
Aksiyon, Komedi
Tomas, yirmili yaşlarının ortasında olmasına rağmen hâlâ ailesiyle yaşayan ve tek tutkusu illüzyonistlik olan içine kapanık bir gençtir. Babası, oğlunun bir an önce "gerçek" bir iş bulup kendi ayakları üzerinde durmasını beklerken, Tomas vaktinin tamamını kart numaraları ve imkansız görünen sihirbazlık oyunları üzerinde çalışarak geçirmektedir. Bu kuşak çatışması, Tomas'ın babasının yaş günü kutlamasında sergilemek istediği büyük gösteriyle doruk noktasına ulaşır.
Kendi yeteneklerine olan inancı ile dış dünyanın ona dayattığı sorumluluklar arasında bocalayan Tomas, yeni taşınan komşusu Monica’nın hayatına girişiyle farklı bir motivasyon bulur. Sihirbazlık sadece bir hobi değil, aynı zamanda Tomas’ın kendini ifade etme ve sevilme biçimidir. Film, sakar ama bir o kadar da içten bir karakterin, toplumun normlarına karşı kendi "büyülü" dünyasını savunma çabasını naif bir dille beyaz perdeye taşıyor.
Simon J. Berger, Tomas rolünde harika bir performans sergileyerek izleyiciye karakterin hem utangaçlığını hem de sahne üzerindeki o çocuksu heyecanını samimiyetle hissettiriyor. Mimikleriyle, bir sihirbazın gizeminden ziyade bir gencin onaylanma ihtiyacını çok iyi yansıtıyor. Babası rolündeki Jacob Nordenson ise, oğluna karşı duyduğu hayal kırıklığı ile sevgi arasındaki ince çizgide duran otoriter figürü başarıyla canlandırıyor.
Monica karakterine hayat veren Sandra Huldt, Tomas’ın dünyasına taze bir soluk getiren, onun tutkusunu küçümsemek yerine merakla karşılayan modern ve anlayışlı kadın portresini zarafetle çiziyor. Oyuncuların arasındaki bu doğal ve abartısız iletişim, filmin editoryal gücünü artıran en önemli unsurlardan biri oluyor.
İsveç yapımı olan bu kısa film, İskandinav sinemasının o kendine has, mesafeli ama kalbe dokunan mizah anlayışıyla örülü. Yönetmen Patrik Eklund, sıradan bir büyüme hikâyesini sihirbazlık metaforuyla birleştirerek özgün bir anlatım kuruyor. 2010 yılında "En İyi Kısa Film" dalında Oscar adaylığı elde eden yapım, görsel dilindeki sadelik ve kurgusundaki akıcılıkla dikkat çekiyor. Film, hayallerin peşinden koşmanın bazen ne kadar gülünç ve aynı zamanda ne kadar onurlu olabileceğini ustalıkla işliyor.
Hayatın rutininden sıkılan, hayallerinin peşinden gitmekte tereddüt eden ve İsveç sinemasının karakteristik kara mizahını seven herkes bu filmi izlemeli. Kendini bir yerlere ait hissetmekte zorlananlar ve ailevi beklentilerin altında ezilen gençler için bu komedi filmi son derece tanıdık ve ferahlatıcı bir deneyim sunacaktır. Ayrıca sihirbazlık sanatına ve sahne arkasındaki o kırılgan hazırlık sürecine ilgi duyanlar için de keyifli detaylar barındırıyor.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Tomas’ın o meşhur doğum günü gösterisindeki absürt ve unutulmaz final sahnesidir. Başarısızlık korkusunun bir insanın hayatını nasıl şekillendirdiğini ve bazen en büyük "büyünün" sadece kendin olmak olduğunu anlamamızı sağlıyor. Kısa süresine rağmen izleyiciye umut aşılayan, samimiyetiyle gülümseten ve karakter tasarımıyla akılda kalan bir yapım olması onu özel kılıyor.
Hayaller ve Gerçekler: Toplumsal statü beklentisi ile bireysel tutkuların çatışması.
Onaylanma İhtiyacı: Bir çocuğun, yaşı kaç olursa olsun babasının gözünde değerli olma çabası.
İletişim Kurma Biçimi: Kelimelerle kendini anlatamayan birinin, illüzyon aracılığıyla dünya ile bağ kurması.
Eğer bu naif ve mizahi İsveç atmosferini sevdiyseniz, Roy Andersson filmlerini (örneğin A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence) veya benzer bir sihirbazlık ve kimlik arayışını işleyen The Magicians gibi yapımları beğenebilirsiniz. Daha geniş bir çerçevede, tuhaf karakterlerin tatlı hikâyelerini anlatan Napoleon Dynamite da benzer bir tat bırakacaktır.
Film, İsveç’te "Guldbaggen" ödüllerinde de büyük başarı elde ederek uluslararası arenaya taşınmıştır.
Sihirbazlık numaralarının çoğu CGI (bilgisayar efekti) kullanılmadan, Simon J. Berger'in bizzat öğrendiği el çabukluğu numaralarıyla çekilmiştir.
Yönetmen Patrik Eklund, hikâyeyi kurgularken kendi çevresindeki "geç büyüyen" insanlardan esinlendiğini belirtmiştir.
Filmin orijinal adı "Abrakadabra Yerine" anlamına gelir ve Tomas'ın geleneksel sihirbazlık klişeleri yerine kendi yöntemlerini aramasını simgeler.
Evet, film genel izleyici kitlesine hitap eden, şiddet içermeyen ve ailece izlenebilecek sıcak bir hikâyeye sahiptir.
Film, başarının ne olduğu sorusunu izleyiciye bırakır; Tomas için asıl başarı sahnede kusursuz olmak değil, kendi tutkusunu korkmadan sergileyebilme cesaretidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...