
Dram, Tarih, Savaş

Golda Meir

Lou Kaddar

Henry Kissinger

David 'Dado' Elazar

Moshe Dayan

Zvi Zamir

Eli Zeira

Shir Shapiro

Chairman Agranat

Benny Peled
1973 yılında, İsrail’in en kutsal günü olan Yom Kippur’da, Mısır ve Suriye’nin sürpriz bir saldırı başlatmasıyla patlak veren savaş, sadece ülkenin sınırlarını değil, Başbakan Golda Meir’in liderliğini de tehdit eder. Film, Meir’in tüm hayatını anlatan klasik bir biyografi olmaktan ziyade, savaşın sürdüğü o gergin 19 güne odaklanan yoğun bir politik gerilimdir.
Sigara dumanıyla kaplı odalarda, askeri haritaların başında ve hastane koridorlarında geçen hikâye, bir liderin omuzlarındaki dayanılmaz yükü mercek altına alır. Golda Meir, bir yandan lenfoma tedavisi görürken ve fiziksel acılarla boğuşurken, diğer yandan generallerin anlaşmazlıklarını yönetmek, binlerce askerin hayatını etkileyecek kararlar almak ve ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile hassas bir diplomasi satrancı oynamak zorundadır. Film, cephedeki çatışmaları göstermek yerine, savaşın seslerini (telsiz konuşmalarını, çığlıkları, patlamaları) Golda’nın bulunduğu odalara taşıyarak klostrofobik ve psikolojik bir savaş atmosferi yaratır.
Filmin kalbi ve ruhu, şüphesiz ki usta oyuncu Helen Mirren’ın olağanüstü dönüşümünde atıyor.
Helen Mirren (Golda Meir): Ağır plastik makyaj ve protezlerin altında kaybolmak yerine, bunları karakterin bir parçası haline getiren Mirren; Golda’nın hem sert, tavizsiz politikacı yönünü hem de suçluluk duygusuyla ezilen insani tarafını gözleriyle anlatıyor. Sürekli tüttürdüğü sigarası ve ağır aksanıyla, karakteri bir taklitten öteye taşıyıp ete kemiğe büründürüyor.
Liev Schreiber (Henry Kissinger): ABD Dışişleri Bakanı rolünde, Golda ile girdiği diyaloglarda filmin diplomatik tansiyonunu yükseltiyor. İkili arasındaki "önce Amerikalı, sonra Yahudi" tartışması filmin en unutulmaz sahnelerinden birini oluşturuyor.
Camille Cottin (Lou Kaddar): Golda’nın asistanı ve en yakın sırdaşı rolünde, başbakanın en savunmasız anlarına tanıklık eden sessiz bir destekleyici güç olarak dikkat çekiyor.
Lior Ashkenazi (David "Dado" Elazar): Genelkurmay Başkanı rolünde, savaşın getirdiği yıkımın ve askeri hataların yükünü üzerinde taşıyan bir figür olarak güçlü bir performans sergiliyor.
Yönetmen Guy Nattiv, Golda ile aksiyon dolu bir savaş filmi çekmek yerine, savaşın karar mekanizmalarındaki "sisli" ve boğucu havayı solutmayı tercih ediyor. Film, görsel olarak gri tonların ve sigara dumanının hakim olduğu, kasvetli bir estetiğe sahip. Bu tercih, Golda Meir’in iç dünyasındaki belirsizliği ve ölümle burun buruna olma hissini başarıyla yansıtıyor.
Senaryo ve kurgu, izleyiciyi cepheye götürmeden, sadece telsiz sesleri ve harita üzerindeki hareketlerle savaşın dehşetini hissettirme konusunda oldukça başarılı. Ses tasarımı bu noktada başrolü oynuyor; askerlerin son çığlıklarının Golda’nın not defterine işlenişi, izleyicide derin bir duygusal etki bırakıyor. Ancak film, siyasi ve tarihsel açıdan Golda Meir’in hatalarını aklamakla veya olayları tek taraflı ele almakla eleştirilebilir; zira odak noktası tarihsel nesnellikten ziyade, bir kadının kriz anındaki psikolojisi.
