
Dram
Marguerite, hayatının son demlerini yaşayan ve sağlığı giderek bozulan yaşlı bir kadındır. Günlerini evinde, kendisine her gün ziyarete gelen bakıcısı Rachel’ın yardımıyla geçirmektedir. Rachel ile aralarında gelişen samimi ve güven dolu ilişki, Marguerite’in yıllardır kimseye açmadığı, kalbinin en derinlerine gömdüğü bir sırrı gün yüzüne çıkarır.
Film, Marguerite’in gençliğinde yaşadığı ama dönemin toplumsal baskıları nedeniyle kalbine gömmek zorunda kaldığı bir aşk hikâyesine odaklanır. Rachel’ın kendi hayatındaki özgür tavırları, Marguerite’e kaçırdığı fırsatları ve yaşayamadığı duyguları hatırlatır. Marguerite, hayatının sonuna gelmişken, geçmişindeki bu büyük aşkla barışmak ve duygularını ilk kez sesli bir şekilde itiraf etmek için içsel bir yolculuğa çıkar.
Filmin kalbi, Marguerite rolündeki usta oyuncu Béatrice Picard'dır. Picard, sadece bakışları ve ellerinin titremesiyle bile on yılların birikmiş özlemini ve hüznünü izleyiciye geçirmeyi başarır. Rachel karakterini canlandıran Sandrine Bisson ise, neşeli ve modern tavrıyla Marguerite’in durgun hayatına taze bir nefes getiren karakteri harika bir dengeyle oynar.
İki kadın arasındaki kimya, filmin editoryal gücünün ana kaynağıdır. Aralarındaki yaş farkına rağmen kurulan bu sessiz kız kardeşlik ve güven bağı, hikâyeyi sadece bir "geçmişe özlem" anlatısı olmaktan çıkarıp evrensel bir insanlık hikâyesine dönüştürür.
Yönetmen Marianne Farley, Marguerite ile son derece zarif, dokunmatik ve sinematografik açıdan duru bir işe imza atmıştır. Film, yaşlılık ve demans gibi konulara odaklanan diğer yapımların aksine, odağını "yaşlanmayan duygulara" diker. Yumuşak ışık kullanımı ve evin içindeki detaylara odaklanan çekimler, Marguerite’in iç dünyasındaki o kırılganlığı başarıyla yansıtır. 19 dakikalık süresinde hiçbir şeyi aceleye getirmeden, sessizliğin ve küçük jestlerin gücünü kullanır.
Geçmişe dair hesaplaşmaları, geç gelen farkındalıkları ve derin karakter analizlerini seven herkes bu kısa filmi izlemeli. LGBTQ+ temalı hikâyelerin tarihsel ve duygusal boyutuna ilgi duyanlar ile yaşlılıkta bile sönmeyen hayat kıvılcımlarını konu alan sanat filmi tutkunları için büyüleyici bir deneyim sunar. Duygusal derinliği olan, sakin ama sarsıcı hikâyelerden hoşlananlar için idealdir.
2019 yılında En İyi Kısa Film dalında Oscar adaylığı kazanan Marguerite, "aşkın yaşı yoktur" sözünü en zarif şekilde kanıtlayan yapımlardan biridir. Toplumun yaşlı insanlara bakış açısını sorgulatan film, onların da bir zamanlar tutkulu, aşık ve hayalleri olan bireyler olduğunu hatırlatır. Bir insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmesi için hiçbir zaman geç olmadığını göstermesi bakımından çok güçlü ve ilham verici bir yapımdır.
Bastırılmış Duygular: Toplumsal normlar nedeniyle yaşanamamış aşkların yarattığı ömürlük hüzün.
Nesiller Arası Bağ: Genç bir kadının özgürlüğünün, yaşlı bir kadına ilham vermesi.
Kabulleniş ve İtiraf: Hayatın sonunda gelen, kendine dürüst olma cesareti.
Yalnızlık ve Bakım: Yaşlılık dönemindeki fiziksel ve duygusal ihtiyaçların kesişimi.
Yönetmen: Marianne Farley
Yıl: 2018
Tür: Dram / Kısa Film
Süre: 19 Dakika
Ödüller: Birçok uluslararası festivalde "En İyi Kısa Film" ve "En İyi Kadın Oyuncu" ödülleri.
Eğer bu filmin naif ve hüzünlü atmosferini sevdiyseniz; bir başka hafıza ve geçmişe yolculuk hikâyesi olan Late Afternoon (Animasyon) veya yaşlılıkta gelen duygusal uyanışları işleyen 45 Years filmlerine göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...