

Noah

Naameh

Tubal-cain

Methuselah

Ila

Ham

Shem

Samyaza (voice)

Magog (voice)

Rameel (voice)
Nuh: Büyük Tufan, insanlığın yozlaştığı, şiddetin ve kaosun hüküm sürdüğü bir dünyada, Yaratan tarafından verilen kutsal bir görevle seçilen Nuh’un hikayesini anlatıyor. Nuh, dünyayı silip süpürecek olan devasa bir selin geleceğine dair ürpertici görüler görmeye başlar. Bu yıkımdan kurtulmanın tek yolu, masum canlıları ve ailesini içine alacak dev bir gemi inşa etmektir. Ancak bu inşa süreci, sadece doğayla değil, hayatta kalmak için her şeyi yapmaya hazır olan öfkeli insan kalabalıklarıyla da bir savaşı başlatacaktır.
Filmin anlatısı, klasik bir dini hikayenin ötesine geçerek, Nuh’un omuzlarındaki ağır yükün psikolojik boyutlarını ele alıyor. Nuh, bir yandan ailesine duyduğu sevgiyle boğuşurken, diğer yandan Tanrı’nın iradesine olan mutlak sadakati arasında parçalanır. Dram filmleri sevenler için bu içsel çatışma, görsel bir şölenle birleşerek izleyiciyi derin bir ahlaki sorgulamaya itiyor. Tufan yaklaştıkça, geminin içindeki gerilim de dışarıdaki fırtına kadar şiddetli bir hal alır.
Filmin başrolünde, Oscar ödüllü aktör Russell Crowe devleşiyor. Nuh karakterinin hem fiziksel gücünü hem de ruhsal çöküşlerini büyük bir ustalıkla yansıtan Crowe, karaktere epik bir derinlik katıyor. Jennifer Connelly, Nuh’un eşi Naameh rolünde, ailesini bir arada tutmaya çalışan sağduyulu ve şefkatli bir anne figürü olarak karşımıza çıkıyor. Connelly ve Crowe’un Akıl Oyunları filminden sonraki bu yeniden buluşması, ekrandaki kimyayı güçlendiriyor.
Genç kadroda ise Emma Watson, evlatlık kızları Ila rolünde duygusal bir derinlik sunarken, Logan Lerman ve Douglas Booth Nuh’un oğulları olarak babalarının otoritesiyle çatışan karakterleri canlandırıyor. Filmin bilge ismi ise Metuşelah rolüyle efsanevi Anthony Hopkins. Hopkins, filme mistik bir hava katan rehber figürüyle sahnelerin ağırlığını artırıyor. Filmin ana kötü karakteri olan Tubal-Kain rolündeki Ray Winstone ise insanlığın hırsını ve isyanını başarıyla temsil ediyor.
Yönetmen Darren Aronofsky, alışılagelmiş dini film kalıplarını yıkarak fantastik ve karanlık bir atmosfer kuruyor. "Gözlemciler" olarak adlandırılan dev taş varlıkların varlığı, filme bir "high-fantasy" havası katarken, tufan sahnelerindeki görsel efekt başarısı izleyiciyi dehşete düşürüyor. Filmin temposu, gemi inşasından tufan anına ve sonrasındaki klostrofobik bekleyişe kadar dengeli bir şekilde ilerliyor. Aronofsky, sadece bir felaket filmi değil, aynı zamanda merhamet ve adalet kavramlarını sorgulayan felsefi bir metin sunuyor.
Epik prodüksiyonlardan hoşlanan ve mitolojik anlatıları seven izleyiciler bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Özellikle biyografi öğelerini fantastik bir kurguyla harmanlayan hikayeleri sevenler için farklı bir perspektif sunuyor. Eğer görsel efekt kalitesi yüksek, aynı zamanda karakter gelişimi güçlü macera filmleri arayışındaysanız, Nuh’un yolculuğu sizi tatmin edecektir.
Filmi benzerlerinden ayıran en önemli özellik, Nuh karakterini hatasız bir aziz gibi değil, inancı ve insani duyguları arasında sıkışmış, bazen korkutucu derecede kararlı bir insan olarak tasvir etmesidir. Sinematografisi ve Hans Zimmer ekolünden gelen etkileyici müzikleri, izleyiciyi o kadim zamana hapsediyor. Ayrıca, çevreci mesajları ve "emaneti koruma" temasıyla günümüz dünyasına da güçlü alt metinler gönderiyor.
İnanç ve Sadakat: Tanrı’nın emrine uymanın getirdiği ağır bedeller.
Merhamet ve Adalet: İnsanlığın yok edilmeyi hak edip etmediği tartışması.
Doğa ve İnsan Çatışması: Doğanın gücü karşısında insanın acizliği ve kibri.
Aile Bağları: Zor zamanlarda sarsılan ve yeniden kurulan bağlar.
Bu destansı atmosferi sevdiyseniz, aşağıdaki tarihi film ve epik yapımları da inceleyebilirsiniz:
Exodus: Tanrılar ve Krallar: Musa’nın Mısır’dan çıkışını konu alan dev bir prodüksiyon.
Cennetin Krallığı: İnanç ve savaşın ortasında kalan bir adamın onur mücadelesi.
Yarının Sınırında: Zamanın ve kaderin kıskacında bir kurtuluş hikayesi sunan bilim kurgu filmleri arasında yer alır.
Filmde kullanılan devasa gemi, kutsal metinlerdeki ölçülere sadık kalınarak New York'ta inşa edildi.
Darren Aronofsky, çocukluğundan beri Nuh’un hikayesine hayran olduğunu ve bu filmin hayalindeki proje olduğunu belirtmiştir.
Filmde gerçek hayvan kullanılmamış, tüm canlılar dijital olarak yaratılmıştır.
İslami ve Hristiyan coğrafyalarda hikaye anlatımı nedeniyle çeşitli tartışmalara ve bazı ülkelerde yasaklanmalara yol açmıştır.
Film, Tanah ve Tekvin’deki temel olay örgüsünü takip etse de, "Gözlemciler" gibi apokrif metinlerden alınan unsurları ve yönetmenin hayal gücünü içeren kurgusal detayları barındırır.
Filmde yer alan bu varlıklar, dünyaya yardım etmek için gelen ancak cezalandırılarak taşlaşan düşmüş melekleri temsil eder. Nuh'a gemiyi inşa ederken ve savunurken yardım ederler.
Yönetmen Aronofsky, Nuh’un tüm insanlığın yok oluşuna tanıklık etmesinin yarattığı psikolojik yükü vurgulamak istemiştir. Bu sertlik, görevinin ağırlığı ve inancının sarsılmazlığı arasındaki çatışmadan kaynaklanır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...