

Sabine De Barra

Andre Le Notre

King Louis XIV

Philippe, Duc d'Orleans

Madame Le Notre

Thierry Duras

Madame De Montespan

Antoine Lauzun

Princess Palatine

Claude Moulin
Güneş Kral XIV. Louis dönemi Fransa’sında geçen film, Versailles Sarayı’nın bahçelerini tasarlamak üzere görevlendirilen Sabine De Barra isimli yetenekli bir peyzaj mimarının hikâyesine odaklanıyor. Dönemin katı toplumsal kurallarına ve cinsiyet bariyerlerine rağmen sabrı ve estetik anlayışıyla öne çıkan Sabine, kralın baş bahçıvanı André Le Nôtre ile birlikte çalışmaya başlar. Sabine’in alışılagelmiş düzene meydan okuyan özgür ruhlu tarzı, başlangıçta düzen tutkunu Le Nôtre ile çatışsa da, bu durum zamanla derin bir mesleki hayranlığa ve romantik bir çekime dönüşür.
Sabine, bir yandan sarayın karmaşık entrikaları ve sınıfsal küçümsemeleriyle mücadele ederken, diğer yandan kendi geçmişindeki trajik bir sırrın gölgesinden kurtulmaya çalışır. Versailles’ın çamurlu topraklarından yükselen o muazzam açık hava tiyatrosu ve bahçeler, aslında Sabine’in içsel özgürleşmesinin bir sembolü haline gelir. Dram filmi ve romantizm unsurlarını zarif bir şekilde harmanlayan yapım, izleyiciyi 17. yüzyıl Fransa’sının görkemli ama bir o kadar da acımasız atmosferine davet ediyor.
Filmin başrolünde, Sabine De Barra karakterine hayat veren Kate Winslet yer alıyor. Winslet, karakterin hem kırılgan hem de sarsılmaz derecede güçlü yanlarını o kendine has derinliğiyle yansıtıyor. Ona André Le Nôtre rolünde eşlik eden Matthias Schoenaerts, az konuşan ama bakışlarıyla çok şey anlatan, melankolik ve karizmatik bir performans sergiliyor. İkilinin arasındaki ekran uyumu, filmin duygusal yükünü başarıyla taşıyor.
Filmin yönetmen koltuğunda da oturan usta oyuncu Alan Rickman, Kral XIV. Louis rolünde karşımıza çıkıyor. Rickman, kralı sadece otoriter bir hükümdar olarak değil, aynı zamanda bahçeciliğe ve sanata tutkun, insani zaafları olan bir karakter olarak portreliyor. Ayrıca Stanley Tucci, kralın kardeşi Philippe d'Orléans rolünde filme renkli ve eksantrik bir dokunuş katarken, Helen McCrory ise entrikacı Madame Le Nôtre karakteriyle hikâyenin gerilim dozunu artırıyor.
Alan Rickman’ın yönetmenlik koltuğundaki ikinci denemesi olan film, tarihi gerçeklerden ziyade duygusal bir "bahçe rüyası" sunmayı tercih ediyor. Sinematografisiyle büyüleyen yapım, bir bahçenin inşa sürecini adeta bir sanat eserinin doğuşu gibi titizlikle işliyor. Kostüm tasarımı ve dönem atmosferi oldukça başarılı olsa da, filmin asıl gücü karakterlerin içsel yolculuklarında yatıyor. Temposu yer yer yavaşlasa da, Kate Winslet’in büyüleyici performansı ve görsel estetiği sayesinde izleyiciyi koparmayan bir akıcılığa sahip.
Tarihi dönem dramalarından ve kostümlü yapımlardan hoşlanan sinemaseverler için bu film ideal bir tercih. Bahçecilik, peyzaj mimarisi ve sanatın doğuşuna ilgi duyanların yanı sıra, imkansız aşk temalı romantik film tutkunları da Sabine ve André’nin hikâyesinden etkilenecektir. Güçlü bir kadının erkek egemen bir dünyada kendine yer açma çabasını izlemek isteyen herkes bu yapımda ilham verici detaylar bulabilir.
Versailles Sarayı’nın o meşhur bahçelerinin arkasındaki emeği ve yaratım sürecini hayali ama etkileyici bir kurguyla görmek için izlenmeli. Alan Rickman ve Kate Winslet gibi iki dev ismi bir arada izlemek başlı başına bir sinema keyfi sunuyor. Ayrıca, filmdeki "küçük karmaşa" felsefesi –yani kusursuz düzenin içindeki doğal ve vahşi güzellik– sadece bahçeler için değil, hayatın geneli için de derin bir anlam taşıyor.
Yaratıcılık ve Düzen: Klasik Fransız bahçe düzeni ile Sabine’in doğal ve "karmaşık" tarzı arasındaki çatışma.
Kadın Hakları ve Bağımsızlık: 17. yüzyılda bir kadının mesleki başarısıyla saygı görme mücadelesi.
Yas ve İyileşme: Geçmişteki kayıpların sanat ve üretim yoluyla aşılması.
Sınıfsal Farklar: Saray hayatının yapaylığına karşı doğanın ve emeğin samimiyeti.
Bu filmin zarif dokusunu ve dönem atmosferini sevdiyseniz, yine Versailles saray yaşamını farklı bir perspektiften işleyen Marie Antoinette veya edebiyat ile tutkuyu birleştiren Aşk ve Gurur (Pride and Prejudice) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca sanatın ve yaratıcılığın sancılarını anlatan İnci Küpeli Kız da benzer bir estetik zevk sunabilir.
Film, Alan Rickman’ın 1997 yapımı The Winter Guest’ten sonra yönettiği ikinci ve ne yazık ki son sinema filmidir.
Kate Winslet çekimler sırasında hamileydi ancak bu durum, karakterinin hareketli ve fiziksel güç gerektiren bahçıvanlık sahnelerinde ona engel olmadı.
Filmdeki bahçe tasarımları için dönemin ünlü peyzaj mimarı André Le Nôtre’un gerçek çizimlerinden ilham alınmış olsa da, Sabine De Barra karakteri tamamen kurgusaldır.
Hayır, Sabine karakteri senaryo yazarı Allison Deegan tarafından kurgulanmıştır. O dönemde kadınların sarayda böyle bir görev üstlenmesi pek mümkün olmasa da, film "ya olsaydı" sorusu üzerinden bir hikâye kurar.
Filmde Versailles atmosferi harika yansıtılmış olsa da, çekimlerin büyük çoğunluğu İngiltere’deki tarihi mekanlarda ve malikanelerde (Blenheim Palace, Hampton Court Palace vb.) gerçekleştirilmiştir.
Orijinal adı "A Little Chaos" olan film, Sabine’in bahçe tasarımlarında kullandığı, mutlak düzeni bozan ve ona doğal bir ruh katan küçük düzensizliklere ve beklenmedik dokunuşlara gönderme yapmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...