
Komedi, Dram

Carl

Yaya

Abigail

The Captain

Dimitry

Paula

Jarmo

Therese

Nelson

Clementine
Film, modellik yapan genç bir çift olan Carl ve Yaya’nın hikâyesiyle başlar. İlişkileri, "kimin hesabı ödeyeceği" gibi küçük ama sınıfsal ve cinsiyetçi rollerin ağırlığı altında ezilen bu çift, kendilerini ultra zenginlerin davetli olduğu süper lüks bir gemi seyahatinde bulur. Gemide her şey kusursuz görünmektedir; mürettebat zenginlerin her türlü (ve bazen saçma) isteğini yerine getirmek için seferberdir.
Ancak, geminin Marksist ve alkolik kaptanı (Woody Harrelson) eşliğinde verilen görkemli bir akşam yemeği sırasında patlak veren şiddetli fırtına ve korsan saldırısı, bu "altın kafesi" yerle bir eder. Geminin batmasıyla bir grup yolcu ıssız bir adaya düşer. İşte burada film asıl darbesini vurur: Hiyerarşi tamamen tersine döner. Paranın, lüks kıyafetlerin ve takipçi sayısının hiçbir işe yaramadığı bu adada, hayatta kalmayı bilen tek kişi olan geminin tuvalet temizlikçisi Abigail, grubun yeni lideri ("kaptanı") olur.
Ruben Östlund’un Keskin Zekası: Yönetmen, Kare (The Square) filminde olduğu gibi yine rahatsız edici ama bir o kadar da komik durumlar yaratarak seyirciyi toplumsal normları sorgulamaya zorluyor.
Akşam Yemeği Sahnesi: Sinema tarihinin en unutulmaz, en mide bulandırıcı ve aynı zamanda en sembolik sahnelerinden birine (o meşhur kusma sekansı) ev sahipliği yapıyor. Bu sahne, burjuvazinin çöküşünün fiziksel bir tezahürü gibidir.
Sınıf Değişimi: Adada geçen son bölüm, gücün nasıl el değiştirdiğini ve insanın temel ihtiyaçlar söz konusu olduğunda ne kadar acımasızlaşabileceğini ustalıkla gösteriyor.
Woody Harrelson ve Charlbi Dean: Harrelson'ın sarhoş kaptan performansı ve ne yazık ki filmden kısa süre sonra hayatını kaybeden Charlbi Dean'in parıltılı ama boş dünyayı yansıtan oyunculuğu filmin gücünü artırıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...