

Can

Meryem

Katil

-

-

-

-

-

Funeral Service
-
Can, yaşlı babasının cenaze törenine katılmak üzere yıllar önce ayrıldığı kasabaya geri döner. İstasyonda beklediği sırada, tuhaf bir cinayete tanık olur. Olayın şokuyla katili görür ancak katil ondan kaçmak yerine, hiçbir şey olmamış gibi olay yerinden uzaklaşır. Can, durumu polise bildirdiğinde ise beklediği ilgiyi göremez; aksine kasaba halkı ve kolluk kuvvetleri bu olayı kanıksamış, hatta üzerini örtmeye meyilli bir tavır sergilemektedir.
Cenaze işlemlerini bitirip bir an önce bu tekinsiz yerden ayrılmak isteyen Can için işler bir kabusa dönüşür. Kasabada gizemli bir karantina ilan edilir ve tüm giriş çıkışlar kapatılır. Can, babasının dumanlı geçmişi, miras kalan garip borçlar ve kimsenin konuşmadığı sırlar arasında sıkışıp kalır. Zaman ve mekân algısının yitirildiği bu psikolojik gerilim atmosferinde, Can tanık olduğu cinayetin mi yoksa bizzat kendi varlığının mı kurbanı olduğunu sorgulamaya başlar.
Filmin başrolünde, modern Türkiye sinemasının en yetenekli isimlerinden Erdem Şenocak yer alıyor. Can karakterinin içindeki o huzursuzluğu, şaşkınlığı ve yavaş yavaş teslim olduğu çaresizliği minimalist ama etkileyici bir oyunculukla yansıtıyor. Ona eşlik eden usta oyuncu Rıza Akın, kasabanın o ağır ve sırlarla dolu havasını yüz hatlarında taşıyan performansıyla filme derinlik katıyor.
Jale Arıkan ise gizemli ve mesafeli duruşuyla hikâyenin tekinsiz yapısını destekleyen kilit bir rolde karşımıza çıkıyor. Oyuncu kadrosu, Tayfun Pirselimoğlu’nun alametifarikası olan o "donuk ama anlam yüklü" ifade biçimini başarıyla sergileyerek, filmin gerçeküstü dokusuna büyük katkı sağlıyor.
Tayfun Pirselimoğlu, kendi yazdığı aynı adlı romandan uyarladığı bu yapımda, izleyiciyi klostrofobik bir labirentin içine hapsediyor. Yönetmen, alışılagelmiş bir cinayet soruşturması yerine; suçun, cezanın ve suçluluk duygusunun kolektif bir hâl aldığı distopik bir evren kuruyor. Görüntü yönetimi, kasabanın gri ve paslı estetiğini o kadar güçlü veriyor ki, izleyici ekran başında karantina altındaymış gibi hissediyor. Kerr, klasik bir hikâye anlatıcılığından ziyade, bir ruh halini ve toplumsal bir çıkmazı resmeden sanatsal bir başyapıt.
Sembolik anlatımları seven, her karesinde bir alt metin arayan ve ana akım sinemanın kalıplarından sıkılan izleyiciler için bu film biçilmiş kaftan. Eğer Nuri Bilge Ceylan veya Zeki Demirkubuz gibi yönetmenlerin kurduğu atmosferlere aşinaysanız, bu Türk yapımı dram sizi içine çekecektir. Gizemli bir gerilim izlemek isteyen ancak sonunda her şeyin bir paket halinde açıklanmasını beklemeyen sinefiller bu deneyimi mutlaka yaşamalı.
Film, Türkiye’nin Oscar adayı olarak seçilmesiyle başarısını kanıtlamış bir yapım. "Kerr" kelime anlamıyla "tekrar" veya "dönüş" demektir; film de bu ismin hakkını vererek hataların, suçların ve tarihin nasıl tekerrür ettiğini eşsiz bir sinematografiyle anlatıyor. Karakterin yaşadığı o "çıkamama" hali, aslında bireyin toplum içindeki sıkışmışlığının en güçlü yansımalarından biri.
Suç ve Kayıtsızlık: Bir cinayetin herkesin gözü önünde işlenip kimse tarafından önemsenmemesi.
Karantina ve İzolasyon: Hem fiziksel hem de zihinsel bir kapana kısılmışlık hissi.
Baba ve Oğul: Geçmişin gölgelerinin, yeni nesil üzerindeki ağır mirası.
Absürt Adalet: Hukukun ve mantığın işlemediği bir sistemde hayatta kalma çabası.
Yol Kenarı: Tayfun Pirselimoğlu’nun benzer bir atmosferde geçen, kıyamet alametleriyle örülü bir diğer önemli eseri.
Beni Sakla (Hidden): Haneke’nin izlenme ve geçmişin günahları temalı gerilimiyle benzer bir huzursuzluk taşıyor.
Kıskanmak: Zeki Demirkubuz’un karanlık insan doğasını ve kasaba durağanlığını ele aldığı bu dram, Kerr ile benzer bir ruhu paylaşıyor.
Film, Türkiye'nin 95. Akademi Ödülleri'nde (Oscar) "En İyi Uluslararası Film" dalında aday adayı olarak seçilmiştir.
Çekimleri Yunanistan ve Türkiye ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, dünya prömiyerini prestijli Varşova Film Festivali’nde yapmıştır.
Filmdeki kasaba, herhangi bir yer ismiyle anılmayarak zamansız ve mekânsız bir evren yaratılmak istenmiştir.
"Kerr", Arapça kökenli bir kelime olup "tekrar, bir işe yeniden başlama, geri dönme" gibi anlamlara gelir; filmdeki döngüsel yapıyı temsil eder.
Hayır, Kerr bir korku filmi değil; tekinsiz bir atmosferi olan, gizem unsurlarının ön planda olduğu bir psikolojik gerilim ve sanat filmidir.
Karantina, hem toplumsal bir felaketi hem de bireyin kendi iç dünyasındaki suçluluk duygusundan kaçamayışını simgeleyen metaforik bir engeldir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...