

Albert Narracott

Ted Narracott

Rose Narracott

Grandfather

Lyons

Capt. James Nicholls

Maj. Jamie Stewart

Emilie

Geordie Soldier

Lt. Charlie Waverly
İngiltere’nin kırsalında, Devon’da yaşayan genç Albert, Joey adını verdiği asil ve inatçı bir atı eğiterek onunla derin bir dostluk kurar. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Albert’ın babası, Joey’yi orduya satmak zorunda kalır. Bu ayrılık, hem Joey hem de Albert için yıllar sürecek, acı ve umut dolu bir yolculuğun başlangıcı olur. Joey, savaşın en kanlı cephelerinde; İngiliz süvarilerinden Alman askerlerine, yetim bir Fransız kızdan savaşın çamurlu siperlerine kadar pek çok farklı el değiştirir.
Savaşın acımasızlığına rağmen Joey, karşılaştığı her insanın hayatında bir iz bırakır ve hayatta kalma azmiyle adeta savaşın anlamsızlığına karşı duran bir sembol haline gelir. Albert ise reşit olur olmaz, kalbindeki tek amaç olan dostu Joey’yi bulmak ve onu eve geri getirmek için cephenin yolunu tutar. War Horse, savaşın dehşetini bir hayvanın gözünden ve onun dokunduğu hayatlar üzerinden anlatan sarsıcı bir kahramanlık hikâyesidir.
Filmin başrolünde, Albert karakterine hayat veren ve bu rolle büyük çıkış yakalayan Jeremy Irvine yer alıyor. Irvine, karakterin masumiyetini ve Joey’ye olan sarsılmaz bağlılığını izleyiciye çok güçlü bir şekilde geçiriyor. Kadroda ayrıca Emily Watson ve Peter Mullan, Albert’ın ailesi olarak yer alırken; Tom Hiddleston ve Benedict Cumberbatch, savaşın centilmen ama trajik kaderini paylaşan İngiliz subaylarını canlandırıyorlar.
Joey karakterini canlandıran atların performansı ise filmin asıl odak noktasıdır. Hiç konuşmadan sadece bakışları ve hareketleriyle duyguyu aktaran bu hayvan oyuncular, Spielberg’ün sinematografik dehasıyla birleşince ortaya unutulmaz bir editoryal başarı çıkıyor. Niels Arestrup’un canlandırdığı Fransız büyükbaba karakteri ise hikâyeye insancıl ve hüzünlü bir derinlik katıyor.
Steven Spielberg, War Horse ile klasik sinema anlayışına bir saygı duruşunda bulunuyor. John Ford’un epik manzaralarını ve eski Hollywood’un görkemli anlatım dilini anımsatan film, görsel açıdan bir başyapıt niteliğinde. Janusz Kamiński’nin ışığı ustaca kullanarak yarattığı Devon’un altın rengi tarlaları ile savaşın gri ve çamurlu siperleri arasındaki tezatlık, filmin duygusal etkisini zirveye taşıyor. John Williams’ın o her notasıyla gözyaşı vaat eden besteleri ise hikâyenin epik tonunu tamamlıyor. Spielberg, savaşı bir politik mesele olarak değil, insan ve doğa arasındaki bağın hayatta kalma mücadelesi olarak ele alarak izleyiciyi kalbinden yakalamayı başarıyor.
Hayvanseverler ve epik tarihi dramlardan hoşlananlar için War Horse, listenin en başında yer alması gereken bir yapımdır. Eğer savaşın teknik detaylarından ziyade insan ruhu üzerindeki etkisini ve sadakat temasını işleyen bir tarihi film arıyorsanız, bu yapım tam size göre. Ailece izlenebilecek ancak savaş sahnelerinin sertliği nedeniyle ebeveyn denetimi gerektiren bu aile filmi, fedakârlık ve umut üzerine dersler veriyor.
Film, savaşın sadece insanlar için değil, tüm canlılar için ne kadar yıkıcı olduğunu gösteren nadir yapımlardan biri. Joey’nin iki cephe arasındaki dikenli tellere takıldığı o meşhur sahne, sinema tarihinin en etkileyici "insanlık" anlarından birini sunuyor. Düşman askerlerinin bile bir atın hayatı için kısa süreliğine barış yapabildiği bu evrensel hikâye, en karanlık zamanlarda bile umudun olduğunu hatırlattığı için izlenmeli.
Sadakat ve Bağ: Zamanın ve mesafelerin koparamadığı bir dostluk hikâyesi.
Savaşın Anlamsızlığı: Farklı taraflardaki insanların aslında aynı acıları ve sevgileri paylaştığı gerçeği.
Hayatta Kalma Azmi: En zorlu şartlarda dahi pes etmemenin gücü.
Masumiyetin Yitimi: Savaşın hem insanlar hem de hayvanlar üzerindeki yıkıcı etkisi.
Bu filmin yarattığı destansı duyguyu sevdiyseniz, yine bir hayvanın gözünden sadakati anlatan Hachi: A Dog's Tale veya Birinci Dünya Savaşı’nın atmosferini farklı bir teknikle sunan 1917 filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca Spielberg’ün bir diğer savaş klasiği olan Saving Private Ryan (Er Ryan'ı Kurtarmak), yönetmenin savaş sahnelerindeki ustalığını karşılaştırmak için iyi bir seçenek olabilir.
Film, Michael Morpurgo’nun aynı adlı romanından ve daha sonra sahnelenen çok popüler tiyatro oyunundan uyarlanmıştır.
Joey karakterini canlandırmak için çekimler boyunca 14 farklı at kullanılmıştır, ancak ana "Joey" olarak bilinen at Finder adındadır.
Filmdeki hiçbir ata çekimler sırasında zarar verilmemiş, aksiyon sahnelerinde son teknoloji pratik efektler ve maketler kullanılmıştır.
Savaş sahnelerinin çekildiği siperler, tarihsel gerçekliğe sadık kalınarak devasa boyutlarda inşa edilmiştir.
Film kurgusal bir roman uyarlamasıdır, ancak Birinci Dünya Savaşı sırasında milyonlarca atın süvari birlikleri ve lojistik amaçlı kullanıldığı tarihi gerçeğine dayanmaktadır.
Filmin ana motivasyonu bu büyük buluşma üzerine kuruludur; Albert ve Joey, savaşın cehenneminden geçerek birbirlerine kavuşmak için her türlü engeli aşmaya çalışırlar.
Spielberg, savaşın dehşetini hissettirirken doğrudan kanlı sahnelerden ziyade atmosferik bir gerilimi tercih etmiştir. Yine de bazı sahneler 13 yaşından küçük izleyiciler için sarsıcı olabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...