
Aile, Animasyon, Dram
Late Afternoon, demans hastalığıyla yaşayan yaşlı bir kadın olan Emily’nin zihninin derinliklerine yapılan büyüleyici bir yolculuğu konu alıyor. Emily için şimdiki zaman, puslu ve anlaşılması güç bir yerdir; odasında oturduğu sıradan bir öğleden sonrası, bir fincan çayın veya bir bisküvinin tetiklemesiyle aniden geçmişin canlandığı bir maceraya dönüşür. Emily, kendi zihninde adeta bir zaman yolcusu gibi çocukluğuna, gençliğine ve annelik yıllarına savrulur.
Hikâye, Emily’nin bu kopuk anıları birleştirerek "kim olduğunu" hatırlama mücadelesini odağına alır. Geçmişin canlı renkleri ile şimdiki zamanın solgun gerçekliği arasındaki geçişler, izleyiciye bir insanın yaşam öyküsünün ne kadar değerli olduğunu hissettirir. Film, hafıza kaybının sadece bir unutuş değil, aynı zamanda en değerli anlara yeniden tutunma çabası olduğunu naif bir görsellikle sunar.
Bu animasyon yapımında seslendirme, Emily’nin iç dünyasını anlamamızda kilit bir rol oynuyor. Fionnula Flanagan, Emily’nin kafası karışık ama meraklı hallerini sesiyle harika bir şekilde yansıtıyor. Karakter tasarımı ise zaman dilimleri arasında farklılık gösteriyor; yaşlı Emily daha yumuşak ve kırılgan hatlara sahipken, geçmişteki sahnelerde çizgiler daha dinamik ve renkler daha canlı kullanılmış.
Emily’ye eşlik eden ve ona şimdiki zamanda rehberlik eden bakıcısı/kızı karakteri, sabrı ve sevgisiyle hikâyenin duygusal çapası haline geliyor. Yönetmen Louise Bagnall, karakterlerin arasındaki fiziksel teması ve bakışları kullanarak, kelimelerin bittiği yerde sevginin nasıl devam ettiğini editoryal bir ustalıkla sergiliyor.
İrlandalı animasyon stüdyosu Cartoon Saloon tarafından hazırlanan Late Afternoon, el çizimi animasyonun zarafetini sonuna kadar kullanıyor. Yönetmen Louise Bagnall, hafızayı suyun akışına veya rüzgârın savurduğu yapraklara benzeterek soyut kavramları somut birer görsele dönüştürüyor. Tempo, bir yaşlı kadının düşünce hızı gibi bazen duruluyor bazen de anıların seline kapılıp hızlanıyor. Film, izleyiciyi hüzünlendirse de hayatın döngüsüne dair umut dolu bir mesaj bırakmayı başarıyor.
Hafıza, aile bağları ve yaşlılık temalı hikâyelerden etkilenen herkes bu kısa filmi mutlaka izlemeli. Özellikle demans veya Alzheimer gibi zorlu süreçleri yakından deneyimlemiş olanlar için bu aile filmi, empati kurabilecekleri ve teselli bulabilecekleri bir alan sunuyor. Şiirsel anlatımı ve sanatsal dokusuyla sanat filmi severler ve animasyonun duygusal gücüne inanan izleyiciler için kaçırılmaması gereken bir yapımdır.
Late Afternoon, 2019 yılında En İyi Kısa Animasyon dalında Oscar adaylığı elde ederek bu alandaki yetkinliğini kanıtladı. Sadece 9 dakikalık süresinde, koca bir ömrün özetini ve bir annenin evladıyla olan zamansız bağını anlatabilmesi büyüleyicidir. Hafızayı görselleştirmedeki yaratıcı yaklaşımı ve duygusal dürüstlüğü, onu türünün en özel örneklerinden biri yapıyor. Yaşamın ne kadar hızlı geçtiğini ve anıların bizi biz yapan en temel taşlar olduğunu hatırlatması bakımından izlenmeye değerdir.
Hafıza ve Kimlik: Anıların silinmesiyle bireyin öz benliğini koruma mücadelesi.
Yaşlılık ve Demans: Zihinsel gerilemenin birey ve yakınları üzerindeki duygusal etkisi.
Anne-Kız İlişkisi: Rollerin değiştiği, evladın ebeveyne rehberlik ettiği o hassas bağ.
Zamanın Akışı: Çocukluktan yaşlılığa uzanan hayat döngüsünün kaçınılmazlığı.
Eğer hafıza ve yaşlılık temalı bu yapımı sevdiyseniz, aynı stüdyonun elinden çıkan ve görsel bir şölen sunan Song of the Sea veya The Secret of Kells filmlerine göz atmalısınız. Ayrıca hafıza kaybını bir babanın gözünden anlatan The Father veya yaşlılığın yalnızlığını işleyen Up (Yukarı Bak) filminin unutulmaz başlangıç sahneleri, Late Afternoon ile benzer duygusal frekanslardadır.
Film, Oscar adayı "Wolfwalkers" ve "Song of the Sea" filmleriyle tanınan dünyaca ünlü İrlandalı stüdyo Cartoon Saloon’un bir yapımıdır.
Yönetmen Louise Bagnall, filmin temasını kurgularken kendi aile büyüklerinin deneyimlerinden ve hafıza üzerine yapılan araştırmalardan ilham almıştır.
Film, dünya çapında birçok festivalde "En İyi Kısa Film" ve "İzleyici Ödülü" kazanmıştır.
Filmde "suya dalış" veya "odadaki eşyaların dönüşümü" gibi metaforlar kullanılarak Emily’nin zihnindeki anılara geçişi sağlanıyor. Bu geçişler akıcı bir animasyon diliyle sunuluyor.
Hüzünlü bir atmosfer barındırsa da film, Emily’nin kızıyla kurduğu o anlık ama derin bağ sayesinde oldukça umut verici ve huzurlu bir şekilde sonlanıyor.
Her ne kadar yaşlılık temasını işlese de, görselliği ve anlatım tarzı itibarıyla her yaştan izleyicinin izleyebileceği evrensel bir hikayedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...