

Eve Gill

Charlotte Inwood

Det. Insp. Wilfried 'Ordinary' Smith

Jonathan Cooper

Commodore Gill

Mrs. Gill

Nellie Goode

Mr. Fortesque
Freddie Williams

'Lovely Ducks'
Londra Kraliyet Dramatik Sanat Akademisi öğrencisi olan Eve Gill, arkadaşı Jonathan Cooper’ın bir cinayet zanlısı olarak kapısına gelmesiyle kendini gerçek bir dramanın içinde bulur. Jonathan, ünlü ve ihtiraslı sahne yıldızı Charlotte Inwood’un kocası öldürdüğünü, kendisinin ise sadece ona yardım etmeye çalışırken suçlandığını iddia etmektedir. Eve, Jonathan’a olan sevgisi ve sahnelerdeki yeteneğine olan güveniyle, Charlotte’un suçunu kanıtlamak için riskli bir plan yapar.
Genç kadın, Charlotte Inwood’un gizli kimlikli hizmetçisi kılığına girerek yıldızın hayatına sızar. Ancak Eve, bu oyunun içinde sadece Charlotte’u değil, davayı araştıran Dedektif Smith’i de manipüle etmek zorunda kalır. Hitchcock, izleyiciyi her karakterin bir maske taktığı, kimin doğruyu söylediğinin asla netleşmediği tekinsiz bir "sahne"ye davet eder. Bu gerilim dolu hikâye, sinema tarihinin en tartışmalı anlatım tekniklerinden biriyle hafızalara kazınır.
Jane Wyman, Eve Gill rolünde, saflık ile kurnazlık arasındaki geçişleri başarıyla sergileyen, izleyicinin empati kurduğu güçlü bir başrol sunar. Ancak filmin asıl parlayan yıldızı, Charlotte Inwood karakterine hayat veren efsanevi Marlene Dietrich’tir. Dietrich, canlandırdığı kibirli ve büyüleyici diva rolüyle filmin her karesine ağırlığını koyar. Onun sergilediği "femme fatale" imajı, hikâyenin gizemini derinleştiren en önemli unsurdur.
Yardımcı rollerde Alastair Sim, Eve’in eksantrik babası rolünde filme harika bir İngiliz mizahı katarken, Richard Todd ise kaçak Jonathan karakteriyle tekinsiz bir enerji sunar. Michael Wilding, Dedektif Smith rolünde, Eve ile olan romantik etkileşimiyle hikâyeye duygusal bir boyut ekler. Hitchcock’un oyuncu seçimi, tiyatro dünyasının yapaylığı ile gerçek hayatın sertliğini çarpıştırmakta oldukça başarılıdır.
Hitchcock’un İngiltere’ye dönerek çektiği bu yapım, yönetmenin "yanlış adam" temasını tiyatro estetiğiyle birleştirdiği özel bir eserdir. Film, sinema dünyasında çokça tartışılan "yalancı flashback" (geçmişe dönüş) tekniğini kullanmasıyla ünlüdür; Hitchcock bu yolla izleyiciyi karakterin gözünden manipüle eder. Mizah ve gerilimin iç içe geçtiği yapım, sahne sanatlarına bir saygı duruşu niteliği taşırken, insanların günlük hayatta giydiği maskeleri de sert bir dille eleştirir.
Klasik İngiliz polisiyelerini sevenler, tiyatro kulislerinin gizemli havasına ilgi duyanlar ve Marlene Dietrich’in büyüleyici ekran ışığını görmek isteyenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer "kim yaptı?" (whodunnit) tarzındaki gizem filmi örneklerinden hoşlanıyorsanız, Stage Fright sizi şaşırtacak kurgusuyla tatmin edecektir. Hitchcock’un anlatım teknikleri üzerine kafa yoran her sinefil için bu yapım bir eğitim niteliğindedir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Hitchcock’un izleyiciyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamasına tanıklık etmektir. Sinemada güvenilmez anlatıcı kavramının en erken ve en cesur örneklerinden birini sunan film, finaldeki büyük sürpriziyle tüm taşları yerine oturtur. Ayrıca Marlene Dietrich’in Cole Porter şarkılarını seslendirdiği sahneler, filmi bir sinema eserinden görsel ve işitsel bir şölene dönüştürür.
Maskeler ve Roller: İnsanların hayatta kalmak veya arzularına ulaşmak için büründükleri kişilikler.
Manipülasyon: Gerçeğin, hikâyeyi anlatan kişinin bakış açısına göre nasıl çarpıtılabileceği.
Adalet ve Duygular: Kanunun soğuk yüzü ile aşkın kör edici gücü arasındaki çatışma.
Tiyatro Dünyasının İronisi: Sahne üzerindeki yalanların, gerçek hayattaki trajedilerden daha dürüst olması.
Bu filmin kulis atmosferini ve gizemini sevdiyseniz, bir başka tiyatro gerilimi olan All About Eve (Perde Açılıyor) veya Hitchcock’un kimlik karmaşasını işlediği North by Northwest (Gizli Teşkilat) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca Marlene Dietrich’in benzer bir karizmayla yer aldığı Witness for the Prosecution (Beklenmeyen Şahit) bu gerilim yolculuğunuzu tamamlayacaktır.
Marlene Dietrich, filmdeki kıyafetlerinin Christian Dior tarafından tasarlanması konusunda ısrar etmiş ve Hitchcock’a setin ışıklandırması konusunda bile müdahale etmiştir.
Filmdeki "yalancı flashback" kullanımı, o dönemde izleyiciler ve eleştirmenler tarafından "kural dışı" bulunduğu için büyük tepki çekmiş, ancak yıllar sonra bir dâhi işi olarak kabul edilmiştir.
Alfred Hitchcock’un kızı Patricia Hitchcock, bu filmde Eve’in arkadaşı Chubby rolüyle ilk kez bir sinema filminde yer almıştır.
Çünkü Hitchcock, karakterin anlattığı yalanı görsel bir gerçeklik gibi ekrana yansıtmış, böylece izleyiciyi filmin büyük bir bölümünde yanlış yönlendirmiştir. Bu, o dönem için devrimsel ve riskli bir tercihti.
Hitchcock, filmin yaklaşık 38. dakikasında sokakta yürürken Eve Gill’e (Jane Wyman) dönüp tuhaf bir şekilde bakan bir yaya olarak kısa bir süre görünür.
Spoiler vermeden söylemek gerekirse; film boyunca suçlanan karakterler ve anlatılan hikâyeler, finaldeki çarpıcı itiraf sahnesiyle tamamen farklı bir boyuta taşınır ve gerçek katilin kimliği tiyatral bir kapanışla ortaya çıkar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...