

Shigeharu Aoyama

Asami Yamazaki

Yasuhisa Yoshikawa
Shigehiko Aoyama

Mr Shimada

Ryoko Aoyama

Rie

Michiyo Yanagida

Toastmaster

Director
Ölüm Provası, karısını kaybettikten yıllar sonra yeniden evlenmeye karar veren orta yaşlı iş adamı Shigeharu Aoyama’nın hikâyesini merkezine alıyor. Bir film yapımcısı olan arkadaşının önerisiyle, Shigeharu için uygun bir eş bulmak amacıyla sahte bir oyunculuk seçmesi (provası) düzenlenir. Aoyama, bu seçmeler sırasında bembeyaz giysiler içinde, zarif ve gizemli bir kadın olan Asami Yamazaki’den büyülenir. Asami’nin geçmişindeki boşluklar ve sessiz tavrı, Shigeharu için onu daha da çekici kılar.
Ancak hikâye ilerledikçe, Asami’nin bu melankolik ve uysal görüntüsünün altında karanlık bir sır yattığı ortaya çıkar. Başlangıçta ağır tempolu bir romantik dram gibi ilerleyen film, izleyicinin beklentilerini ustalıkla manipüle eder. Shigeharu, Asami’nin dünyasına yaklaştıkça gerçeklik algısı bozulmaya başlar. Film, bir noktadan sonra tür değiştirerek sadizm, travma ve intikamın iç içe geçtiği, sinema tarihinin en unutulmaz ve rahatsız edici final sahnelerinden birine doğru sürüklenir.
Filmin başarısının temelinde, başroldeki Eihi Shiina’nın unutulmaz performansı yatmaktadır. Shiina, Asami karakterinde sergilediği o tekinsiz sakinlik ve buz gibi bakışlarla izleyicinin zihnine kazınan bir ikon yaratıyor. Karakterin kırılgan bir genç kızdan amansız bir figüre dönüşümünü, editoryal bir titizlikle ve hiçbir abartıya kaçmadan sergiliyor.
Shigeharu Aoyama rolündeki Ryo Ishibashi ise, iyi niyetli ama bencilliğinin kurbanı olan adam portresini başarıyla çiziyor. İzleyici, Shigeharu’nun yaşadığı şaşkınlığı ve korkuyu Ishibashi’nin performansı üzerinden deneyimliyor. Yardımcı oyuncu kadrosu, özellikle film sektöründeki yozlaşmış figürleri canlandırırken, hikâyenin alt metnindeki toplumsal eleştiriyi güçlendiriyor.
Yönetmen Takashi Miike, Ölüm Provası ile türler arası geçişin zirvesine ulaşıyor. Filmin ilk yarısı, bir Japon aile dramı estetiğiyle çekilmişken; ikinci yarı, sürrealist bir kabus atmosferine bürünüyor. Miike, şiddeti sadece bir şok unsuru olarak değil, bastırılmış duyguların ve toplumsal travmaların bir patlaması olarak kullanıyor. Görüntü yönetimi, sessizliği ve boşlukları bir gerilim unsuru olarak kullanarak, izleyiciyi her an bir şeyler olacakmış hissiyle huzursuz etmeyi başarıyor.
Japon sinemasının aykırı örneklerine ve korku filmi türünün psikolojik derinlikli yapımlarına ilgi duyanlar için bu yapım bir mihenk taşıdır. Eğer türlerin birbirine karıştığı, izleyiciyi konfor alanından çıkaran ve uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız gerilim filmleri arıyorsanız, Ölüm Provası mutlaka izlenmeli. Ancak grafik şiddet ve yoğun psikolojik baskı içeren sahneler nedeniyle hassas izleyicilerin dikkatli olması gereken bir yapımdır.
Filmi izlemek için en büyük sebep, sinema tarihindeki en başarılı "beklenti kırma" örneklerinden birini görmektir. Bir aşk hikâyesinin nasıl bu kadar organik bir şekilde vahşete evrilebildiğini görmek şaşırtıcı bir deneyim sunuyor. Ayrıca yapım, erkek bakış açısının ve kadını "idealize" etme çabasının ne gibi tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dair sert bir sosyolojik eleştiri barındırıyor.
Yalnızlık ve Takıntı: Sevgi arayışının patolojik bir boyuta ulaşması.
Geçmişin Travmaları: Çocuklukta yaşanan istismarın yetişkinlikteki yıkıcı etkileri.
Maskeler ve Gerçeklik: İnsanların toplum içinde gösterdikleri yüzleri ile karanlık tarafları arasındaki uçurum.
Bu filmin yarattığı o tekinsiz atmosferi ve psikolojik gerilimi sevdiyseniz, yine bir saplantı hikâyesini anlatan Misery veya Japon korku sinemasının bir diğer klasiği olan Ringu (Halka) filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca şiddet ve estetiğin harmanlandığı İhtiyar Delikanlı (Oldboy) gibi yapımlar da bu suç draması ve gerilim dengesini sevenler için doğru adreslerdir.
Film, Ryu Murakami’nin aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Takashi Miike, bu filmle uluslararası arenada büyük bir ün kazanmış ve Quentin Tarantino gibi pek çok yönetmen tarafından övülmüştür. Rotterdam Film Festivali'ndeki gösterimi sırasında bazı izleyicilerin fenalık geçirdiği ve salonu terk ettiği, ancak filmin buna rağmen "FIPRESCI" ödülünü kazandığı sinema tarihine geçen notlar arasındadır.
Hayır, film Ryu Murakami’nin kurgusal romanından uyarlanmıştır; ancak insan psikolojisinin ve travmaların gerçekçi yansımalarını taşır.
Final sahneleri, karakterlerin geçmişiyle ve birbirlerine karşı duydukları bastırılmış duygularla bir hesaplaşma niteliğindedir; fiziksel acı, ruhsal acının bir yansıması olarak sunulur.
Hayır, Ölüm Provası tamamen insani psikopatoloji ve gerçek dünya üzerinden ilerleyen, doğaüstü ögeler barındırmayan bir psikolojik gerilimdir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...