

Nicholas Angel

PC Danny Butterman

Inspector Frank Butterman

DS Andy Wainwright

DC Andy Cartwright

Sergeant Tony Fisher

PC Doris Thatcher

Sergeant Turner

PC Bob Walker

Simon Skinner
Nicholas Angel (Simon Pegg), Londra’nın en başarılı polisi, hatta o kadar başarılıdır ki suç oranını %400 düşürmesi meslektaşlarını ve amirlerini rahatsız eder. Onu "kötü göstermesin" diye İngiltere’nin suç oranının en düşük olduğu, "Yılın Köyü" ödüllü huzur dolu Sandford’a tayin ederler.
Bu sakin köyde her şey bahçe festivalleri ve kayıp kazları aramakla geçecek gibi görünürken, Angel’a partner olarak aksiyon filmi hayranı ve biraz da saf Danny Butterman (Nick Frost) verilir. Ancak kısa süre sonra köyde "kazalar" zinciri başlar. Angel, bu kazaların aslında vahşi cinayetler olduğundan şüphelenir. Sandford’un o tertemiz vitrininin ardında, köyün huzurunu korumak için her şeyi göze almış karanlık ve absürt bir sır gizlidir.
Film, adeta bir İngiliz oyuncu ansiklopedisi gibidir:
Simon Pegg (Nicholas Angel): Disiplinli, kuralcı ve robotik süper polisi mükemmel bir ciddiyetle canlandırıyor.
Nick Frost (Danny Butterman): Saf sevgisi ve aksiyon filmi tutkusuyla Angel’ın sertliğini yumuşatan, muazzam bir partner.
Jim Broadbent: Köyün babacan ama bir o kadar da otoriter emniyet amiri rolünde.
Timothy Dalton: Yerel süpermarketin sahibi Simon Skinner rolüyle, eski bir James Bond olarak karizmatik bir "şüpheli" portresi çiziyor.
Olivia Colman: Kariyerinin başındaki oyuncu, köy polis merkezinin tek kadın memuru olarak harika bir mizah katıyor.
Martin Freeman, Bill Nighy, Steve Coogan: Filmin açılışında Londra sahnelerindeki cameo rolleriyle kadroyu taçlandırıyorlar.
Görsel Komedi ve Kurgu: Edgar Wright’ın kendine has hızlı kurgu stili, sıradan bir kahve içme eylemini bile yüksek tempolu bir aksiyon sahnesine dönüştürüyor.
Aksiyon Referansları: Bad Boys II ve Point Break gibi klasiklere yapılan göndermeler, aksiyon severler için tam bir keşif alanı.
Senaryo İşçiliği: Filmin başında önemsiz görünen en ufak bir detay veya diyalog, filmin sonunda hayati bir önem kazanıyor.
Türlerin Dansı: Bir polisiye-gizem filmi olarak başlayıp, finalde tam bir mermi ve barut fırtınasına (Western tarzı bir çatışmaya) evrilmesi.
Toplumsal Düzen vs. Bireysel Adalet: Bir topluluğun "huzuru" için nelerin feda edilebileceği.
Arkadaşlık (Bromance): İki zıt karakterin, sinemanın ortak diliyle nasıl sarsılmaz bir bağ kurduğu.
Kalıplaşmış Düşünceler: Sakin bir köyün, en tehlikeli şehirlerden daha fazla suç barındırabileceği ironisi.
Küçük Bir Not: Filmin çekimleri yönetmen Edgar Wright’ın doğup büyüdüğü Wells kasabasında yapılmıştır. Kasaba o kadar huzurlu ve güzeldir ki, Wright çekimler sırasında kasabanın atmosferini "daha az güzel" göstermek için ekstra çaba sarf ettiklerini belirtmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...