

Max Simkin

Leon Ludlow

Abraham Simkin

Jimmy

Carmen Herrara

Elaine Greenawalt

Emiliano

Goldman

Anna O'Hara

Macy
Şans Ayağıma Geldi, New York’un kalabalık sokaklarında, babasından kalan eski ayakkabı tamir dükkanında monoton bir hayat süren Max Simkin’in sıra dışı değişimini konu alıyor. Max, her gün başkalarının ayakkabılarını tamir ederken aslında kendi hayatının ne kadar renksiz ve durağan olduğunun farkındadır. Ancak bir gün, dükkanın bodrumunda bulduğu ve aile yadigarı olan antika bir dikiş makinesi, Max’in hayatını sonsuza dek değiştirir. Bu makineyle tamir ettiği ayakkabıları giydiğinde, Max fiziksel olarak ayakkabının sahibine dönüşmektedir.
Bu yeni keşfettiği sihirli güç, Max’e başkalarının hayatlarını deneyimleme, dünyayı farklı gözlerle görme ve hatta işlemediği suçların veya yaşamadığı aşkların içine girme şansı verir. İlk başta bu durumu sadece eğlence ve kişisel kazanç için kullanan Max, kısa süre sonra mahallesini tehdit eden karanlık bir emlak yolsuzluğunun ortasında kalır. Sihirli ayakkabılarını kullanarak hem kendi geçmişindeki sırları çözer hem de adaleti sağlamak için tehlikeli bir maceraya atılır. Film, bir başkasının ayakkabılarını giymenin sadece fiziksel bir değişim değil, derin bir empati yolculuğu olduğunu anlatıyor.
Filmin başrolünde, dram ve komedi arasındaki dengeyi başarıyla kuran Adam Sandler yer alıyor. Sandler, Max karakterinin o bezgin ve içine kapanık halini, sihirli dönüşümlerle gelen şaşkınlık ve özgüvenle harmanlayarak editoryal açıdan derinlikli bir performans sergiliyor. Max’in babası rolünde izlediğimiz efsanevi aktör Dustin Hoffman ise, kısa ama filmin duygusal temelini oluşturan sahneleriyle yapımın kalitesini yukarı taşıyor.
Steve Buscemi, mahallenin berberi ve Max’in tek dostu Jimmy rolünde her zamanki karizmatik ve gizemli oyunculuğunu konuştururken; Ellen Barkin, mahalledeki kötü niyetli iş kadını rolüyle etkileyici bir antagonist profili çiziyor. Oyuncu kadrosunun bu deneyimli isimlerden oluşması, fantastik bir temaya sahip olan filmin ayaklarının yere sağlam basmasını sağlıyor.
Yönetmen Thomas McCarthy, genellikle daha ciddi ve ödüllü yapımlarıyla tanınsa da bu filmde masalsı bir şehir efsanesini modern bir dille anlatmayı tercih ediyor. Şans Ayağıma Geldi, klasik bir "beden değiştirme" komedisinin çok ötesinde, New York’un değişen çehresine ve kaybolan mahalle kültürüne dair bir güzelleme niteliği taşıyor. Filmin görsel dili, ayakkabı tamirhanesinin nostaljik atmosferi ile şehrin modern karmaşası arasındaki kontrastı başarıyla kullanıyor. Temponun yer yer dramatikleştiği yapım, izleyiciye sıcak bir hikâye vaat ediyor.
Hafta sonu ailecek izlenebilecek, içinde hem sihir hem de anlamlı mesajlar barındıran bir yapım arayanlar için bu aile filmi harika bir seçenek. Adam Sandler’ın daha naif ve karakter odaklı performanslarını sevenler ile fantastik öğelerin gerçek hayatla iç içe geçtiği hikâyelerden hoşlanan izleyiciler bu komedi ve dram karışımı filmi keyifle izleyebilirler.
Film, "birinin ayakkabılarıyla bir mil yürümek" deyimini gerçek anlamıyla perdeye taşıyarak empati kavramını çok yaratıcı bir şekilde işliyor. Sadece eğlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda aile bağları, miras ve toplumsal sorumluluk üzerine düşündürüyor. Adam Sandler ve Dustin Hoffman gibi dev isimleri aynı karede görmek ve hikâyenin sonundaki beklenmedik sürprizle karşılaşmak filmi izlemeye değer kılan unsurların başında geliyor.
Empati: Başkalarının hayatlarını ve zorluklarını onların perspektifinden anlamak.
Miras ve Kimlik: Aileden gelen geleneklerin ve dükkanın Max’in kimliği üzerindeki etkisi.
Adalet: Küçük insanların, büyük ve yozlaşmış sistemlere karşı verdiği mücadele.
Keşif: Rutin bir hayatın içinde bile mucizelerin ve değişimin mümkün olduğu.
Bu filmin fantastik ve insani dokusunu sevdiyseniz, yine bir değişim ve hayata yeniden bakış hikâyesi olan Walter Mitty'nin Gizli Dünyası veya sihirli bir nesnenin hayatı değiştirmesini anlatan Click filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir adamın başkalarının hayatına girmesini konu alan daha karanlık bir alternatif olarak Being John Malkovich de ilginç bir tercih olabilir.
Filmin çekimleri New York’un Lower East Side bölgesindeki gerçek ve tarihi dükkanlarda gerçekleştirildi. Yönetmen Thomas McCarthy, çekimler başlamadan önce Adam Sandler ile birlikte gerçek bir ayakkabı tamirhanesinde vakit geçirerek zanaatın inceliklerini gözlemledi. Film, vizyona girdiği dönemde fantastik öğeleriyle dikkat çekerken, aslında New York’un soylulaştırma (gentrification) sorununa da dikkat çeken alt metinler barındırıyordu.
Filmin kurgusuna göre sihir, Max'in babasından kalan o özel antika dikiş makinesinde gizlidir. Bu makineyle tamir edilen her ayakkabı, sahibiyle sihirli bir bağ kurarak giyen kişinin onun kılığına girmesini sağlar.
Hayır, film bir "dramedi" örneğidir. Başlarda eğlenceli ve komik sahneler ağırlıkta olsa da hikâye ilerledikçe Max’in babasıyla olan ilişkisi ve mahallesini kurtarma çabasıyla birlikte dramatik yönü ağır basmaya başlar.
Evet, bu sihrin en önemli kuralı şudur: Max sadece kendi ayak numarasına (10 numara) uygun olan ayakkabıları giydiğinde kusursuz bir dönüşüm yaşayabilir. Bu detay, hikâyede birçok komik ve riskli ana zemin hazırlar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...