
Komedi, Dram
İsviçre’nin sakin bir kasabasında yaşayan Elise Lafontaine, yıllardır değişmeyen bir rutine sıkı sıkıya bağlıdır. Her sabah ve her akşam, evinin bahçesine çıkarak yanından hızla geçen TGV trenine el sallar. Bu küçük ve sessiz eylem, onun dış dünyayla kurduğu tek ve en istikrarlı bağdır. Bir gün, bu rutin bir sürprizle bozulur: Trenin makinisti, rayların kenarına Elise için bir mektup bırakır.
Bu tesadüfi başlangıç, Elise ve tren makinisti Bruno arasında şiirsel bir mektup arkadaşlığına dönüşür. Kağıt üzerinde paylaşılan hayaller ve sırlar, Elise’in paslanmış duygularını yeniden harekete geçirir. Ancak ilerleyen teknoloji ve değişen tren rotaları, bu analog romantizmi büyük bir sınavla karşı karşıya bırakır. Film, bir kadının konfor alanından çıkıp hayatın hızına yetişme çabasını, nostalji ile modernite arasındaki o ince çizgide yürüyerek anlatır.
Filmin kalbinde, Fransız sinemasının efsanevi ismi Jane Birkin yer alıyor. Birkin, Elise karakterine hem kırılgan hem de vakur bir derinlik katıyor. Yaşlılığın getirdiği yalnızlığı ve yeniden umutlanmanın verdiği çocuksu heyecanı sadece gözleriyle anlatabilen Birkin, performansıyla hikâyeyi evrensel bir düzleme taşıyor.
Ona eşlik eden Gilles Tschudi, mektupların ardındaki gizemli makinist olarak hikâyeye naif bir beyefendilik katıyor. Oyuncu kadrosunun geri kalanı, Elise’in izole dünyası ile dış dünyanın karmaşası arasındaki tezatı vurgulamak adına oldukça doğal performanslar sergiliyor. Jane Birkin’in karizması, bu kısa film yapısını adeta bir başyapıta dönüştürüyor.
Yönetmen Timo von Gunten, La femme et le TGV ile görsel bir şölen sunarken aynı zamanda kalbe dokunmayı başarıyor. Filmin sinematografisi, Wes Anderson filmlerini anımsatan simetrik kareler ve pastel tonlarla bezeli. Bu masalsı atmosfer, Elise’in yalnızlığını estetik bir dille yumuşatıyor. 89. Akademi Ödülleri'nde Oscar adaylığı kazanan yapım, hızla akıp giden modern dünyada "durup el sallamanın" ve el yazısıyla yazılmış bir mektubun kıymetini hatırlatıyor.
Yavaş yaşam (slow living) felsefesine ilgi duyanlar, nostalji tutkunları ve duygusal derinliği yüksek hikâyelerden hoşlananlar bu filme hayran kalacaktır. Jane Birkin hayranları için sanatçının bu geç dönem performansını izlemek paha biçilemez bir deneyimdir. Ayrıca, hayatın içinde kaçırılan küçük detayları fark etmek isteyen herkes için bu romantik dram harika bir seçim olacaktır.
Bu film, teknolojinin bizi birbirimize bağladığını iddia ederken aslında ne kadar yalnızlaştırdığına dair zarif bir eleştiri sunuyor. TGV treninin hızı ile mektubun yavaşlığı arasındaki zıtlık, modern insanın zamanla olan kavgasını temsil ediyor. Gerçek bir hikâyeden esinlenmiş olması, Elise’in cesaretini ve Bruno ile kurduğu bağı çok daha anlamlı kılıyor.
Yalnızlık ve Rutin: Tekrarlanan eylemlerin insan ruhu üzerindeki teselli edici etkisi.
Modernite vs. Nostalji: Hızla değişen dünyanın eski usul bağlar üzerindeki baskısı.
İletişim: Bir yabancıyla kurulan samimi bağın, insanın hayatını değiştirme gücü.
Yaşlılık ve Umut: Hayatın her evresinde yeni bir maceraya atılma potansiyeli.
Eğer Elise'in dünyasını sevdiyseniz, benzer bir görsel estetiğe ve naifliğe sahip olan Amélie filmini mutlaka hatırlamalısınız. Ayrıca, mektuplar aracılığıyla gelişen bir aşkı konu alan The Lunchbox (Sefer tası) ve yaşlılık dönemindeki duygusal uyanışları işleyen 45 Years bu filmle ortak hisler paylaşan yapımlardır.
Film, İsviçre'de 33 yıl boyunca her gün geçen trene el sallayan bir kadının gerçek hikâyesinden esinlenmiştir.
Jane Birkin, senaryoyu o kadar çok sevmiştir ki, başlangıçta oyunculuğu bıraktığını açıklamasına rağmen bu rol için geri dönmüştür.
Filmin çekildiği mekanlar, İsviçre'nin büyüleyici kırsal atmosferini yansıtmak için özel olarak seçilmiştir.
Evet, film yönetmen Timo von Gunten'in bir gazete kupüründe okuduğu, İsviçreli bir kadının gerçek hayat hikâyesinden yola çıkılarak çekilmiştir.
TGV (Train à Grande Vitesse), hızı ve modern dünyayı temsil eder. Elise'in ona el sallaması ise duran zamanın, akan zamana selam vermesi olarak yorumlanabilir.
Film, Akademi Ödülleri'nde (Oscar) "En İyi Kısa Film" adayı olmuştur ve birçok uluslararası festivalden ödülle dönmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...