
Komedi, Dram, Romantik

Mathieu Faber

Conchita

Conchita

Édouard

Martin

Mother on the Train

Encarnación, Conchita's Mother

Manolita
Isabelle
Woman who Mending at the Window
Yaşlı ve varlıklı bir Fransız olan Mathieu, bir tren yolculuğu sırasında rastladığı yolculara, Conchita adındaki genç bir İspanyol kadına duyduğu saplantılı aşkın hikâyesini anlatır. Mathieu’nun tek arzusu Conchita’ya sahip olmaktır; ancak genç kadın her seferinde ona yaklaşıp tam birleşme anında ustaca geri çekilerek onu amansız bir kedi-fare oyununun içine hapseder.
Film, burjuvazinin arzularını, sınıf farklarını ve mülkiyet içgüdüsünü eleştirirken, aşkın aslında ulaşılamayan bir nesneye duyulan açlık olduğunu savunur. Arka planda patlayan bombalar ve terör eylemleri, Mathieu’nun iç dünyasındaki duygusal kaosun ve toplumsal çöküşün bir yansıması olarak sunulur.
Filmin en dikkat çekici özelliği, başkarakter Conchita’yı iki farklı oyuncunun (Carole Bouquet ve Angela Molina) canlandırmasıdır. Buñuel, bu kararıyla kadının değişken doğasını, Mathieu’nun onu hiçbir zaman tam olarak kavrayamayışını ve arzunun sabit bir nesnesinin olmadığını vurgular. Mathieu karakterini ise usta oyuncu Fernando Rey büyük bir zarafet ve çaresizlikle canlandırır.
Buñuel’in son filmi olan bu yapım, 1978 yılında En İyi Yabancı Film ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında Oscar’a aday gösterilmiştir. Pierre Louÿs’un La Femme et le pantin adlı romanından uyarlanan film, yönetmenin tüm kariyeri boyunca işlediği temaların (din, burjuva ahlakı, cinsel bastırılmışlık) bir özeti niteliğindedir. Filmde kullanılan "hayali çuval" gibi sürrealist imgeler, izleyiciyi mantıksal bir açıklama aramaktan ziyade duygusal bir absürtlüğe davet eder.
Sürrealist sinema tutkunları ve Luis Buñuel hayranları.
İnsan psikolojisinin karanlık labirentlerini ve saplantılı ilişkileri merak edenler.
Sinemada anlatım tekniklerinin (iki oyuncu kullanımı gibi) nasıl yaratıcı şekilde kullanılabileceğini görmek isteyenler.
Bu filmi izlemek, arzunun kendisinin, arzulanan nesneden çok daha güçlü olduğunu fark etmektir. Buñuel, izleyiciyi Mathieu ile birlikte aynı hüsranın içine iterken, modern toplumun yapaylığını ve insanın kendi tutkularına nasıl esir düştüğünü muazzam bir mizah ve ironiyle gösterir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...