
Lou, bir ilkokulun bahçesinde bulunan "Kayıp ve Bulundu" (Lost and Found) kutusunun içinde yaşayan, tamamen sahipsiz eşyalardan oluşmuş gizemli ve iyi kalpli bir yaratığın hikâyesini merkezine alıyor. Lou, çocukların bahçede unuttuğu oyuncakları, hırkaları ve beyzbol toplarını büyük bir titizlikle toplayıp ait oldukları yere geri koymayı kendine görev edinmiş sessiz bir koruyucudur.
Ancak bir gün J.J. adındaki okulun popüler zorbası, diğer çocukların eşyalarını zorla ellerinden alıp kendi kutusuna doldurmaya başlayınca işler değişir. Lou, bu duruma sessiz kalmaz ve J.J.’e unutamayacağı bir ders vermek için harekete geçer. Eşyaların sadece birer nesne olmadığını, her birinin bir hatıra ve sevgi bağı taşıdığını anlatan film, zorbalığın kökenine dair de beklenmedik bir pencere açar.
Pixar'ın pek çok kısa filminde olduğu gibi bu yapımda da herhangi bir seslendirme sanatçısı veya diyalog bulunmuyor. Filmin asıl "oyuncuları", animatörlerin elinde hayat bulan cansız nesnelerdir. Bir beyzbol topunun göz, bir kırmızı kapüşonun ise gövde olduğu Lou karakteri, fiziksel komedi ve jestlerle muazzam bir performans sergiliyor.
Yönetmen Dave Mullins, J.J. karakterinin animasyonunda ise sadece bir "kötü çocuk" imajı değil, arkasında bir hikâye barındıran derinlikli bir çocuk portresi çizmiş. Karakterlerin duyguları, ses efektleri ve vücut dilleri üzerinden o kadar net aktarılıyor ki, kelimelerin eksikliği hiçbir şekilde hissedilmiyor.
Lou, sadece bir çocuk animasyonu değil, empati üzerine kurulmuş bir başyapıttır. Pixar'ın nesneleri kişiselleştirme yeteneği, bu filmde doruk noktasına ulaşıyor. Filmin temposu, bir kovalamaca sahneleriyle başlayıp kalpleri ısıtan bir finalle sona eriyor. Yönetmenlik koltuğundaki Dave Mullins, çocukluk dönemindeki taşınma süreçlerinden ve yeni bir ortama alışma çabasından ilham alarak yarattığı bu karakterle, izleyiciye aidiyet duygusunu sorgulatıyor.
Bu yapım, özellikle okul çağındaki çocuklar için ders niteliğinde bir aile filmi olarak öne çıkıyor. Empati kurma yeteneğini geliştirmek isteyenler ve zorbalıkla baş etme yöntemlerine dair zarif bir anlatı arayan ebeveynler için biçilmiş kaftan. Ayrıca, Pixar’ın yaratıcı dehasına hayran olan animasyon tutkunları, bir kutu dolusu eşyadan nasıl bu kadar karizmatik bir kahraman yaratıldığını görmek için mutlaka izlemeli.
Filmi izlemek için en önemli neden, zorbalığın bir ceza ile değil, paylaşmanın ve geri vermenin getirdiği mutlulukla nasıl çözülebileceğini göstermesidir. Lou, öfkenin arkasında yatan asıl nedenin çoğu zaman bir eksiklik veya kayıp hissi olduğunu hatırlatıyor. Kısa süresine rağmen izleyicide bıraktığı "iyilik yapma" isteği, filmi sıradan bir animasyondan çok daha öteye taşıyor.
Empati ve Paylaşım: Başkalarının mutluluğunu gözetmenin kişisel tatminden daha değerli oluşu.
Zorbalık ve Nedenleri: Sert kabukların altında yatan sevilme ve kabul görme ihtiyacı.
Kayıp ve Telafi: Kaybedilen bir şeyin yerinin bazen yeni bir dostlukla doldurulabilmesi.
Geri Dönüşüm: Unutulan ve terk edilenlerin bir araya gelerek yeni bir güç oluşturması.
Eğer Pixar’ın bu sessiz ama derin anlatım tarzını sevdiyseniz, Piper veya La Luna gibi diğer ödüllü kısa filmlere mutlaka göz atmalısınız. Duygusal derinliği olan bir spor filmi veya biyografik bir anlatıdan farklı olarak, nesneler üzerinden ilerleyen The Blue Umbrella da listenizde yer alabilir.
Lou ismi, kayıp eşyalar kutusunun üzerindeki "Lost and Found" yazısının bazı harflerinin düşmesiyle (L-O-U) oluşmuştur.
Filmin yönetmeni Dave Mullins, bu karakteri yaratırken okul yıllarında sürekli şehir değiştirmesinin yarattığı "görünmezlik" hissinden esinlenmiştir.
Film, 90. Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Animasyon Filmi dalında adaylık kazanmıştır.
Lou, çocukların okul bahçesinde unuttuğu kıyafetler, oyuncaklar ve çeşitli objelerin bir araya gelmesiyle oluşmuş, fiziksel formu sürekli değişebilen hayali bir koruyucudur.
Pixar'ın "pantomim" geleneğine uygun olarak, hikâyenin evrenselliğini korumak ve duygusal etkiyi sadece görsellikle güçlendirmek için diyalog tercih edilmemiştir.
Film, J.J.'in aslında kendi sahip olduğu bir şeyi kaybettiği için başkalarının eşyalarını aldığını göstererek, zorbalığın altında yatan "yoksunluk" duygusuna dikkat çeker.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...