

Syracuse

Ondine

Maura

Annie

Nurse - Dialysis

Alex
Fish Co Op Worker
Draper's Shop Tracy

Priest

Librarian
Ondine, İrlanda’nın bir balıkçı kasabasında tek başına yaşayan ve "Circus" lakabıyla anılan eski alkolik balıkçı Syracuse’un hayatını merkezine alıyor. Sıradan ve bir o kadar da hüzünlü geçen günleri, bir gün ağlarına takılan gizemli ve güzel bir kadını (Ondine) denizden çekmesiyle tamamen değişir. Ondine, sudan çıktığında neredeyse cansızdır ancak Syracuse’un yardımıyla hayata döner.
Syracuse’un diyaliz hastası olan küçük kızı Annie, bu gizemli kadının İrlanda mitolojisinde yer alan ve denizden gelen büyüleyici varlıklar olan bir "Selkie" (fok kadın) olduğuna gönülden inanır. Syracuse ise bu mucizevi kadına karşı umutsuz ve derin bir aşka tutulur. Ancak her masalda olduğu gibi, suyun altından gelen bu güzelliğin peşinde karanlık sırlar ve geçmişin gölgeleri de bulunmaktadır. Film, "Gerçek neyi bildiğiniz değil, neye inandığınızdır" diyerek izleyiciyi bir mucizeye inanmaya davet ediyor.
Filmin başrolünde, İrlandalı aktör Colin Farrell, kariyerinin en içten ve doğal performanslarından birini sergiliyor. Syracuse karakterindeki o mahcup, yaralı ama umut dolu balıkçı imajı, Farrell’ın oyunculuğuyla devleşiyor. Gizemli Ondine rolündeki Alicja Bachleda ise büyüleyici güzelliği ve duru oyunculuğuyla Annie’nin "Selkie" teorisini destekleyen o masalsı havayı filme mükemmel bir şekilde yayıyor.
Küçük Annie rolünde izlediğimiz Alison Barry, çocuksu merakı ve zekasıyla filmin ruhunu oluştururken; tecrübeli oyuncu Stephen Rea, Syracuse’un günah çıkarttığı rahip rolüyle hikâyeye hem mizah hem de derinlik katıyor. Oyuncuların arasındaki uyum, filmin o puslu ve lirik atmosferini editoryal bir titizlikle tamamlıyor.
Usta yönetmen Neil Jordan, bu filminde İrlanda'nın eşsiz doğasını sinemanın büyüsüyle birleştiriyor. Görüntü yönetmeni Christopher Doyle’un elinden çıkan o masalsı, yeşil ve gri tonların hakim olduğu kareler, izleyiciyi bir tablonun içinde yolculuğa çıkarıyor. 1 saat 51 dakikalık süresi boyunca film, bir yandan sert bir hayat mücadelesini anlatırken diğer yandan ruhani bir umut aşılıyor. Dram ve romantik öğelerin, gizemle harmanlandığı yapım, modern sinemanın en zarif masallarından biri olarak kabul ediliyor.
Mitolojiye ilgi duyanlar, modern şehir hayatından kaçıp İrlanda’nın sahil kasabalarında huzur bulmak isteyenler ve mucizelere inanmaktan vazgeçmeyenler bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer The Shape of Water veya The Secret of Roan Inish gibi denizin gizemini işleyen yapımları seviyorsanız, Ondine sizin için harika bir platform filmi seçeneği olacaktır. Kaliteli bir sinematografi eşliğinde hüzünlü ama umutlu bir hikâye arayan her sinemasever bu filme şans vermeli.
Filmi izlemek için en büyük sebep, Jordan’ın "gerçeklik" ve "masal" arasındaki o ince çizgiyi nasıl bu kadar ustaca işlediğini görmektir. Annie’nin kütüphaneden bulduğu kitaplarla Ondine’in hayatını eşleştirmesi, izleyiciye "Belki de dünya sandığımızdan daha büyülüdür" dedirtiyor. Ayrıca Colin Farrell’ın Hollywood ışıltısından uzak, son derece samimi ve yerel performansı için bile bu film izlenmeye değer. Filmin sonundaki ters köşe ise inanç ile gerçeğin çarpışmasını sarsıcı bir şekilde özetliyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...