
Merve, çocukluk yıllarında annesini kaybetmiş ve bu travmanın izlerini hayatı boyunca taşımış genç bir kadındır. Mutlu bir evliliği olan Merve’nin hayatı, geçmişten gelen bir nefretin gölgesiyle aniden kararır. Teyzesi, yıllar boyu biriktirdiği derin bir kıskançlık ve öfke nedeniyle, Merve ve ailesine karşı en karanlık büyü yollarından birine başvurur: Semur kabilesini üzerlerine salar.
Merve, evinde tuhaf sesler duymaya ve açıklanamayan doğaüstü olaylar yaşamaya başlar. Başlangıçta psikolojik bir çöküş gibi görünen bu durum, aslında kadim ve kötücül bir varlığın hayatlarını ele geçirme çabasıdır. Film, büyü bozma çabaları ile şeytanın kabilesinin yarattığı dehşet arasında geçen, izleyiciyi klostrofobik bir ev ortamına hapseden bir hayatta kalma mücadelesini işler.
Filmin başrolünde, Merve karakterine hayat veren İpek Erdem yer alıyor. Genç oyuncu, karakterinin yaşadığı korku dolu anları ve ruhsal dönüşümü başarıyla yansıtıyor. Ona eşlik eden kadroda Balamir Emren, Gökçe Nihan Havuz ve deneyimli oyuncu Tekin Temel gibi isimler bulunuyor.
Oyuncuların performansı, özellikle gerilimin tırmandığı ve musallat sahnelerinin yoğunlaştığı anlarda filmin inandırıcılığını artırıyor. Teyze rolündeki karakterin sergilediği tekinsiz duruş, izleyicide "insan kötülüğünün" doğaüstü korkudan daha sarsıcı olabileceği algısını yaratıyor.
Yönetmen Gökhan Aksu, bu filmde Anadolu’nun derinliklerinde saklı kalan büyü inanışlarını ve cin kabileleri mitolojisini modern bir korku diliyle harmanlıyor. Film, görsel efektlerden ziyade ses tasarımı ve atmosfer yaratımıyla izleyiciyi germeyi hedefliyor. Semur, türün meraklıları için tanıdık motifler barındırsa da, hikâyenin merkezine yerleştirdiği "aile içi ihanet" temasıyla duygusal bir derinlik de yakalamaya çalışıyor.
Yerli korku sinemasının (cin-korku) sadık takipçileri, büyü ve musallat temalı hikâyelerden hoşlananlar ve dini-mistik gerilimleri seven sinemaseverler için bu yapım ideal bir tercih. Eğer gece izlendiğinde perdeleri kapatma ihtiyacı hissettiren o tekinsiz atmosferi seviyorsanız, Semur listenizde olmalı.
Filmi benzerlerinden ayıran en net fark, ismini aldığı "Semur" kabilesinin özelliklerine ve büyü ritüellerinin detaylarına odaklanmasıdır. Saf bir korku sunmanın yanı sıra, kıskançlık gibi insani zaafların ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dair sert bir ders niteliği taşır. Final sahnesindeki beklenmedik gelişmeler ve atmosferik gerilimi, türün standartlarını yakalayan bir seyir zevki sunuyor.
Kıskançlık ve İhanet: En yakın akrabaların bile karanlık yollara sapabileceği gerçeği.
Kadim Kötülük: İnsan eliyle çağrılan ancak kontrol edilemeyen doğaüstü güçler.
Masumiyetin Kaybı: Geçmişin travmalarının gün yüzüne çıkması.
Bu filmin yarattığı o karanlık ve musallat odaklı havayı sevdiyseniz, yine bir büyü hikâyesini merkezine alan Siccin serisini veya atmosferik başarısıyla bilinen Dabbe filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca Magi de benzer bir doğaüstü kurgu sunmaktadır.
Film, Türkiye’deki pek çok yerli korku yapımı gibi vizyona girdiği dönemde türün hayranları tarafından ilgiyle karşılanmış ve sınırlı bütçesine rağmen etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarmıştır. Yönetmen Gökhan Aksu, çekimler sırasında mekanın ruhunu korumak adına gerçekçi dekorlar ve geleneksel motifler kullanmaya özen göstermiştir.
Semur, İslam mitolojisinde ve bazı ezoterik kaynaklarda adı geçen, büyü ile insanlara musallat edilen güçlü ve tehlikeli bir cin kabilesini temsil eder.
Film, Anadolu'da sıkça anlatılan büyü ve musallat vakalarından esinlenerek kurgulanmış orijinal bir senaryoya sahiptir.
Film, fiziksel şiddetten ziyade psikolojik baskı, ani korku öğeleri (jump-scare) ve ürpertici görseller üzerinden ilerlemektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...