
Dram, Romantik, Tarih

Anne Boleyn

Mary Boleyn

Henry Tudor

George Boleyn

Sir Thomas Boleyn

Lady Elizabeth Boleyn

Thomas Howard - Duke of Norfolk

William Carey

Henry Percy

Katherine of Aragon
16. yüzyıl İngiltere’sinde, hırslı Boleyn ailesi, soylarının gücünü artırmak için tehlikeli bir oyunun fitilini ateşler. Kral VIII. Henry’nin kraliçeden bir erkek varis alamaması, ailenin reisi için büyük bir fırsata dönüşür. Plan basittir: Güzel ve hırslı Anne Boleyn, kralı baştan çıkaracak ve aileyi sarayın merkezine taşıyacaktır. Ancak olaylar beklendiği gibi gitmez ve kralın ilgisini Anne’in masum ve evli kız kardeşi Mary çeker.
Mary, istemeden de olsa kralın metresi olurken, sarayın acımasız dünyasında gerçek aşkı aramaya çalışır. Diğer yanda, kardeşine duyduğu kıskançlıkla kavrulan Anne, sadece kralın yatağını değil, tacını da ele geçirmeyi kafasına koyar. Film, iki kız kardeşin birbirine duyduğu sevginin, iktidar hırsı ve saray oyunları karşısında nasıl trajik bir yıkıma dönüştüğünü etkileyici bir dille anlatıyor.
Filmin başrollerinde Hollywood’un iki dev ismi, Natalie Portman ve Scarlett Johansson yer alıyor. Portman, Anne Boleyn karakterinde hırsın, zekanın ve sonu gelmez arzunun vücut bulmuş halini sergileyerek izleyiciyi adeta büyülüyor. Karakterinin yükselişini ve trajik düşüşünü her mimiğiyle hissettiriyor. Scarlett Johansson ise Mary rolünde, Anne’in aksine şefkatli, kırılgan ama bir o kadar da dirençli bir profil çizerek Portman’la harika bir zıtlık oluşturuyor.
Kral VIII. Henry rolündeki Eric Bana, hükümdarın hem karizmatik hem de ürkütücü derecede dengesiz yapısını başarıyla yansıtıyor. Kadroda ayrıca Benedict Cumberbatch ve Eddie Redmayne gibi isimlerin yer alması, oyunculuk kalitesini zirveye taşıyor. Oyuncuların arasındaki gerilim, filmin tarihsel dokusunu çok daha canlı kılıyor.
Yönetmen Justin Chadwick, Philippa Gregory’nin popüler romanını sinemaya uyarlarken görsel bir şölen sunuyor. Kostüm tasarımları ve mekan seçimleri, izleyiciyi 1500’lerin İngiltere’sine ışınlıyor. Film, sadece bir tarihsel kronoloji sunmak yerine, karakterlerin psikolojik derinliklerine ve kadınların o dönemdeki kısıtlı güç alanlarına odaklanıyor. Temponun hiç düşmediği yapım, editoryal bir titizlikle işlenmiş sahneleriyle bir tarihi dram olmanın ötesine geçerek evrensel bir ihanet ve sadakat öyküsüne dönüşüyor.
Tarihin tozlu sayfalarındaki gizli kalmış hikayelere meraklı olanlar ve saray entrikalarını sevenler için bu film bir başyapıt niteliğinde. Eğer güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu ve duygusal yükü ağır yapımlardan hoşlanıyorsanız, bu dönem filmi sizi derin bir yolculuğa çıkaracaktır. Ayrıca biyografi ve tarih temalı dramalara ilgi duyan sinefiller için Anne Boleyn’in trajik yaşamı mutlaka görülmesi gereken bir konu.
Bu film, tarihin sadece savaşlardan ve antlaşmalardan ibaret olmadığını, asıl tarihin kapalı kapılar ardındaki fısıltılarda yazıldığını kanıtlıyor. Anne ve Mary arasındaki rekabetin yıkıcı sonuçlarını izlerken, iktidarın insan ruhunu nasıl yozlaştırabileceğine tanıklık edeceksiniz. Portman ve Johansson’un kariyer zirvelerinden biri olan bu yapım, estetik görsel dili ve etkileyici müzikleriyle uzun süre hafızanızdan silinmeyecek.
Kardeş Rekabeti: Aynı amaç uğruna birbirine düşman olan iki kardeşin duygusal savaşı.
İktidar ve Hırs: Güç sahibi olmak için nelerin feda edilebileceğinin acımasız sınırları.
Kadınların Toplumdaki Yeri: 16. yüzyıl dünyasında kadınların birer piyon olarak kullanılması.
İhanet ve Sadakat: Saray koridorlarında kimseye güvenilemeyeceği gerçeği.
Bu filmin sunduğu saray atmosferini sevdiyseniz, aynı dönemi farklı bir açıdan ele alan Elizabeth veya bir başka kraliyet entrikasını konu alan The Favourite (Sarayın Gözdesi) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca Anne Boleyn’in hikayesine daha geniş bir perspektiften bakan The Tudors dizisi de benzer temaları sevenler için harika bir alternatiftir.
Film, Philippa Gregory’nin aynı adlı çok satan romanından uyarlanmıştır. Gerçek tarihte Anne ve Mary’nin yaş farkı ve karakterleri üzerine tarihçiler arasında hala tartışmalar sürse de, film edebi bir yorumla bu ilişkiyi dramatize etmiştir. Natalie Portman, rolüne hazırlanırken Anne Boleyn’in hayatı üzerine pek çok araştırma yapmış ve dönemin İngiliz aksanını mükemmel bir şekilde yansıtmak için uzun süre çalışmıştır.
Evet, film İngiltere Kralı VIII. Henry ve Boleyn kardeşlerin gerçek yaşam öykülerinden esinlenmiştir ancak bazı olaylar dramatik etkiyi artırmak amacıyla kurgusal öğelerle zenginleştirilmiştir.
Filmde ve tarihte anlatıldığı üzere, kralın beklediği erkek varisi verememesi ve saray içindeki düşmanlarının komploları sonucunda Anne, ihanet ve zina gibi suçlamalarla idama mahkum edilir.
Filmde Mary’nin kraldan çocukları olduğu gösterilir; tarihsel olarak bu konu hala bir tartışma konusu olsa da, Henry’nin Mary’den en az bir gayrimeşru çocuğu olduğu geniş kabul görmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...