

Larry Daley / Laaa

Theodore Roosevelt

Jedediah Smith

Octavius

Dr. McPhee

Sir Lancelot

Tilly

Nick Daley

Ahkmenrah

Attila the Hun
Müzede Bir Gece serisinin bu görkemli finalinde, gece bekçisi Larry Daley, müzedeki dostlarını hayatta tutan sihirli Akmenrah Tableti’nin gizemli bir şekilde paslanmaya ve gücünü kaybetmeye başladığını fark eder. Eğer tabletin büyüsü tamamen yok olursa, güneş battığında hayat bulan tüm tarihi karakterler sonsuza dek cansız birer heykele dönüşecektir. Larry, bu kadim sihri kurtarmanın tek yolunun, tabletin sırrını bilen tek kişi olan Akmenrah’ın babası Firavun Ahkmenrah ile konuşmak olduğunu anlar.
Bu arayış, Larry ve sadık dostlarını New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nden alıp Londra’daki dünyaca ünlü British Museum’a götürür. Ancak Londra’daki müzede onları bekleyen tek şey sırlar değildir; buradaki eserler de sihrin etkisiyle ilk kez canlanmaktadır. Ekip, bir yandan tabletin sırrını çözmeye çalışırken diğer yandan müzenin koridorlarında karşılarına çıkan devasa iskeletler, mitolojik yaratıklar ve egosu yüksek şövalyelerle baş etmek zorunda kalacaktır.
Filmin kalbinde, her zamanki sempatik ve sağduyulu tavrıyla Larry Daley karakterine hayat veren Ben Stiller yer alıyor. Stiller bu kez çift rolde karşımıza çıkarak, Neandertal karakteri Laaa ile komedi dozunu ikiye katlıyor. Efsanevi aktör Robin Williams, Theodore Roosevelt rolüyle son kez izleyiciyle buluşurken, filme hem hüzünlü hem de ilham verici bir derinlik katıyor.
Londra macerasında ekibe katılan en renkli isim ise Sir Lancelot rolüyle Dan Stevens. Stevens, kahramanlık takıntılı şövalye tiplemesiyle filmin en parlak komedi performanslarından birini sergiliyor. Ayrıca serinin gediklileri Owen Wilson (Jedediah) ve Steve Coogan (Octavius) arasındaki o meşhur atışmalar, bu filmde de hayranlarını mest etmeye devam ediyor. Firavun rolünde ise usta oyuncu Ben Kingsley karşımıza çıkıyor.
Yönetmen Shawn Levy, serinin üçüncü halkasında hem görsel efektlerin sınırlarını zorluyor hem de izleyiciye duygusal bir veda hazırlıyor. British Museum’un tarihi atmosferi, filme ilk iki yapımın ötesinde bir ihtişam katmış. Esprilerin hızı ve aksiyonun dinamizmi, küçük izleyiciler kadar yetişkinleri de içine çekecek düzeyde. Özellikle M.C. Escher'in ünlü tablosunun içine girilen sahne, sinematografik açıdan filmin en yaratıcı ve zihin açıcı anlarından biri olarak öne çıkıyor.
Hafta sonunu keyifli geçirmek isteyenler için ideal bir aile filmi arayanlar bu yapımı kesinlikle kaçırmamalı. Tarihe ve mitolojiye ilgi duyan çocuklar için öğretici bir eğlence sunarken, serinin önceki filmlerini sevenler için de tatmin edici bir kapanış hikayesi vadediyor. Eğer fantastik öğelerle süslenmiş kaliteli bir komedi filmi izlemek istiyorsanız, Londra semalarındaki bu müze macerası tam size göre.
Bu film, sadece bir devam halkası değil, aynı zamanda sinema tarihinin en sevilen karakterlerine bir saygı duruşu niteliğinde. Robin Williams'ın vedası filme duygusal bir ağırlık katarken, Londra sokaklarındaki kovalamaca sahneleri adrenalin seviyesini yüksek tutuyor. Sihrin neden ve nasıl çalıştığına dair merak edilen soruların cevaplandığı bu bölüm, seriyi mantıklı ve etkileyici bir sona ulaştırıyor.
Veda ve Kabulleniş: Sevilen dostlara veda etmenin zorluğu ve değişimin kaçınılmazlığı.
Baba-Oğul İlişkisi: Hem Larry’nin kendi oğluyla olan bağı hem de firavunların aile mirası üzerinden işlenir.
Tarihin Canlılığı: Geçmişin tozlu raflarda kalmaması, öğrenildikçe yaşamaya devam etmesi.
Fedakarlık: Bir topluluğu kurtarmak için bireylerin göze aldığı riskler.
Eğer müzelerin canlandığı bu dünyayı sevdiyseniz, serinin ilk iki filmi olan Müzede Bir Gece ve Müzede Bir Gece 2: Battle of the Smithsonian yapımlarını tekrar izleyebilirsiniz. Benzer bir fantastik macera ruhu için Jumanji: Vahşi Orman veya nostaljik bir tat arayanlar için orijinal Jumanji (1995) harika seçenekler olabilir. Ayrıca devasa yaratıklar ve macera için Paddington 2 de Londra atmosferiyle iyi bir eşleşme sağlar.
Bu film, 2014 yılında hayatını kaybeden usta oyuncu Robin Williams'ın fiziksel olarak yer aldığı son film olma özelliğini taşır.
Filmdeki British Museum sahnelerinin bir kısmı gerçek müzede, kapanış saatlerinden sonra sabaha karşı çekilmiştir.
Ben Stiller'ın canlandırdığı Neandertal karakteri Laaa için saatler süren özel makyaj teknikleri uygulanmıştır.
Filmde Hugh Jackman'ın kendisini canlandırdığı sürpriz ve oldukça eğlenceli bir cameo sahnesi bulunmaktadır.
Hayır, filmdeki Akmenrah Tableti tamamen kurgusal bir objedir. Ancak British Museum, dünyanın en geniş Mısır eserleri koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır ve filmdeki atmosfer gerçek müze yerleşimiyle uyumludur.
Evet, "Lahitteki Sır" (Secret of the Tomb), orijinal canlı çekim üçlemesinin final filmi olarak tasarlanmıştır. Daha sonra platformlar için animasyon uyarlamaları gelse de ana kadronun yer aldığı son hikaye budur.
Sir Lancelot, gerçek bir tarihi kişiden ziyade Kral Arthur efsanelerinin ve İngiliz mitolojisinin en ünlü şövalye karakterlerinden biridir. Film, bu efsanevi karakterin bir heykelinin canlanması üzerine kuruludur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...