
13 Ağustos 1899-29 Nisan 1980 • Leytonstone, London, England, UK
Sinema tarihinin en etkileyici ve taklit edilen figürlerinden biri olan Alfred Hitchcock, izleyiciyi koltuğuna çivileyen "gerilim" türünün mimarıdır. "Gerilimin Ustası" (Master of Suspense) unvanını sonuna kadar hak eden Hitchcock, sadece teknik bir yönetmen değil, aynı zamanda insan psikolojisinin karanlık labirentlerini keşfeden bir vizyonerdir. Psycho, The Birds ve Vertigo gibi başyapıtlarıyla sinema dilini kökten değiştiren sanatçı, kamera açılarını, kurguyu ve müziği birer silah gibi kullanarak seyircinin duygularıyla oynamayı bir sanat formuna dönüştürmüştür. Kendi filmlerinde yaptığı kısa "cameo" görünümleriyle de bir popüler kültür ikonuna dönüşen Hitchcock, sinemanın bir eğlenceden öte, saf bir manipülasyon ve hayal gücü sanatı olduğunu kanıtlamıştır.
Alfred Hitchcock’un kariyeri, sessiz sinema döneminde Londra’da ara başlık tasarımcısı olarak başladı. Bu teknik arka plan, onun görselliğe dayalı anlatım dilinin temelini attı. İlk büyük çıkışını 1927 yapımı The Lodger ile yaparak İngiltere'nin en önemli yönetmeni konumuna yükseldi. 1930’larda çektiği The 39 Steps ve The Lady Vanishes gibi filmlerle casusluk ve gerilim türünde ustalaştı. Bu başarıları, ünlü yapımcı David O. Selznick’in dikkatini çekti ve Hitchcock’u Hollywood’a taşıdı.
Amerika’daki ilk filmi olan Rebecca (1940), En İyi Film Oscar’ını kazanarak yönetmenin Hollywood kariyerine görkemli bir başlangıç yapmasını sağladı. 1940’lar ve 50’ler, Hitchcock’un yaratıcılığının zirvesine ulaştığı yıllardı. Rear Window ile röntgencilik ve merak temasını tek bir mekânda işlerken, Vertigo ile saplantı ve kimlik karmaşasını görsel bir şölene dönüştürdü. 1960 yapımı Psycho, korku sinemasında bir devrim yaratarak modern slasher türünün temellerini attı. Televizyon dünyasında da Alfred Hitchcock Presents serisiyle evlere konuk olan yönetmen, kendine has mizahı ve gizemli tavrıyla dünya çapında tanınan bir marka haline geldi.
Londra doğumlu olan Alfred Hitchcock, sert disiplinli bir Katolik eğitimiyle büyüdü. Çocukluğunda yaşadığı bir olay —babasının onu cezalandırmak için kısa süreliğine karakola kapatması— hayatı boyunca sürecek olan otorite korkusunun ve suçsuz yere suçlanma temasının (wrong man temasının) kaynağı olmuştur. 1926 yılında evlendiği Alma Reville, sadece eşi değil, aynı zamanda en yakın çalışma arkadaşı ve filmlerinin gizli kahramanıydı. Alma, senaryo düzeltmelerinden kurgu masasına kadar Hitchcock’un her kararında etkili bir sesti. Yemek yemeyi, şarap kültürünü ve kaliteli yaşamı seven yönetmen, dış dünyadan oldukça kopuk, disiplinli ve titiz bir hayat sürmüştür.
Alfred Hitchcock, Akademi Ödülleri tarihinde beş kez En İyi Yönetmen dalında aday gösterilmesine rağmen bu ödülü hiçbir zaman rekabetçi kategoride kazanamamıştır. Bu durum, sinema tarihinin en büyük ironilerinden biri olarak kabul edilir. Ancak 1968 yılında Akademi, ona "Irving G. Thalberg Anma Ödülü"nü vererek hayat boyu başarısını onurlandırmıştır. Amerikan Film Enstitüsü (AFI) tarafından defalarca "tüm zamanların en iyi yönetmenleri" arasında gösterilen Hitchcock, ayrıca Fransız Yeni Dalga yönetmenleri (özellikle François Truffaut) tarafından bir "auteur" olarak kutsanmış ve sinema teorisyenlerinin en çok incelediği isim olmuştur.
Yumurta Korkusu: Hitchcock'un ciddi bir "ovofobisi" (yumurta korkusu) vardı; sarısının akışkan görüntüsünden nefret eder ve hayatı boyunca hiç yumurta yemediğini iddia ederdi.
