
Komedi

Matthias

Sophia

David

Ina

Nora

Vera

Johann

Customer 60s party

Applicant

Plumber
Matthias, sıra dışı bir mesleğin en başarılı icracılarından biridir: O, profesyonel bir "kiralık arkadaş"tır. Müşterilerinin taleplerine göre bazen entelektüel bir sevgili, bazen patronu etkileyecek örnek bir evlat, bazen de zorlu bir tartışmanın provasını yapacak bir muhatap olur. Her gün farklı bir maske takan ve girdiği her kalıba zahmetsizce uyum sağlayan bu adam, başkalarının hayatındaki boşlukları doldururken aslında kendi hayatının ne kadar boş olduğunu fark etmez.
Ancak bu kusursuz performans düzeni, Matthias’ın özel hayatında çatlaklar vermeye başladığında işler değişir. Gerçek sevgilisi Sophia onu terk edip çevresindeki insanlar ondan "gerçek" bir şeyler beklemeye başlayınca, Matthias maskelerinin altında kimin olduğunu hatırlamakta zorlanır. Tavus Kuşu, modern insanın sosyal medya ve toplumsal beklentiler kıskacında sürdürdüğü sürekli performans halini, Viyana’nın steril ama soğuk atmosferinde absürt bir dille anlatıyor.
Filmin yükünü neredeyse her sahnede devleşen Albrecht Schuch sırtlıyor. Schuch, Matthias karakterinin büründüğü onlarca farklı kimlik arasındaki geçişleri o kadar doğal bir ustalıkla sergiliyor ki, izleyici olarak biz de hangisinin gerçek olduğunu sorgularken buluyoruz kendimizi. Aktörün donuk bakışları ile profesyonel gülümsemesi arasındaki o ince çizgi, filmin dramatik yapısını güçlendiriyor.
Matthias’ın hayatındaki gerçeklik çapası olan Sophia rolünde Julia Franz Richter, ana karaktere karşı sergilediği mesafeli duruşla hikâyenin duygusal zeminini hazırlıyor. Yan kadroda yer alan Anton Noori ve Branko Samarovski gibi isimler ise Matthias’ın kiralık dünyasındaki tuhaf müşterileri ve iş ortaklarını canlandırarak filmin kara mizah tonunu başarıyla destekliyorlar.
Bernhard Wenger’in ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan film, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaparak dikkatleri üzerine çekti. Yönetmen, günümüz dünyasının "beğenilme" ve "onaylanma" arzusunu Matthias’ın mesleği üzerinden zekice bir alegoriye dönüştürüyor. Filmin temposu, Matthias’ın içsel boşluğunu yansıtırcasına bazen ağırlaşsa da, absürt olay örgüsü seyirciyi hikâyenin içinde tutmayı başarıyor.
Modern dünyanın sahteliğinden ve insanların her an bir performans sergileme zorunluluğundan sıkılan izleyiciler bu filmde kendinden çok şey bulacaktır. Özellikle kara komedi türünü seven ve karakter odaklı, felsefi derinliği olan yapımlardan hoşlananlar için ideal bir tercih. Eğer toplumsal rollerin bireyi nasıl tükettiğine dair editoryal bir bakış açısı arıyorsanız, bu Avusturya sineması örneğini kaçırmamalısınız.
Film, sadece bir "kiralık arkadaş" hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda hepimizin günlük hayatta taktığı maskeleri yüzümüze vuruyor. Görsel dili oldukça rafine olan yapım, Viyana’nın mimari düzenini Matthias’ın ruh haliyle eşleştirerek izleyiciye estetik bir seyir zevki sunuyor. Bir insanın "herkes" olmaya çalışırken "hiç kimse"ye dönüşme sürecini izlemek hem ürkütücü hem de düşündürücü bir deneyim.
Performans Kimliği: Toplum içinde var olabilmek için büründüğümüz rollerin gerçek benliğimizi nasıl gölgelediği.
Yabancılaşma: Başkalarını memnun etme çabasının bireyi kendi duygularına karşı hissizleştirmesi.
Otantiklik Arayışı: Sahte bir dünyada "gerçek" olanı bulmanın zorluğu ve bedeli.
Modern Yalnızlık: Çevresi kalabalık görünse de insanın özünde yaşadığı derin kopukluk.
Eğer bu filmin temasını sevdiyseniz, kimlik bunalımı ve modern yaşam eleştirisi yapan İlgi Alanı (The Zone of Interest) gibi steril ama rahatsız edici atmosferli yapımlara veya Yorgos Lanthimos filmlerindeki gibi absürt toplumsal kuralların işlendiği hikâyelere göz atabilirsiniz. Ayrıca, insanın bir ürün gibi pazarlanmasını konu alan Başka Bir Hayatta tarzı dram filmleri de ilginizi çekebilir.
Film, Bernhard Wenger’in ilk uzun metrajlı yönetmenlik çalışmasıdır.
Çekimler büyük oranda Viyana’da gerçekleştirilmiş ve şehrin düzenli ama mesafeli yapısı hikâyenin bir parçası haline getirilmiştir.
Film, Venedik Film Festivali Eleştirmenler Haftası'nda dünya prömiyerini gerçekleştirerek uluslararası arenada büyük beğeni toplamıştır.
Matthias, duygularını profesyonel bir araç olarak kullanmaya o kadar alışmıştır ki, Sophia’ya karşı hissettiklerinin gerçek bir sevgi mi yoksa yine bir rol mü olduğunu kendisi bile ayırt etmekte zorlanır.
Tavus Kuşu tam bir kara komedidir; izleyiciyi güldürdüğü anlarda bile aslında durumun ne kadar trajik olduğunu hissettiren ince bir mizah anlayışına sahiptir.
Tavus kuşları gösterişli tüyleriyle dikkat çekerler ancak bu tamamen bir sergileme ve dikkat çekme biçimidir. Filmde Matthias da benzer şekilde dış dünyaya sürekli parlatılmış bir imaj sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...