

Sultan Alparslan

Romen Diyojen

Yudika

Afşin Bey

Nizamülmülk

Torquis

Peçenek Lideri
Antonius

Yakup Yabgu
Afsin Bey
Film, kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Veli adındaki bir adamın cenaze işlemleri sırasında yaşananları konu alır. Veli’nin naaşı gasilhaneye getirildiğinde, ailesi ve yakınları da burada toplanır. Ancak bu kederli görünen bekleyiş, zamanla ölen kişinin arkasından yapılan itirafların, bastırılmış öfkelerin ve yıllardır birikmiş sırların döküldüğü bir arenaya dönüşür.
Özellikle eşi Nermin, kocasının ölümüyle hem bir özgürlük hissi yaşar hem de geçmişin ağırlığıyla yüzleşir. Gasilhane duvarları arasında geçen bu klostrofobik süreçte; sadakat, aile bağları ve "iyi insan" maskelerinin ardındaki gerçek yüzler, trajikomik bir dille izleyiciye sunulur. Film, bir ölümün ardından aslında yaşayanların kendi içsel ölümleriyle nasıl yüzleştiğini anlatır.
Filmin en güçlü yanı, karakterlerin psikolojik katmanlarını başarıyla yansıtan oyuncu kadrosudur:
Aslıhan Gürbüz (Nermin): Karakterinin yaşadığı duygusal gelgitleri, sessiz çığlıklarını ve nihai patlamalarını muazzam bir editoryal derinlikle sergiliyor.
Serpil Gül: Geleneksel anne figürü ile modern dünyanın çatışmasında kilit bir rol üstleniyor.
Gizem Güçlü, Ersin Arıcı ve Mehmet Yılmaz Ak: Yan rollerdeki güçlü performanslar, aile içindeki gerilimi ve absürt atmosferi tamamlıyor.
Yönetmen Gizem Kızıl, ilk uzun metrajlı filminde oldukça cesur bir anlatım tercih ediyor. Tek bir mekanda (gasilhane ve çevresi) geçen hikâye, yönetmenlik becerisiyle izleyiciyi hiç sıkmayan, aksine merak uyandıran bir tempoya sahip. Filmin tonu, dram ile kara mizah arasında gidip gelerek hayatın en hüzünlü anlarında bile gizli olan o absürtlüğü başarıyla yakalıyor. Sinematografi, gasilhanenin soğuk ve steril havasını izleyicinin iliklerine kadar hissettiriyor.
İnsan psikolojisinin karanlık dehlizlerine inen, aile dinamiklerini sorgulayan ve "oda filmi" (tek mekan) tarzındaki yapımları sevenler için bu film bir mücevher değerinde. Eğer Zeki Demirkubuz filmlerindeki varoluşsal sancıları veya Yunan Tuhaf Dalgası tarzındaki absürt dokunuşları seviyorsanız, bu yapımı mutlaka listenize eklemelisiniz.
Film, bize "normallik" maskesi takmış insanların, kapalı kapılar ardında (veya bir cenaze başında) nasıl birer canavara ya da zavallıya dönüşebileceğini gösteriyor. Aslıhan Gürbüz’ün kariyerinin en iyi performanslarından birini sergilemesi ve yerli sinemada nadir görülen özgün bir kadın yönetmen vizyonu taşıması, filmi izlemek için en geçerli sebeplerden.
Yüzleşme: Ölenin ardından söylenen gerçeklerin aslında yaşayanları özgürleştirmesi.
Toplumsal Baskı: El alem ne der korkusuyla saklanan hayatlar.
Yas ve Kurtuluş: Bir kaybın aynı zamanda bir prangadan kurtulma ihtimali olması.
İletişimsizlik: Aynı ailenin içinde birbirine yabancılaşmış ruhlar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...