

Eddie Felson

Vincent Lauria

Carmen

Janelle

Julian

Orvis

Amos

Grady Seasons

Diane at Bar

Lou in Child World
Hızlı Eddie Felson, bilardo masalarından uzaklaşalı yirmi beş yıl olmuş, artık içki ticaretiyle uğraşan bir adamdır. Ancak bir gün, bilardo salonunda Vincent adında genç, kibirli ama inanılmaz yetenekli bir oyuncuyla tanışır. Vincent’ın ham yeteneği, Eddie’nin içindeki eski rekabet ateşini yeniden körükler. Eddie, bu genç adamı himayesine alarak ona bilardo masasında sadece topa vurmayı değil, insanları "okumayı" ve paranın kokusunu almayı öğretmeye karar verir.
Vincent ve hırslı sevgilisi Carmen ile birlikte yola çıkan Eddie, Atlantic City’deki büyük turnuvaya hazırlanırken aslında kendi geçmişiyle de bir hesaplaşmaya girer. Yol boyunca çırağına öğrettiği kurnazlıklar, zamanla usta ve çırak arasında psikolojik bir savaşa dönüşür. The Color of Money, hırsın, ustalığın ve yeniden ayağa kalkmanın hikâyesini, dumanlı bilardo salonlarının atmosferinde sunan eşsiz bir dram filmi örneğidir.
Filmin başrolünde, sinema tarihinin en karizmatik performanslarından birine imza atan Paul Newman yer alıyor. Newman, 1961 yapımı The Hustler filminde hayat verdiği Eddie Felson karakterine yıllar sonra geri dönerek, ustalığın getirdiği yorgunluğu ve dinmeyen hırsı muazzam bir derinlikle yansıtıyor. Bu performans, ona kariyerindeki tek "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar ödülünü kazandırmıştır.
Eddie’nin genç ve fevri çırağı Vincent rolünde ise dönemin yükselen yıldızı Tom Cruise karşımıza çıkıyor. Cruise, enerjisi ve kendine has karizmasıyla Newman’ın karşısında ezilmek yerine, usta-çırak çatışmasını besleyen dinamik bir performans sergiliyor. Vincent’ın stratejik hamlelerini planlayan sevgilisi Carmen rolündeki Mary Elizabeth Mastrantonio ise, filmin güç dengelerini değiştiren kilit bir performans ortaya koyuyor. Kadronun bu güçlü uyumu, filmi tipik bir aksiyon filmi kalıbından çıkarıp derinlikli bir karakter çalışmasına dönüştürüyor.
Usta yönetmen Martin Scorsese, bu devam filminde kendine has kamera hareketleri ve hızlı kurgu teknikleriyle bilardo masasını adeta bir savaş alanına çeviriyor. Masanın üzerindeki topların sesi, dumanlı salonların ışıklandırması ve karakterlerin bakışlarındaki gerilim, izleyiciyi atmosferin içine hapsediyor. Scorsese, bir spor hikâyesini anlatırken aslında insanın ruhundaki zafer ve mağlubiyet ihtiyacını inceliyor.
Robbie Robertson tarafından hazırlanan blues ve rock tınılı müzikler, filmin 80’lerin sonundaki o tekinsiz ve hırslı havasını mükemmel bir şekilde destekliyor. Senaryo, sadece bilardo üzerine değil, "bir şeyi en iyi şekilde yapmanın" bedeli üzerine kurulu. Paranın Rengi, hem bir devam filmi başarısı hem de tek başına ayakta durabilen bir kült film başyapıtı olarak sinema tarihindeki yerini koruyor.
Strateji odaklı hikâyeleri, usta-çırak ilişkilerini ve rekabetin doruklarda olduğu yapımları sevenler için bu film tam bir hazine. Paul Newman’ın oyunculuk dersi veren performansını ve Tom Cruise’un kariyerindeki en enerjik dönemlerinden birini görmek isteyenler kaçırmamalı. Eğer festival filmleri kalitesinde bir karakter derinliği ile ana akım sinemanın sürükleyiciliğini bir arada arıyorsanız, bu yapım beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır.
Bu film, başarının sadece yetenekle değil, karakterle ilgili olduğunu gösteren en iyi örneklerden biridir. Eddie Felson’ın "Geri döndüm!" dediği final sahnesi, sinema tarihinin en epik anları arasındadır. Bilardonun bir spor değil, bir zihin sanatı olarak nasıl işlendiğini görmek ve Martin Scorsese’nin yönetmenlik dehasına bir kez daha tanıklık etmek için mutlaka izlenmelidir.
Yeniden Doğuş: Eddie’nin küllenmiş hırslarının genç bir yetenek sayesinde yeniden canlanması.
Usta ve Çırak Çatışması: Tecrübenin kurnazlığına karşı, gençliğin dizginlenemez enerjisi.
Manipülasyon: Kazanmak için sadece masada değil, masanın dışında da oynanması gereken oyunlar.
Onur ve Gurur: Paradan çok, en iyi olduğunu kendine ve dünyaya kanıtlama ihtiyacı.
Bu sürükleyici güç savaşını ve bilardo dünyasını sevdiyseniz, şu önerilerimizi de listenize ekleyebilirsiniz:
The Hustler (Bilardocu): Hikâyenin başlangıcı olan, genç Eddie Felson’ın zirveye tırmanışını anlatan siyah-beyaz bir sanat filmi klasiği.
Rounders (Tutku): Poker dünyasının karanlık ve stratejik derinliklerini anlatan, benzer bir usta-çırak dinamiğine sahip yapım.
Raging Bull (Kızgın Boğa): Scorsese’nin bir başka spor temalı başyapıtı; hırs ve düşüş üzerine kurulu sarsıcı bir dram.
Paul Newman, çekimler sırasında Tom Cruise'a bizzat bilardo dersleri aldırmış ve ikili boş vakitlerinde sürekli maç yapmıştır.
Tom Cruise, filmdeki zorlu bilardo vuruşlarının neredeyse tamamını dublör kullanmadan kendisi gerçekleştirmiştir.
Martin Scorsese, bilardo toplarının vuruş anındaki seslerini daha etkileyici kılmak için özel ses kayıt teknikleri kullanmıştır.
Film, Paul Newman'a nihayet "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar'ını getirerek onun kariyerindeki en büyük onuru yaşatmıştır.
Evet, Paranın Rengi (The Color of Money), 1961 yapımı The Hustler filminin tam 25 yıl sonra çekilen devam halkasıdır ve yine Eddie Felson karakterini merkezine alır.
Evet, Tom Cruise sahnelerin %95'inde kendisi oynamıştır. Sadece bir vuruşta, yapımcılar zaman kaybını önlemek için profesyonel bir oyuncudan yardım almışlardır.
Filmin adı, bilardo masasının yeşil çuhası ile doların rengi arasındaki benzerliğe gönderme yapar; oyunun artık sadece yetenek için değil, tamamen maddi kazanç ve güç için oynandığını vurgular.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...