Cameo Gelenekleri: Hemen hemen her filminde birkaç saniyeliğine kalabalığın içinde, otobüs beklerken veya bir dükkândan çıkarken görünürdü; bu durum hayranları için bir oyun haline gelmişti.
Polis Korkusu: Çocukluk travması nedeniyle gerçek hayatta polislerden ve hapse girmekten ölesiye korkardı, bu yüzden asla araba kullanmazdı.
Bebek Şakaları: Sette çalışanlarına ve oyunculara yaptığı eşek şakalarıyla ünlüydü; bazen bu şakalar rahatsız edici boyutlara varabilirdi.
Siyah ve Beyaz Tercihi: Psycho filmini, duş sahnesindeki kanın (aslında çikolata şurubu) çok gerçekçi görünüp sansüre takılmaması için siyah beyaz çekmeye karar vermiştir.
Alfred Hitchcock neden hiç Oscar almadı? Hitchcock, En İyi Yönetmen dalında 5 kez aday olsa da hiçbirini kazanamadı; ancak sinema tarihindeki etkisi kazanan pek çok yönetmenden daha büyüktür.
Alfred Hitchcock nereli? 1899 yılında Londra, İngiltere'de doğmuştur; ancak kariyerinin büyük kısmını Amerika'da sürdürmüştür.
Hitchcock hangi filmle ünlü oldu? İngiltere'de The Lodger ile tanınmaya başlasa da, dünya çapındaki şöhretini Rebecca, Rear Window ve Psycho gibi Hollywood yapımlarıyla perçinledi.
Hitchcock filmlerindeki sarışın kadın takıntısı nedir? Yönetmen, "soğuk ve asil sarışın" tipolojisinin (Grace Kelly, Tippi Hedren gibi) gizemli ve tehlikeli durumlar için daha çarpıcı bir kontrast oluşturduğuna inanırdı.
Hitchcock kaç yılında öldü? Ünlü yönetmen, 29 Nisan 1980 tarihinde Los Angeles'ta hayata gözlerini yummuştur.
En ünlü sahnesi hangisidir? Psycho (Sapık) filmindeki efsanevi "duş sahnesi", kurgusu ve müziğiyle sinema tarihinin en ikonik anı olarak kabul edilir.
Bilinen İşi
Oyunculuk
Bilinen Filmleri
153Cinsiyet
Erkek
Doğum Tarihi
13 Ağustos 1899Ölüm Tarihi
29 Nisan 1980
Doğum Yeri
Burç
AslanSinema tarihinin en etkileyici ve taklit edilen figürlerinden biri olan Alfred Hitchcock, izleyiciyi koltuğuna çivileyen "gerilim" türünün mimarıdır. "Gerilimin Ustası" (Master of Suspense) unvanını sonuna kadar hak eden Hitchcock, sadece teknik bir yönetmen değil, aynı zamanda insan psikolojisinin karanlık labirentlerini keşfeden bir vizyonerdir. Psycho, The Birds ve Vertigo gibi başyapıtlarıyla sinema dilini kökten değiştiren sanatçı, kamera açılarını, kurguyu ve müziği birer silah gibi kullanarak seyircinin duygularıyla oynamayı bir sanat formuna dönüştürmüştür. Kendi filmlerinde yaptığı kısa "cameo" görünümleriyle de bir popüler kültür ikonuna dönüşen Hitchcock, sinemanın bir eğlenceden öte, saf bir manipülasyon ve hayal gücü sanatı olduğunu kanıtlamıştır.
Alfred Hitchcock’un kariyeri, sessiz sinema döneminde Londra’da ara başlık tasarımcısı olarak başladı. Bu teknik arka plan, onun görselliğe dayalı anlatım dilinin temelini attı. İlk büyük çıkışını 1927 yapımı The Lodger ile yaparak İngiltere'nin en önemli yönetmeni konumuna yükseldi. 1930’larda çektiği The 39 Steps ve The Lady Vanishes gibi filmlerle casusluk ve gerilim türünde ustalaştı. Bu başarıları, ünlü yapımcı David O. Selznick’in dikkatini çekti ve Hitchcock’u Hollywood’a taşıdı.
Amerika’daki ilk filmi olan Rebecca (1940), En İyi Film Oscar’ını kazanarak yönetmenin Hollywood kariyerine görkemli bir başlangıç yapmasını sağladı. 1940’lar ve 50’ler, Hitchcock’un yaratıcılığının zirvesine ulaştığı yıllardı. Rear Window ile röntgencilik ve merak temasını tek bir mekânda işlerken, Vertigo ile saplantı ve kimlik karmaşasını görsel bir şölene dönüştürdü. 1960 yapımı Psycho, korku sinemasında bir devrim yaratarak modern slasher türünün temellerini attı. Televizyon dünyasında da Alfred Hitchcock Presents serisiyle evlere konuk olan yönetmen, kendine has mizahı ve gizemli tavrıyla dünya çapında tanınan bir marka haline geldi.
