
Korku
Ozan, bir avukattır ve iş hayatındaki hırsları ile materyalist bakış açısı, onu manevi değerlerden tamamen koparmıştır. Sevgilisi Gizem ile olan ilişkisinde de bencilce tavırlar sergileyen Ozan'ın hayatı, Gizem’in trajik ve gizemli ölümüyle altüst olur. Ancak bu ölüm sadece bir son değil, Gizem için sonsuz bir karanlığın ve Ozan için de kaçamayacağı bir vicdan azabının başlangıcıdır.
Film, ölüm anından itibaren ruhun bedeni terk edişini ve sorgu melekleriyle olan ilk karşılaşmayı son derece sert bir dille tasvir eder. Gizem, dünyada işlediği günahların bedelini mezarın o dar ve karanlık atmosferinde ödemeye başlarken, Ozan ise dış dünyada açıklanamayan metafizik olayların hedefi haline gelir. Mezarın derinliklerinde yankılanan çığlıklar, izleyiciye ölümden sonraki hayatın o bilinmez ve ürkütücü kapılarını aralıyor.
Filmin başrollerinde Hakan Özgömeç, Özlem Aras ve Ufuk Kaplan yer alıyor. Hakan Özgömeç, inançsız ve hırslı bir adamın yaşadığı psikolojik çöküşü oldukça inandırıcı bir şekilde yansıtıyor. Özlem Aras ise kabir sahnelerindeki klostrofobik performansı ve makyaj efektleriyle desteklenen sahneleriyle filmin korku yükünü başarıyla sırtlanıyor.
Oyuncu kadrosu, diyaloglardan ziyade mimik ve fiziksel reaksiyonlarla korkuyu bulaştırmayı hedefleyen bir performans sergiliyor. Özellikle mezar sahnelerindeki oyuncu yönetiminin, türün gerektirdiği o çiğ ve tekinsiz duyguyu başarıyla verdiği söylenebilir.
Arkın Aktaç’ın yönetmen koltuğunda oturduğu yapım, Türk korku sinemasında alışık olduğumuz "cin" temasından sıyrılarak doğrudan eskatolojik (ahiret bilimi) bir korkuya odaklanıyor. Filmin en dikkat çekici yönü, görsel efektlerin ve ses tasarımının mezar içindeki izolasyon hissini zirveye çıkarmasıdır. Klasik jump scare öğelerinin ötesinde, inanç temelli bir varoluşsal sancıyı tetikleyen yapım, atmosfer kurma konusunda oldukça iddialı bir duruş sergiliyor.
Dini motifli korku filmlerinden ve ölüm sonrası hayat temalı gizemlerden hoşlanan izleyiciler bu filme mutlaka şans vermeli. Eğer Siccin veya Dabbe serilerindeki o manevi baskı ve gerilim sizi cezbediyorsa, Kabir Azabı bu beklentinizi karşılayacaktır. Ancak klostrofobi (kapalı alan korkusu) olan izleyiciler için mezar sahneleri oldukça zorlayıcı olabilir.
Türk sinemasında "ölümden hemen sonrası" tasviri genellikle geçiş sahneleriyle verilirken, bu film tüm odağını kabir hayatındaki o karanlık sürece dikiyor. Pratik efektlerin başarısı ve ölümün o soğuk yüzünü hiçbir filtreden geçirmeden izleyiciye sunması, yapımı türdaşları arasında farklı bir yere koyuyor. Maneviyatı ve dünya hayatındaki seçimleri sorgulatan yapısı, onu sadece bir korku filmi olmaktan çıkarıp bir ibret hikayesine dönüştürüyor.
İlahi Adalet: Yapılan her eylemin ölümden sonra bir karşılığının olduğu inancı.
Klostrofobi: Mezarın darlığı üzerinden işlenen, fiziksel ve ruhsal hapis hali.
Vicdan ve Pişmanlık: Ölümden sonra geri dönüşü olmayan hataların yarattığı sonsuz acı.
Bilinmezlik: İnsanlığın en kadim korkusu olan "sonrasına" dair ürpertici tasvirler.
Bu filmin yarattığı tekinsiz atmosferi ve dini temaları sevdiyseniz şu yapımlara da göz atabilirsiniz:
Azap: Yine dini temalar üzerinden günah ve bedel konusunu işleyen bir yerli film örneği.
Üç Harfliler: Musallat ve bedel ödeme temalarını başarıyla işleyen bir seri.
Semum: İslam mitolojisindeki karanlık varlıkları ve cehennem tasvirlerini odağına alan bir klasik.
Filmin çekimleri sırasında özellikle mezar içindeki sahnelerin gerçekçiliğini sağlamak için oyuncuların toprak altında kaldığı özel düzenekler kullanıldı. Senaryo aşamasında bazı dini kaynaklardan yararlanılarak tasvirlerin kültürel hafızaya uygun olmasına özen gösterildi. Film, vizyona girdiği dönemde özellikle fragmanıyla sosyal medyada büyük yankı uyandırmış ve "izlemesi en zor fragmanlardan biri" olarak nitelendirilmişti.
Film, kurgusal bir senaryoya sahip olsa da İslam inancındaki kabir hayatı ve azabı tasvirlerinden esinlenilerek kaleme alınmıştır.
Filmde fiziksel vahşetten ziyade, ruhsal ve bedensel acının metafiziksel tasvirleri ön plandadır; ancak rahatsız edici görseller mevcuttur.
Yapım, temel olarak dünya hayatındaki eylemlerin ölümden sonra bir karşılığı olduğunu savunarak ahlaki bir hesaplaşmayı vurguluyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...