

Barry Kane

Pat Martin

Charles Tobin

Freeman

Neilson

Frank Fry

Mrs. Henrietta Sutton

Mr. Miller

Mrs. Mason

Robert
İkinci Dünya Savaşı tüm hızıyla sürerken, Kaliforniya'daki bir uçak fabrikasında çıkan yangın bir işçinin ölümüne neden olur. Yangın sırasında orada bulunan Barry Kane, arkadaşının ölümüne yol açan bu olayın bir sabotaj olduğunu fark etse de asıl suçlu olan gizemli adamın izini kaybeder. Olay yerindeki deliller Barry’yi işaret edince, genç adam hem adını temizlemek hem de ülkesine karşı kurulan bu büyük komployu durdurmak için polisten kaçmaya başlar.
Barry’nin Kaliforniya'dan New York'a uzanan bu yolculuğu, ona inanan tek kişi olan kör bir adamın yeğeni Patricia ile devam eder. İkili, kendilerini şık malikânelerden sirk vagonlarına kadar uzanan geniş bir casusluk ağının içinde bulurlar. Filmin finali, Özgürlük Heykeli’nin tepesinde gerçekleşen ve sinema tarihine geçen o ikonik sahneyle hafızalara kazınır. Hitchcock, bu macera dolu yapımda "yanlış adam" temasını bir kez daha ustalıkla işler.
Robert Cummings, Barry Kane rolünde adaleti kendi imkanlarıyla arayan, sıradan ama kararlı Amerikan gencini büyük bir enerjiyle canlandırır. Priscilla Lane, başlangıçta Barry’den şüphe duyan ama sonra onun en büyük destekçisi olan Patricia (Pat) karakterine güçlü bir duruş ve zarafet katar. İkilinin arasındaki gerilim ve zamanla filizlenen güven, hikâyenin duygusal motorunu oluşturur.
Filmin kötü adamı rolündeki Norman Lloyd ise Fry karakteriyle soğukkanlı ve tekinsiz bir performans sergiler. Özellikle Özgürlük Heykeli sahnesindeki performansı, karakterin sonuyla birleşince unutulmaz bir sinematik ana dönüşür. Otto Kruger ise saygın bir vatandaş maskesi ardına saklanmış hain rolünde, Hitchcock’un "kötülük her yerde olabilir" mesajını başarıyla yansıtır.
Saboteur, Hitchcock’un Amerika’daki ilk yıllarında çektiği ve ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan bir yol hikâyesi (road movie) estetiğine sahip dinamik bir yapımdır. Film, savaş dönemi atmosferini gerilimi tırmandırmak için harika bir fon olarak kullanır. Yönetmen, izleyiciyi sürekli diken üstünde tutan bir tempo belirlerken, görsel anlatımını Özgürlük Heykeli gibi ulusal sembollerle taçlandırır. Gerilim ve aksiyonun dengeli dağılımı, filmi türünün öncülerinden biri yapar.
Alfred Hitchcock’un "yanlışlıkla suçlanan masum adam" kurgularını seviyorsanız bu film tam size göre. Klasik Hollywood’un savaş dönemi atmosferine ilgi duyanlar ve casusluk hikâyelerinden hoşlananlar Saboteur’u mutlaka izlemeli. Eğer temposu yüksek, bol mekanlı ve finaliyle akıllarda kalan bir gizem filmi arıyorsanız, bu yapım sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Özgürlük Heykeli’nin meşalesinde geçen o meşhur final sahnesidir. Dönemin teknik imkanlarıyla yaratılan bu sahne, bugün bile izleyiciyi avuçlarının içine alan bir yükseklik korkusu ve gerilim yaşatır. Ayrıca Hitchcock’un Amerika’yı bir uçtan bir uca katederken sunduğu toplumsal gözlemler ve sirk çalışanları gibi marjinal karakterlerin hikâyeye dahil olması, filmi diğer casusluk yapımlarından ayırır.
Yanlış Adam: Masum bir bireyin sistem ve suçlular arasında sıkışıp kalması.
İçerideki Düşman: Sabotajcıların toplumun en saygın katmanlarına sızmış olması.
Güven ve Dayanışma: İki yabancının hayatta kalmak için birbirlerine tutunma süreci.
Vatanseverlik: Savaş zamanı bireysel fedakarlıkların toplumsal önemi.
Hitchcock’un benzer bir kaçış ve masumiyet temalı şaheseri olan North by Northwest (Gizli Teşkilat) bu filmin daha gelişmiş bir ruh ikizi gibidir. Ayrıca yine bir kaçış hikâyesi olan The 39 Steps (39 Basamak) ilginizi çekebilir. Eğer casusluk ve savaş atmosferini seviyorsanız, yönetmenin bir diğer yapımı olan Foreign Correspondent da listenizde yer almalıdır. Bu sinema eserleri, gerilimin ustasından benzer tatlar sunar.
Özgürlük Heykeli sahnesi için stüdyoda heykelin el kısmının tam boyutlu bir maketi inşa edilmiştir.
Hitchcock bu filmde aslında Gary Cooper ve Barbara Stanwyck ile çalışmak istemiş, ancak stüdyo bütçe ve takvim nedeniyle Robert Cummings ve Priscilla Lane’i seçmiştir.
Filmdeki sirk treni sahnesinde yer alan "ucubeler", toplumun dışladığı insanların aslında kanun kaçaklarına karşı ne kadar etik bir duruş sergileyebileceğini gösteren Hitchcockvari bir ironidir.
Filmde "Nazi" kelimesi doğrudan çok sık geçmese de, sabotajcıların Almanya lehine çalışan ve Amerika'nın savaş gücünü kırmaya çalışan bir casus şebekesi olduğu açıktır.
Hitchcock, filmin başlarında bir gazete bayisinin önünde duran ve Patricia ile yanındaki adamı izleyen bir yaya olarak kısa bir süre (cameo) görünür.
Bazı dış çekimler gerçek heykelin çevresinde yapılmış olsa da, oyuncuların yer aldığı tehlikeli sahneler stüdyoda kurulan devasa setlerde ve özel efekt teknikleriyle çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...