yapımlara hayranlık duyanlar için bu film bir başyapıt niteliğindedir. Eğer absürt mizah ile harmanlanmış gerçek hayat hikayelerini seviyorsanız ve kült filmler listesine ilginiz varsa The Disaster Artist’i kaçırmamalısınız.
Bu yapım, sadece kötü bir filmin hikayesi değil; aynı zamanda bir dostluk ve azim hikayesidir. Başarısızlığın bile nasıl bir başarıya dönüşebileceğini göstermesi açısından motivasyon vericidir. Ayrıca James Franco’nun Tommy Wiseau’ya olan fiziksel ve işitsel benzerliği, sinema tarihindeki en etkileyici dönüşümlerden birini izleme fırsatı sunar.
Tutku ve Takıntı: Yetenekten bağımsız olarak, bir şeyi yapma isteğinin kişiyi nereye götürebileceği.
Dostluğun Sınırları: Greg ve Tommy arasındaki inişli çıkışlı, sadakat temelli ilişki.
Amerikan Rüyası: Hollywood’un parıltılı dünyasında dışlanmışların kendine yer açma çabası.
Sanatsal Algı: Bir eserin yaratıcısının niyetinden bağımsız olarak kitleler tarafından nasıl yorumlandığı.
Eğer bu filmin dünyasını sevdiyseniz, şu yabancı dram filmleri ve komediler de ilginizi çekebilir:
Ed Wood: Tim Burton’ın imzasını taşıyan ve yine "dünyanın en kötü yönetmeni" olarak anılan Ed Wood'un hayatını anlatan siyah-beyaz bir başyapıt.
Bowfinger: Bir yönetmenin imkansızlıklar içinde film çekme çabasını anlatan eğlenceli bir klasik.
Adaptation: Senaryo yazım sürecinin karmaşasını ve yaratıcılık sancılarını zekice işleyen bir yapım.
James Franco, çekimler boyunca karakterden hiç çıkmamış ve yönetmenliği bile Tommy Wiseau sesiyle ve tavırlarıyla yapmıştır. Gerçek Tommy Wiseau, filmin sonundaki kısa bir sahnede cameo olarak yer almıştır. Ayrıca filmdeki set tasarımları, orijinal The Room setinin birebir aynısı olacak şekilde titizlikle inşa edilmiştir.
Evet, film kendi içinde bütünlüğü olan bir hikaye sunuyor; ancak The Room'un birkaç sahnesini bilmek, mizahın ve absürtlüğün dozunu daha iyi anlamanızı sağlar.
Film, Greg Sestero’nun aynı adlı kitabından uyarlandığı için yaşanan olayların büyük bir kısmı gerçektir. Set içindeki tuhaf diyalogların ve aksiliklerin çoğu birebir yaşanmıştır.
Wiseau, filmi genel olarak beğendiğini söylemiş ancak James Franco'nun kendisini canlandırırken "bazı duygusal tonları" %99 oranında yakaladığını, o kalan %1'lik kısmın kendi gizemi olduğunu belirtmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...