

Alicia

Lydia

Benigno

Marco

Rosa

Katerina Bilova

Bailarine

Bailarine

Singer at Party

Doctor Vega
Konuş Onunla, aşkın, bağlılığın ve yalnızlığın sınırlarını zorlayan, melankoliyle estetiği harmanlayan sarsıcı bir modern zaman masalı olarak izleyiciyi derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Pedro Almodóvar’ın başyapıtlarından biri olan Konuş Onunla, yolları bir hastane koridorunda kesişen iki adamın ve onların komadaki iki kadına duydukları karşılıksız aşkın hikayesini anlatıyor. Benigno, yıllardır evinden izlediği genç dansçı Alicia’ya takıntılı bir aşkla bağlıdır; Alicia bir kaza sonucu komaya girdiğinde, Benigno onun bakıcısı olur ve her gün onunla hiç cevap alamayacağı uzun sohbetler eder. Diğer yanda ise sevgilisi boğa güreşçisi Lydia’nın bir gösteri sırasında ağır yaralanmasıyla yıkılan Marco vardır.
Film, bu iki adamın yalnızlıklarını ve çaresizliklerini birbirlerinde teselli bulurken geliştirdikleri tuhaf dostluğu merkezine alıyor. Almodóvar, geleneksel ahlak kavramlarını ve "iletişim" olgusunu, bir kadının bitkisel hayattayken bile bir erkeğin dünyasını nasıl şekillendirebileceği üzerinden sorguluyor. Geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen anlatı yapısı, izleyiciyi hem etik bir ikilemle baş başa bırakıyor hem de sevginin sınır tanımayan doğasına tanıklık etmeye davet ediyor.
Javier Cámara, Benigno karakterinde sergilediği performansla filmin kalbi olmayı başarıyor. Naifliği ve ürkütücü tutkusu arasındaki o ince çizgide yürürken, karakteri hem sevilebilir hem de sorgulanabilir kılma ustalığını gösteriyor. Dario Grandinetti, Marco rolünde acısını daha içe dönük ve rasyonel bir yerden yaşayarak Benigno’nun uçarı bağlılığına dengeli bir zıtlık oluşturuyor.
Kadın karakterlerde Leonor Watling ve Rosario Flores, büyük oranda sessiz kalsalar da fiziksel varlıklarıyla filmin görsel şiirselliğini tamamlıyorlar. Ayrıca filmde Caetano Veloso’nun "Cucurrucucú Paloma" şarkısını seslendirdiği sahne, sinema tarihinin en saf ve duygusal anlarından biri olarak hafızalara kazınıyor.
Pedro Almodóvar, bu filmle sadece bir dram filmi değil, aynı zamanda görsel bir senfoni sunuyor. Renk kullanımı, dans koreografileri (özellikle Pina Bausch sahneleri) ve Alberto Iglesias’ın büyüleyici müzikleri, filmin anlatı dilini zenginleştiriyor. Yönetmen, şiddeti veya cinselliği göstermek yerine, duyguların ve arzuların yarattığı gerilimi kullanmayı tercih ederek hikayesini daha derin bir boyuta taşıyor.
İnsan ruhunun karmaşıklığına ilgi duyan, sanatsal sinemanın estetik gücünden etkilenen ve karakter analizine dayalı hikayeleri sevenler için bu film bir zorunluluktur. Avrupa sineması ve özellikle İspanyol kültürünün o tutkulu dokusunu hissetmek isteyen izleyiciler, Almodóvar’ın bu en olgun eserinden büyük keyif alacaktır. Duygusal derinliği olan ve etik yargıları sarsan bir sanat filmi arayanlar listesinin başına eklemeli.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, "iletişimsizlik" temasını komadaki bir karakter üzerinden işleyerek tezat bir dille "konuşmanın" önemini vurgulamasıdır. Bir yabancı film kategorisinde Oscar kazanmış olması, senaryosunun ne kadar özgün ve evrensel olduğunun kanıtıdır. Almodóvar, izleyiciye bir canavarı mı yoksa bir aşığı mı izlediğini sordurtarak seyirciyi aktif bir düşünme sürecine dahil eder.
Yalnızlık ve Tecrit: İletişim kurma çabasının en uç noktadaki tezahürü.
Karşılıksız Bağlılık: Bir başkasına adanmış bir hayatın etik sınırları.
Sanatın İyileştiriciliği: Dans ve müziğin acı üzerindeki etkisi.
Erkek Kırılganlığı: İki farklı erkek figürü üzerinden yas tutma biçimleri.
Eğer Almodóvar’ın bu stilini sevdiyseniz, yönetmenin bir diğer güçlü eseri olan Annem Hakkında Her Şey (Todo sobre mi madre) yapımına mutlaka göz atmalısınız. Duygusal yoğunluğu ve estetik diliyle Wong Kar-wai’nin Aşk Zamanı (In the Mood for Love) filmi de benzer bir melankoli sunacaktır. Ayrıca psikolojik dram türünde benzer katmanlara sahip olan Julian Schnabel’in Kelebek ve Dalgıç (Le Scaphandre et le Papillon) filmi de iyi bir öneridir.
Film, 2003 yılında "En İyi Özgün Senaryo" Oscar'ını kazanarak büyük bir başarı elde etmiştir.
Filmin açılışında ve kapanışında yer alan dans sahneleri, ünlü koreograf Pina Bausch’a aittir.
Almodóvar, hikâyeyi kurgularken sessiz sinema döneminin anlatım tarzından ve masalsı unsurlardan ilham aldığını belirtmiştir.
Filmdeki "Shrinking Lover" (Küçülen Sevgili) isimli siyah-beyaz kısa film sekansı, aslında hikâyenin en karanlık noktasını metaforik olarak anlatmak için tasarlanmıştır.
Filmin en ikonik sahnelerinden birinde, Brezilyalı efsanevi sanatçı Caetano Veloso "Cucurrucucú Paloma" adlı parçayı seslendiriyor.
Film gerçek bir hikayeden uyarlanmamıştır; tamamen Pedro Almodóvar’ın özgün senaryosudur ancak yönetmen bazı gazete haberlerinden ve kişisel gözlemlerinden esinlenmiştir.
Spoiler vermeden söylemek gerekirse, film trajik bir kaybın ardından yeni bir başlangıcın ve beklenmedik bir karşılaşmanın umuduyla, döngüsel bir şekilde sona eriyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...