

Mustafa Ali

Basri

Gülfidan

Cumhur
Elizabeth

Halil İbrahim

Hilmi

Özlem

Patron

Human Resources Personnel
Bodrum’un huzurlu koylarında paraya ve modern hayata karşı bir yaşam süren Mustafa Ali, babasının hastalığı nedeniyle istemeyerek de olsa İstanbul’a gelmek zorunda kalır. Ancak bu devasa şehir, Mustafa Ali’nin savunduğu her şeye terstir: Koşturmaca, trafik, plazalar, bitmek bilmeyen hırslar ve her şeyin fiyatının olduğu bir dünya.
Mustafa Ali, bu beton ormanında kendi yaşam tarzından ödün vermeden hayatta kalmaya çalışırken, çevresindeki insanlara da "neden bu kadar çok çalıştıklarını" ve "neyin peşinde koştuklarını" sorgulatır. İstanbul’un göbeğinde, elinde asası ve sırtında heybesiyle dolaşan bu adam, modern köleliğe dönüşen iş hayatına, kredi borçlarına ve teknoloji bağımlılığına karşı bilgece ama komik bir savaş başlatır. Film, "Filozof"un büyük şehirle imtihanını anlatırken, izleyiciyi de kendi yaşam standartlarını gözden geçirmeye davet ediyor.
Müfit Can Saçıntı, Mustafa Ali karakteriyle yine ekranın ruhunu belirliyor. Karakterin İstanbul’un o kaotik ortamındaki sakin duruşu, oyuncunun başarısıyla birleşince ortaya trajikomik bir tablo çıkıyor. İlk filmdeki performansını bu kez zıtlıkların merkezi olan İstanbul’da taçlandırıyor.
Kadroda ona eşlik eden Mahir İpek, günümüz dünyasının tipik, hırslı ve stresli iş adamı profilini başarıyla yansıtıyor. Birol Güven de kadroda yer alarak hikâyenin samimiyetini artırıyor. Ayrıca Kemal Kuruçay gibi tecrübeli isimler, İstanbul’un yozlaşmış ama bir o kadar da tanıdık tiplerini canlandırarak filmin mizah yükünü omuzluyorlar.
Yönetmen koltuğunda yine Müfit Can Saçıntı’nın oturduğu yapım, ilk filmdeki "doğada yaşam" temasını bu kez "şehirde hayatta kalma" mücadelesine dönüştürüyor. Senaryo, İstanbul’un keşmekeşini Mustafa Ali’nin gözünden bir laboratuvar gibi inceliyor. İlk filme göre daha dinamik bir tempoya sahip olan yapım, plazalardaki yapaylıktan mahalle kültüründeki kaybolmaya kadar pek çok konuya parmak basıyor. Görsel dil, İstanbul’un görkemli silüeti ile Mustafa Ali’nin sadeliği arasındaki tezatlığı başarıyla kullanıyor.
İstanbul’da yaşayan, her gün metrobüs kuyruklarında bekleyen, plaza hayatından bunalmış ve "Ben ne yapıyorum?" diyen her beyaz yakalı bu filmi izlemeli. Eğer yerli komedi türünde sadece gülmek değil, aynı zamanda sistem eleştirisi görmek istiyorsanız bu film tam size göre. İlk filmi sevenler ve Mustafa Ali’nin felsefesini merak edenler için kaçırılmaması gereken bir devam halkasıdır.
Büyük şehirlerin bizi nasıl robotlaştırdığını, en doğal ihtiyaçlarımızı bile nasıl birer tüketime dönüştürdüğünü en eğlenceli yoldan görmek için izlenmeli. Mustafa Ali’nin "Ben karşıyım" dediği noktaların, aslında bizim de içten içe karşı olduğumuz ama dile getiremediğimiz gerçekler olduğunu fark etmek oldukça rahatlatıcı bir deneyim sunuyor. Film, bir anlamda şehirde yaşayan modern insan için "kullanım kılavuzu" niteliği taşıyor.
Şehir ve Yabancılaşma: Devasa binalar arasında insanın kendi doğasına ne kadar uzaklaştığı.
Modern Kölelik: Mesai saatleri, kredi kartları ve kariyer hırslarının yarattığı görünmez zincirler.
Zaman Kavramı: Şehirde zamanın bir "para" olması, Mustafa Ali için ise sadece bir "an" olması.
Sistem eleştirisini mizahla birleştiren yapımlardan hoşlanıyorsanız, yine Müfit Can Saçıntı imzalı Yaşamak Güzel Şey veya bir memurun trajikomik hikâyesini anlatan Pardon filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca şehir hayatının absürtlüğünü işleyen Vavien de bu türün severleri için iyi bir benzeri filmler seçeneğidir.
Filmin çekimleri Galata, Eminönü ve plazaların yoğun olduğu Levent gibi İstanbul’un sembol mekanlarında gerçekleştirilmiştir.
Film, vizyona girdiği dönemde ilk filmden bile daha geniş bir kitleye hitap etmiş, özellikle sosyal medyada replikleriyle fenomene dönüşmüştür.
Müfit Can Saçıntı, filmdeki diyalogları yazarken modern hayatın günlük saçmalıklarından bizzat beslendiğini belirtmiştir.
Hayır, Mustafa Ali İstanbul'un tüm baskısına rağmen kendi felsefesinden ödün vermiyor, aksine çevresindekileri dönüştürmeye başlıyor.
Evet, hikâye bağımsız bir şekilde ilerlemektedir ancak karakterin geçmişini ve neden bu hale geldiğini bilmek için ilk filmi izlemeniz önerilir.
Evet, Mustafa Ali’nin iş dünyasına kafa tuttuğu sahneler için İstanbul’un gerçek iş merkezleri ve plazaları mekan olarak kullanılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...