
Gerilim, Korku
-

-
-
-

-
-
-
-
-
-
Güzel sanatlar mezunu Ragıp, kariyerinin başında usta ressam Feridun’un pırıltılı vaatlerine kanarak Fransa’ya gider. Ancak sanat aşkıyla çıktığı bu yol, onu insan ticareti gibi karanlık bir suç dünyasının tam kalbine iter. Aradan geçen yirmi beş yılın ardından Ragıp, bu kirli geçmişten sıyrılıp asıl tutkusu olan ressamlığa dönmek amacıyla Türkiye’ye gelir. Bir atölye açarak resim dersleri vermeye başlar. Suç dünyasında kaybettiği insani duygularını sanat yoluyla geri kazanmaya çalışırken, yıllardır pençesinde olduğu şizofreni hastalığı şiddetlenerek gerçeklikle bağını koparmaya başlar.
Feridun’un Türkiye’ye dönüp onu bulmasıyla Ragıp, eski korkularıyla yüzleşir. Feridun, Ragıp’a "sıra dışı" bir sergi açma teklifinde bulunur. Yaşadığı acıları Van Gogh ile özdeşleştiren Ragıp, zihnindeki sanatsal vizyonu şizofreninin karanlık etkisiyle birleştirir. Ders verdiği kursiyerleri ve hayatındaki "istenmeyenleri" bodrum katında birer sanat malzemesi olarak kullanmaya başlar. Tuval bezlerini insan derisinden, fırçalarını saçlardan ve boyasını kurbanlarının kanından elde ederek dehşet verici on tablo tamamlar. Ancak bu kanlı süreç, Ragıp’ı tamamen deliliğe ve kaçınılmaz bir intikam savaşına sürükleyecektir.
Filmin başrolünde, Ragıp’ın trajik ve ürpertici dönüşümünü canlandıran oyuncu, karakterin şizofrenik nöbetlerini ve sanatsal saplantısını oldukça sarsıcı bir performansla yansıtıyor. Feridun karakterine hayat veren usta oyuncu ise, sanat dünyasının içindeki yozlaşmış ve manipülatif figürü başarıyla temsil ederek Ragıp ile arasındaki gerilimli usta-çırak ilişkisini güçlendiriyor. Kurban edilen kursiyerlerin yaşadığı çaresizlik ve polis sahnelerindeki takip sahneleri, yan karakterlerin etkileyici performanslarıyla birleşerek filmin psikolojik gerilim atmosferini tamamlıyor.
Pigment, sanatın estetik sınırlarını zorlayarak onu fiziksel bir dehşete dönüştüren, oldukça karanlık ve cüretkar bir yapım. Yönetmenlik dili, Ragıp’ın bozulan gerçeklik algısını yansıtmak adına sarsıcı kamera açıları ve tekinsiz bir renk paleti kullanıyor. Van Gogh referanslarıyla sanat tarihine karanlık bir selam duran yapım, sadece bir seri katil hikâyesi değil; aynı zamanda bir sanatçının kendi yarattığı cehennemde yok oluşunu anlatan ağır bir dramdır. Sanatın içindeki "pigmentin" aslında insanın özü olduğuna dair dehşet verici bir metafor sunuyor.
Sınırları zorlayan korku filmleri ve insan psikolojisinin en karanlık dehlizlerini merak eden izleyiciler için Pigment, sarsıcı bir deneyim olacaktır. "Hannibal" veya "The House That Jack Built" tarzı, sanat ile cinayetin iç içe geçtiği yapımlardan hoşlanan sinemaseverler bu filmde aradıkları derinliği ve gerilimi bulabilirler. Klasik yerli dram çizgisinin dışına çıkan, sanatsal derinliği olan sert gerilimleri sevenler bu hikâyeyi mutlaka izlemeli.
Film, izleyiciye "Sanatın bedeli ne olabilir?" sorusunu en vahşi haliyle sorduruyor. İnsan bedeninin biyolojik bir malzeme olarak sanata alet edilmesi fikri, Pigment’i türdeşlerinden ayırıp özgün bir "body horror" (bedensel korku) örneğine dönüştürüyor. Ragıp’ın şizofreniyle mücadelesi ve Feridun’un sinsi ihaneti, izleyiciyi son ana kadar bitmek bilmeyen bir huzursuzluğun içinde tutuyor.
Sanat ve Saplantı: Yaratıcılık tutkusunun cinnet ve vahşete evrilmesi.
Şizofreni ve Gerçeklik: Zihinsel hastalığın bireyin dünyasını nasıl kanlı bir kabusa dönüştürdüğü.
İhanet ve İntikam: Bir zamanlar güvenilen bir figürün, emeği çalıp kurbanını ölüme terk etmesi.
İnsan Doğasının Yozlaşması: Sanat çevrelerindeki seçkinlerin, vahşeti estetik bir zevk olarak tüketmesi.
Bu filmin sunduğu sanatsal ve psikolojik dehşeti sevdiyseniz, bir sanatçının deliliğini konu alan Black Swan veya estetik kaygıların cinayetle birleştiği American Psycho gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Yerli sinemada ise atmosferik derinliğiyle dikkat çeken Baskın veya Sarmaşık gibi gerilim filmleri benzer bir tekinsizlik hissi sunacaktır.
Filmde Ragıp’ın Van Gogh ile kurduğu bağ, senaryonun her aşamasında görsel ve metinsel referanslarla vurgulanmıştır. Atölye ve bodrum sahnelerinde kullanılan "insan derisi tuval" ve "kan boyası" gibi efektler için özel makyaj ve sanat tasarımı ekipleri çalışmıştır. Ragıp’ın şizofreni sahneleri, izleyicinin onun dünyasını birinci elden deneyimlemesi için kurgu ve ses tasarımıyla desteklenmiştir.
Ragıp, Van Gogh’un yaşadığı acıları ve toplum tarafından anlaşılamama durumunu kendi hayatına benzer bulduğu için, şizofrenisinin de etkisiyle kendini onun modern ve karanlık bir yansıması olarak görür.
Feridun, Ragıp’ın yeteneğini ve içine düştüğü deliliği kullanarak, seçkin ve zengin bir kitleye "benzersiz" bir sergi sunmak ve bu kanlı sanattan büyük servet kazanmaktır.
Ragıp, kendisine kurulan kumpası fark ettikten sonra polisin elinden kaçar ve Feridun’un gizli sergi salonuna baskın düzenleyerek katarsis dolu kanlı bir finalle herkesi cezalandırır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...