
Recep İvedik 2, bu kez kaba saba ama altın kalpli kahramanımızı çok daha kişisel bir sınavın ortasına bırakıyor. Recep’in hayattaki tek varlığı ve en az kendisi kadar aykırı olan babaannesi, ölmeden önce torunundan üç şey ister: Adam gibi bir iş bulması, evlenip yuva kurması ve toplumda saygınlık kazanması. Babaannesine olan düşkünlüğü nedeniyle bu vasiyeti yerine getirmeye karar veren Recep, "kodum bozuk" diyerek çalışma hayatına olan mesafesini dile getirse de harıl harıl iş aramaya başlar.
Recep’in iş arama süreci; pizzacılıktan eczane kalfalığına, yogadan holding yöneticiliğine kadar uzanan absürt bir maraton haline gelir. Sonunda kuzeni Hakan’ın yanında, torpilli bir şekilde holdingde işe başlar. Plaza hayatının beyaz yakalı dünyası, Recep’in kontrolsüz dürüstlüğü ve kaba tarzıyla birleşince, ortaya şirketi birbirine katan trajikomik durumlar çıkar. Recep bir yandan plazadaki kuralları kendine göre yorumlarken, diğer yandan babaannesinin isteklerini tamamlamak için mücadelesine devam eder.
Filmin tartışmasız yıldızı ve karakterin yaratıcısı olan Şahan Gökbakar, Recep İvedik performansıyla yine tüm hikâyeyi sırtlıyor. Gökbakar, karakterin o kendine has ses tonu, mimikleri ve öngörülemez tepkileriyle izleyiciyi kahkahaya boğarken, babaannesiyle olan sahnelerinde karakterin daha önce görmediğimiz duygusal yönlerini de sergiliyor.
Recep’in babaannesi rolündeki Gülsüm Kamu, torununa PlayStation’da meydan okuyan, sert ama sevgi dolu yaşlı kadın tiplemesiyle filmin en akılda kalıcı karakterlerinden biri oluyor. Kuzeni Hakan rolünde ise Çağrı Büyüksayar, plazadaki düzeni korumaya çalışan ama Recep yüzünden sürekli zor durumda kalan modern şehirliyi başarıyla canlandırıyor. Oyuncu kadrosu, Recep’in girdiği her ortamda yarattığı kaosu destekleyen başarılı tiplemelerden oluşuyor.
Togan Gökbakar’ın yönettiği film, Türk toplumundaki "plaza kültürü" ve "kişisel gelişim" gibi modern trendleri Recep’in filtresinden geçirerek sert bir mizahla eleştiriyor. Film, kaba komedi (slapstick) unsurlarını zekice yazılmış diyaloglarla birleştiriyor. 1 saat 35 dakikalık süresiyle izleyiciye bir an bile durmayan bir tempo sunan yapım, özellikle Recep’in iş toplantılarına girdiği veya yoga seanslarına katıldığı sahnelerle Türk komedi sinemasının kült anlarına imza atıyor.
Hafta sonu kafa dağıtmak, günlük stresinden uzaklaşıp yüksek sesle gülmek isteyen herkes bu filmi izlemeli. Şahan Gökbakar’ın kendine has mizah tarzını sevenler ve serinin ilk filmini beğenenler için Recep İvedik 2, beklentileri fazlasıyla karşılıyor. Eğer popüler kültür eleştirilerini "ağır abi" veya "halkın içinden bir karakter" üzerinden izlemekten keyif alıyorsanız, bu komedi tam size göre bir platform filmi seçeneği.
Filmi izlemek için en büyük sebep, Recep İvedik karakterinin "kurumsal hayat" ile olan çarpışmasının yarattığı absürtlüktür. Kravatlı, resmi ve kurallarla dolu bir dünyaya Recep gibi hiçbir kuralı tanımayan bir figürün girmesi, izleyiciye harika bir katarsis yaşatıyor. Ayrıca babaanne ve torun arasındaki o tuhaf ama samimi ilişki, filme insani bir sıcaklık katıyor. Recep’in "Benim DNA'mda çalışmak yooh" savunmasına rağmen verdiği o çaba, aslında herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir "saygınlık arayışı" öyküsüdür.
Sosyal Uyum Çabası: Aykırı bir karakterin, baba vasiyeti üzerine toplumsal kalıplara girme mücadelesi.
Kuşak Çatışması: PlayStation oynayan modern bir babaanne ile geleneksel ve modern arasında sıkışan Recep.
Kurumsal Eleştiri: Plaza hayatının yapaylığı ve bu yapaylığın Recep’in doğallığı karşısında çöküşü.
Vefa ve Sevgi: Her ne kadar kaba olsa da, Recep’in babaannesi için neleri göze alabileceği.
Recep İvedik serisinin sunduğu o saf komedi ve karakter odaklı mizahı sevdiyseniz, serinin diğer devam filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca, benzer bir "aykırı karakterin maceraları" temasını işleyen Çakallarla Dans serisi veya Şahan Gökbakar’ın bir diğer filmi olan Celal ile Ceren benzer bir seyir zevki sunacaktır. Komedi ve halkın içinden tiplemeler ilginizi çekiyorsa, bu tarz yerli yapımlar listemizde yer almalı.
Film, vizyona girdiği yıl 4 milyondan fazla izleyiciyle Türk sinema tarihinin o güne kadarki en yüksek gişe rakamlarından birine ulaşmıştır.
Filmdeki meşhur "plaza sahneleri" ve holding ortamı için gerçek bir kurumsal merkez kullanılmış, bu da sahnelerin gerçekçiliğini artırmıştır.
Şahan Gökbakar, karakterin fenomenleşen replikleri ve tarzı için sokaktaki gerçek insan gözlemlerinden yararlandığını belirtmiştir.
Recep, film boyunca bu istekleri gerçekleştirmek için her yolu denese de; iş bulma, evlenme ve saygınlık kazanma süreçlerinde kendi bildiği yöntemleri kullandığı için olaylar her zaman beklenmedik şekilde sonuçlanıyor.
Recep’in babaannesinin isteğiyle pizza kuryesi olarak işe başladığı ve bir müşterinin dairesine pizza götürürken yaşadığı o diyaloglar, filmin en sevilen sahneleri arasındadır.
Hakan, Recep’ten oldukça çekinmesine ve tarzını beğenmemesine rağmen, aile bağları ve babaannesinin isteği nedeniyle ona sahip olduğu şirkette kapıları açmak zorunda kalıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...