Yakın tarih ve siyasi biyografilere ilgi duyanlar, Darkest Hour (En Karanlık Saat) veya The Iron Lady (Demir Leydi) tarzı "tek kişilik dev kadro" performanslarına dayalı filmleri sevenler için ideal bir yapım. Ayrıca kriz yönetimi, diplomasi ve Orta Doğu tarihiyle ilgilenen izleyiciler, o dönemin perde arkasını görmekten keyif alacaktır.
Helen Mirren’ın, Oscar’lık performanslar listesine girebilecek düzeydeki oyunculuğu için izlenmeli. Film, savaşın sadece cephede değil, kapalı kapılar ardında, telefon başlarında ve vicdan muhasebelerinde nasıl verildiğini gösteren sarsıcı bir "oda tiyatrosu" gibi. Bir liderin, binlerce insanın ölüm emrini verirken yaşadığı o soğuk ve yakıcı yalnızlığı hissetmek isteyenler için güçlü bir sinema deneyimi sunuyor.
Liderliğin Yalnızlığı: Zirvedeki kişinin, en zor kararları tek başına almak zorunda kalması.
Savaşın Görünmeyen Yüzü: Çatışmanın fiziksel şiddetinden çok, karar vericiler üzerindeki psikolojik tahribatı.
Zaman ve Ölüm: Golda’nın kendi hastalığıyla (kendi ölümüyle) yüzleşirken, ülkesinin hayatta kalma mücadelesini yönetmesi.
Kadın ve İktidar: Erkek egemen bir askeri/politik ortamda bir kadının otorite kurma mücadelesi.
Darkest Hour: Winston Churchill’in savaşın en zorlu günlerinde aldığı kararları ve liderlik sınavını anlatmasıyla en yakın örnektir.
The Iron Lady: Margaret Thatcher’ın iktidarını ve yaşlılık dönemini harmanlayan yapısıyla benzerlik gösterir.
Thirteen Days: Küba Füze Krizi sırasında Beyaz Saray’daki gerilimi ve karar alma süreçlerini işleyen bir politik gerilim.
Munich: Aynı tarihsel çatışmanın farklı bir dönemine ve İsrail’in güvenlik politikalarına odaklanan bir Spielberg filmi.
Helen Mirren, her çekim günü öncesinde Golda Meir’e dönüşebilmek için yaklaşık 3.5 saat süren ağır bir plastik makyaj koltuğuna oturdu.
Filmdeki sigara kullanımı o kadar yoğundur ki, dönemin atmosferini yansıtmak adına Golda Meir neredeyse her sahnede sigara içerken görülür; bu durum Meir’in gerçek hayattaki zincirleme sigara alışkanlığına birebir sadıktır.
Filmde kullanılan telsiz konuşmalarının ve askeri kayıtların bir kısmı, savaşın gerçek arşiv kayıtlarından esinlenilerek yeniden kurgulanmıştır.
Helen Mirren’ın Yahudi olmaması nedeniyle bu rolü oynaması, vizyon öncesinde bazı tartışmalara yol açmış, ancak yönetmen ve ailesi Mirren’ın performansını savunmuştur.
Evet, film gerçek tarihsel olaylara ve 1973 Yom Kippur Savaşı sırasında İsrail Başbakanı Golda Meir’in yaşadıklarına dayanmaktadır.
Hayır, Helen Mirren gerçek hayatta sigara içmemektedir; filmde kullanılan sigaralar sağlığa zararlı olmayan bitkisel içerikli sahne sigaralarıdır.
Filmin hikâyesi İsrail'de geçse de, çekimlerin büyük bir kısmı prodüksiyon kolaylığı nedeniyle Londra'da gerçekleştirildi.
Evet, Golda Meir o dönemde lenfoma kanseriyle mücadele ediyordu ve filmde gösterildiği gibi gizlice tedavi görmek için hastaneye gidip geliyordu.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...