

Selma Jezkova

Kathy

Bill Houston

Jeff

Oldrich Novy

Linda Houston
Gene Jezkova

Norman

Samuel

Brenda
1960'ların Amerika'sında geçen hikâyede, Çek göçmeni Selma (Björk), genetik bir hastalık nedeniyle görme yetisini hızla kaybetmektedir. Selma, aynı kaderi paylaşacak olan küçük oğlunun ameliyat parasını biriktirmek için bir fabrikada ağır şartlar altında çalışır.
Selma'nın tek kaçış noktası, hayal dünyasında canlandırdığı görkemli Hollywood müzikalleridir. Fabrikadaki makinelerin gürültüsü veya bir trenin raylardaki sesi, onun zihninde muazzam bir orkestraya dönüşür. Ancak bir komşusunun (David Morse) ihanetiyle hayatı trajik bir çıkmaza girer. Selma, oğlunun geleceğini kurtarmak ile kendi hayatı arasında korkunç bir seçim yapmak zorunda kalır. Film, fedakarlığın en uç noktasını işleyen, izlemesi zor ama unutulması imkansız bir deneyimdir.
Björk: Selma rolündeki performansı sadece bir "oyunculuk" değil, adeta bir ruh teslimiyetidir. Bu rolüyle Cannes Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştır. Björk, karakterin saflığını ve acısını o kadar derinden yaşatır ki, seyirciyle arasında tarif edilemez bir bağ kurar.
Catherine Deneuve: Selma'nın en yakın dostu Kathy rolünde, Hollywood'un ihtişamını von Trier'in çiğ ve sert gerçekliğiyle buluşturan harika bir performans sergiler.
David Morse: Çaresizliği ve kötülüğü iç içe geçmiş komşu Bill rolünde, hikâyenin kırılma noktasını oluşturur.
Karanlıkta Dans, geleneksel müzikallerin aksine, neşeli değil son derece melankolik ve rahatsız edicidir. Yönetmen Lars von Trier, filmi Dogme 95 akımının izlerini taşıyan el kamerası çekimleriyle ("çiğ gerçeklik") ve müzikal sahnelerdeki sabit 100 kamera tekniğiyle ("masalsı hayal") iki farklı dünyada kurgulamıştır.
Film, 2000 yılında Cannes Film Festivali'nde en büyük ödül olan Altın Palmiye'yi kazanmıştır. Björk tarafından bestelenen ve filmde seslendirilen "I've Seen It All" şarkısı, En İyi Özgün Şarkı dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, müzikal türüne getirilmiş en radikal yorumu görmektir. Sinema tarihinin en hüzünlü finallerinden birine sahip olan yapım, adaletsizliğe ve fedakarlığa dair sarsıcı bir eleştiri sunar. Eğer sadece "eğlenmek" değil, ruhunuzda iz bırakacak, sizi derin düşüncelere sevk edecek sanatsal bir yıkım arıyorsanız, bu film tam size göredir.
Müzik ve Kaçış: Gerçek dünyanın acımasızlığından kurtulmak için sanatın sığınak olarak kullanılması.
Körlük: Hem fiziksel bir kayıp hem de toplumun bireyin acılarına karşı duyarsızlığına dair bir metafor.
Adalet ve İnfaz: Sistemin masumiyet karşısındaki soğuk ve mekanik işleyişi.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...