Londra doğumlu olan Alfred Hitchcock, sert disiplinli bir Katolik eğitimiyle büyüdü. Çocukluğunda yaşadığı bir olay —babasının onu cezalandırmak için kısa süreliğine karakola kapatması— hayatı boyunca sürecek olan otorite korkusunun ve suçsuz yere suçlanma temasının (wrong man temasının) kaynağı olmuştur. 1926 yılında evlendiği Alma Reville, sadece eşi değil, aynı zamanda en yakın çalışma arkadaşı ve filmlerinin gizli kahramanıydı. Alma, senaryo düzeltmelerinden kurgu masasına kadar Hitchcock’un her kararında etkili bir sesti. Yemek yemeyi, şarap kültürünü ve kaliteli yaşamı seven yönetmen, dış dünyadan oldukça kopuk, disiplinli ve titiz bir hayat sürmüştür.
Alfred Hitchcock, Akademi Ödülleri tarihinde beş kez En İyi Yönetmen dalında aday gösterilmesine rağmen bu ödülü hiçbir zaman rekabetçi kategoride kazanamamıştır. Bu durum, sinema tarihinin en büyük ironilerinden biri olarak kabul edilir. Ancak 1968 yılında Akademi, ona "Irving G. Thalberg Anma Ödülü"nü vererek hayat boyu başarısını onurlandırmıştır. Amerikan Film Enstitüsü (AFI) tarafından defalarca "tüm zamanların en iyi yönetmenleri" arasında gösterilen Hitchcock, ayrıca Fransız Yeni Dalga yönetmenleri (özellikle François Truffaut) tarafından bir "auteur" olarak kutsanmış ve sinema teorisyenlerinin en çok incelediği isim olmuştur.
Yumurta Korkusu: Hitchcock'un ciddi bir "ovofobisi" (yumurta korkusu) vardı; sarısının akışkan görüntüsünden nefret eder ve hayatı boyunca hiç yumurta yemediğini iddia ederdi.
Cameo Gelenekleri: Hemen hemen her filminde birkaç saniyeliğine kalabalığın içinde, otobüs beklerken veya bir dükkândan çıkarken görünürdü; bu durum hayranları için bir oyun haline gelmişti.
Polis Korkusu: Çocukluk travması nedeniyle gerçek hayatta polislerden ve hapse girmekten ölesiye korkardı, bu yüzden asla araba kullanmazdı.
Bebek Şakaları: Sette çalışanlarına ve oyunculara yaptığı eşek şakalarıyla ünlüydü; bazen bu şakalar rahatsız edici boyutlara varabilirdi.
Siyah ve Beyaz Tercihi: Psycho filmini, duş sahnesindeki kanın (aslında çikolata şurubu) çok gerçekçi görünüp sansüre takılmaması için siyah beyaz çekmeye karar vermiştir.
Alfred Hitchcock neden hiç Oscar almadı? Hitchcock, En İyi Yönetmen dalında 5 kez aday olsa da hiçbirini kazanamadı; ancak sinema tarihindeki etkisi kazanan pek çok yönetmenden daha büyüktür.
Alfred Hitchcock nereli? 1899 yılında Londra, İngiltere'de doğmuştur; ancak kariyerinin büyük kısmını Amerika'da sürdürmüştür.
Hitchcock hangi filmle ünlü oldu? İngiltere'de The Lodger ile tanınmaya başlasa da, dünya çapındaki şöhretini Rebecca, Rear Window ve Psycho gibi Hollywood yapımlarıyla perçinledi.
Hitchcock filmlerindeki sarışın kadın takıntısı nedir? Yönetmen, "soğuk ve asil sarışın" tipolojisinin (Grace Kelly, Tippi Hedren gibi) gizemli ve tehlikeli durumlar için daha çarpıcı bir kontrast oluşturduğuna inanırdı.
Hitchcock kaç yılında öldü? Ünlü yönetmen, 29 Nisan 1980 tarihinde Los Angeles'ta hayata gözlerini yummuştur.
En ünlü sahnesi hangisidir? Psycho (Sapık) filmindeki efsanevi "duş sahnesi", kurgusu ve müziğiyle sinema tarihinin en ikonik anı olarak kabul edilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...