
Dram, Komedi

Abe

Jill

Roy

Rita

Professor

Braylin Student

Jill's Father

Jill's Mother

College President
Braylin Student
Mantıksız Adam, küçük bir kasabadaki üniversiteye felsefe dersleri vermek üzere gelen Profesör Abe Lucas’ın hikâyesini merkeze alıyor. Abe, entelektüel birikimine rağmen hayata karşı tüm iştahını kaybetmiş, depresif ve alkol sorunu yaşayan bir adamdır. Yaşamın anlamsızlığı üzerine kurduğu felsefesi, onu tam bir eylemsizliğe ve ruhsal bir çöküşe sürüklemiştir. Ancak üniversitede tanıştığı parlak öğrencisi Jill Pollard ile kurduğu yakınlık ve tesadüfen kulak misafiri olduğu bir konuşma, Abe’in dünyasını kökten değiştirir.
Restoranda yan masadaki bir kadının adaletsiz bir yargıç yüzünden yaşadığı dramı duyan Abe, bu durumu düzeltmek için "mükemmel bir suç" işlemeye karar verir. Bu radikal karar, ona kaybettiği yaşama sevincini ve enerjiyi geri kazandırır. Ancak bir hayatı kurtarmak için başka bir hayatı sonlandırma fikri, etik sınırların hızla silindiği tehlikeli bir oyuna dönüşür. Abe’in mantık dışı eylemleri, adaleti sağlama arzusunun bir insanın ruhunu nasıl yozlaştırabileceğini gözler önüne serer.
Filmin başrolünde, Abe Lucas karakterine hayat veren Joaquin Phoenix, karakterin o umursamaz, dağınık ve sonrasında gelen tekinsiz enerjisini muazzam bir derinlikle canlandırıyor. Phoenix, bir felsefecinin zihnindeki karmaşayı fiziksel duruşuna yansıtma konusunda editoryal bir ustalık sergiliyor. Ona eşlik eden Emma Stone ise, Jill karakteriyle profesörüne hayranlık duyan ama gerçeklerle yüzleştiğinde ahlaki ikilemler yaşayan genç bir kadını son derece doğal bir dille ekrana taşıyor.
Parker Posey, mutsuz bir evlilikten kaçış arayan profesör Rita rolünde hikâyeye farklı bir melankoli katarken, oyuncu kadrosunun bu güçlü sacayağı filmin entelektüel ağırlığını dengeliyor. Karakterlerin arasındaki diyaloglar, Woody Allen sinemasının karakteristik özelliklerini taşırken oyuncuların performansı bu diyalogları hayatın içinden birer kesit haline getiriyor.
Yönetmen Woody Allen, bu filminde Dostoyevski’nin "Suç ve Ceza" izleklerini modern bir akademik çevreye taşıyor. Mantıksız Adam, yönetmenin önceki çalışmalarına göre daha karanlık bir mizaha ve daha keskin bir ahlaki sorgulamaya sahip. Filmin temposu, Abe’in "karar anından" sonra hızlanarak izleyiciyi bir gerilim sarmalına sokuyor. Görüntü yönetimi, kasabanın huzurlu ve güneşli atmosferi ile hikâyenin tekinsiz alt metni arasındaki tezatı kullanarak görsel bir gerilim yaratıyor.
Felsefi sorgulamaları, etik ikilemleri ve zekice kurgulanmış diyalogları seven izleyiciler için bu dram filmi kaçırılmayacak bir seçenek. Eğer bir karakterin psikolojik değişimini ve "suç" kavramının felsefi zeminini merak ediyorsanız, bu platform filmi kalitesindeki yapımı mutlaka izlemelisiniz. Woody Allen hayranları ve kara komedi ile gerilimin harmanlandığı hikâyeleri tercih edenler için ideal bir seyirlik.
Film, izleyiciye "Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kötülük yapmaya hakkımız var mı?" sorusunu sorduruyor. Klasik polisiye kalıplarını bir felsefe dersine dönüştüren yapısı, türdeşlerinden ayrılan en güçlü yanı. Joaquin Phoenix ve Emma Stone’un kimyası, hikâyenin entelektüel derinliğini insani bir duyguyla birleştiriyor. Ayrıca filmin finali, kader ve rastlantısallık üzerine unutulmaz bir ders niteliğinde.
Varoluşsal Boşluk: Yaşamın anlamını yitiren bireyin içine düştüğü nihilist çukur.
Ahlaki İkilem: Adaleti sağlamak uğruna işlenen bir suçun meşruiyeti.
Kader ve Rastlantı: Hayatın küçük tesadüflerle nasıl tamamen değişebileceği.
Entelektüel Kibir: Bilginin, eyleme döküldüğünde tehlikeli bir silaha dönüşebilmesi.
Bu filmin ahlaki sorgulamalarını sevdiyseniz, yine Woody Allen imzalı olan ve suç ile şans temalarını işleyen Maç Sayısı (Match Point) veya Cassandra'nın Rüyası filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir suçun psikolojik etkilerini anlatan Alfred Hitchcock imzalı klasik Rope (Ölüm Kararı) veya çağdaş bir suç draması olan Gece Hayvanları (Nocturnal Animals) da benzer bir atmosfer sunabilir.
Film, çekimleri sırasında oyuncuların senaryonun sonunu bilmeden oynamasıyla karakter gelişiminde daha doğal bir süreç izlenmesini sağladı. Woody Allen’ın felsefeye olan tutkusunun en bariz dışavurumlarından biri olan yapım, birçok sahnesinde ünlü düşünürler Kant ve Heidegger’e doğrudan referanslar içerir. Ayrıca Emma Stone’un Woody Allen ile üst üste çalıştığı ikinci film olma özelliğini taşır.
Abe’e göre yaptığı eylem, sistemi düzeltemeyen yasaların yerine bireysel adaleti ikame etmektir. Kendi zihninde bu bir cinayet değil, toplumsal bir temizlik ve kahramanlıktır.
Film bir polisiye kurgusuna sahip olsa da aslında bir psikolojik dram ve kara komedidir. Odağı suçun nasıl çözüldüğü değil, suçun failinin zihnindeki değişimlerdir.
Çünkü Abe Lucas, hayatı boyunca mantık ve felsefe ile uğraşmasına rağmen, yaşamına anlam katmak için seçtiği yolun tamamen mantık dışı ve yıkıcı bir eylem olması, karakterin en büyük trajedisidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...