
Sibel, Karadeniz’in dik yamaçlı, sisli köylerinden birinde babası ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan 25 yaşında bir genç kadındır. Çocukken geçirdiği bir hastalık nedeniyle konuşamayan Sibel, iletişimini bölgenin kadim geleneği olan "ıslık dili" ile kurmaktadır. Köylüler tarafından uğursuz sayılan ve dışlanan Sibel, bu izolasyondan kurtulmak ve kendini kanıtlamak için ormanda dolaştığına inanılan gizemli bir kurdun peşine düşer.
Tüfeğiyle tek başına ormanın derinliklerine giren Sibel, kurdu ararken yaralı bir firari olan Ali ile karşılaşır. Ali ile kurduğu sessiz ve derin bağ, Sibel’in kendi içindeki gücü keşfetmesini sağlarken, köyün katı gelenekleri ve toplumsal baskılarıyla olan çatışmasını da geri dönülemez bir noktaya taşır. Film, bir kadının sessiz çığlığının, ataerkil bir düzende nasıl yankılandığını etkileyici bir atmosferle hikayeleştirir.
Damla Sönmez, Sibel rolünde kariyerinin en zirve performanslarından birini sergiliyor. Tek bir kelime etmeden, sadece bakışları, nefesi ve fiziksel çevikliğiyle karakterin tüm öfkesini, arzusunu ve kırılganlığını izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Sönmez’in bu performansı, ona ulusal ve uluslararası festivallerde çok sayıda ödül kazandırmıştır.
Emin Gürsoy, Sibel’in otoriter ama ona içten içe saygı duyan babası rolünde oldukça inandırıcı bir portre çiziyor. Erkan Kolçak Köstendil ise Sibel’in dünyasını değiştiren yabancı Ali karakterine gizemli ve dokunaklı bir hava katıyor. Kadrodaki yardımcı oyuncular, köy hayatının o boğucu ve yargılayıcı atmosferini başarıyla tamamlıyor.
Yönetmenler Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti, Sibel ile modern bir masal tadında, güçlü bir kadın portresi yaratıyorlar. Karadeniz’in hırçın doğası, filmin sadece mekanı değil, aynı zamanda Sibel’in karakterini şekillendiren bir oyuncu gibi konumlandırılmış. Görüntü yönetimi, izleyiciyi ormanın tekinsiz ama büyüleyici dokusuna hapsederken; ıslık dilinin kullanımı filme özgün bir işitsel kimlik kazandırıyor. Tempo, Sibel’in kararlılığı gibi dinamik ve sürükleyici.
Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu hikayeleri seven ve Anadolu’nun yerel kültürlerini farklı bir perspektifle izlemek isteyenler için Sibel harika bir seçimdir. Eğer diyaloglardan ziyade görselliğin ve atmosferin konuştuğu bir yerli film arayışındaysanız, bu yapım sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Modern bir "başka" sinema örneği görmek isteyen her sinemaseverin listesinde olmalıdır.
Film, engelli bir bireyin değil, "farklı" olanın toplum içindeki var olma çabasını klişelerden uzak bir dille anlatıyor. Islık dilinin sinematografik bir öğe olarak kullanımı dünya sinemasında nadir görülen bir başarıya sahip. Sibel’in doğayla olan bütünleşmesi ve kendi kaderini tayin etme süreci, izleyiciye ilham veren bir güç sunuyor.
Toplumsal Dışlanma: Farklı olanın "uğursuz" veya "eksik" görülerek yalnızlaştırılması.
Kadın Özgürlüğü: Ataerkil bir düzende bir kadının kendi sesini ve yolunu bulma çabası.
Doğa ve İnsan: İnsanın vahşi doğa ile kurduğu ilkel ve dürüst ilişki.
Sibel’in doğa içindeki varoluş mücadelesini sevdiyseniz, yine Karadeniz atmosferini iliklerinize kadar hissettiren Mustang veya Reha Erdem’in doğa ve insan ilişkisini felsefi bir dille ele alan Kosmos filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, bir kadının sessiz direnişini konu alan İşe Yarar Bir Şey bu dram türündeki arayışınız için nitelikli bir öneridir.
Filmde kullanılan ıslık dili (kuş dili), UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan gerçek bir gelenektir.
Damla Sönmez, rolüne hazırlanmak için çekimlerin yapıldığı Giresun’un Kuşköy köyünde uzun süre yaşamış ve ıslık dilini profesyonel düzeyde öğrenmiştir.
Dünya prömiyerini Locarno Film Festivali’nde yapan film, burada FIPRESCI (Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu) ödülüne layık görülmüştür.
Filmde Sibel'in konuşamaması tıbbi bir durumdan ziyade çocuklukta geçirdiği bir hastalığın psikolojik ve fiziksel sekeli olarak verilir; ancak bu durum onun "ıslık diliyle" daha güçlü bir iletişim kurmasını sağlar.
Evet, Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy’de asırlardır köylülerin birbirleriyle haberleşmek için kullandığı gerçek bir dildir.
Kurt, filmde hem köylülerin bilinçaltındaki korkuları hem de Sibel’in vahşi, dizginlenemez ve özgür ruhunu temsil eden bir metafordur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...