

Grandfather Kuzya

Kolyma

Gagarin

Xenya

Ink

Mel

Russian Sergeant

Russian Soldier
Vitalic

Doctor
Film, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen önceki dönemde, Moldova’nın Transdinyester bölgesinde yaşayan "Sibirya Urka" topluluğunun içinde geçiyor. Bu topluluk, kendilerini "dürüst suçlular" olarak tanımlayan, devleti ve yasalarını reddeden, kendi sert ahlaki kurallarına sahip bir gruptur. Hikâye, bu topluluğun içinde yetişen iki yakın arkadaş olan Kolyma ve Gagarin’in büyüme serüvenine odaklanıyor.
Kolyma, büyükbabası Kuzya'nın rehberliğinde geleneksel suçlu eğitimini (silah kullanma, dövme sanatı ve onur yasaları) alırken; Gagarin, topluluğun kurallarını ihlal ederek yozlaşmış dünyanın karanlığına kapılır. Sovyetler’in çöküşüyle değişen dünya, bu iki dostu karşı karşıya getirecek; bir zamanlar kardeş gibi olan gençler, kendilerini kanlı ve geri dönüşü olmayan bir hesaplaşmanın ortasında bulacaktır.
Filmin en dikkat çeken ismi, topluluğun ruhani lideri ve bilge büyükbabası Kuzya karakterine hayat veren usta oyuncu John Malkovich'tir. Malkovich, otoriter ama adaletli ihtiyar rolünde filmin felsefi derinliğini sırtlıyor.
Kolyma rolünde Arnas Fedaravičius ve Gagarin rolünde Vilius Tumalavičius, gençliğin verdiği tutkuyu ve hayal kırıklığını başarıyla sergiliyorlar. Oyuncuların performansları, özellikle Sibirya dövmelerinin anlamları ve topluluğun ritüelleriyle birleştiğinde izleyiciyi o sert dünyaya tamamen hapsediyor.
İtalyan yönetmen Gabriele Salvatores tarafından Nicolai Lilin'in otobiyografik romanından uyarlanan film, sinematografik açıdan oldukça zengin. Film, suç dünyasını sadece şiddet üzerinden değil, bir "eğitim" ve "yaşam biçimi" olarak ele almasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Görsel dil, soğuk ve puslu atmosferiyle karakterlerin iç dünyasındaki sertliği destekliyor. Dövme sanatının bir hafıza ve kimlik kartı olarak kullanılması, filme mistik bir hava katıyor.
Suç dramalarından, yakın tarih hikâyelerinden ve kültürel antropoloji temalı yapımlardan hoşlananlar için bu film bir başyapıt niteliğindedir. Eğer yabancı dram kategorisinde hem sert bir hikâye hem de derinlemesine işlenmiş karakter gelişimleri arıyorsanız, Sibirya Mafyası listenizin başında olmalı.
Filmi benzer mafya filmlerinden ayıran en büyük özellik, suçun bir yozlaşma değil, bir "onur meselesi" olarak sunulmasıdır. "Para çalmak onursuzluktur ama devletten çalmak haktır" gibi ilginç etik kurallara sahip bir topluluğun iç yüzünü görmek oldukça şaşırtıcıdır. Ayrıca John Malkovich’in o kendine has ağırlığıyla sergilediği performans, filmi sanatsal bir boyuta taşıyor.
Onur ve Sadakat: Yasaların ötesinde, topluluğa ve aileye olan bağlılık.
Kültürel Çatışma: Geleneksel "dürüst suçlu" kavramının, modern dünyanın yozlaşmış suç dünyasıyla savaşı.
Dövme Sanatı: Vücuda kazınan her çizginin bir hikâye, rütbe ve kader olması.
Dostluk ve İhanet: Aynı disiplinle yetişen iki insanın farklı yollara sapması.
Bu filmin sunduğu yeraltı dünyası ve onur kodlarını sevdiyseniz, Rus mafyasının Londra’daki etkilerini anlatan Eastern Promises (Şark Vaatleri) veya yine bir büyüme ve suç hikâyesi olan Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika) filmlerine göz atabilirsiniz.
Film, Nicolai Lilin’in aynı adlı tartışmalı romanından uyarlanmıştır. Romanın ne kadarının gerçek ne kadarının kurgu olduğu hala tartışılsa da, film yarattığı evrenin inandırıcılığıyla büyük beğeni toplamıştır. Çekimler çoğunlukla Litvanya’da gerçekleştirilmiş ve o dönemin Sovyet mimarisi ile kasvetli doğası başarıyla yansıtılmıştır.
Film ve kitap, kendilerini "Sibirya Urkaları" olarak adlandıran bir suçlu sürgün topluluğuna dayanmaktadır. Bu grubun aşırı katı onur kuralları ve dövme gelenekleri olduğu bilinmektedir.
Malkovich ana kahraman değildir ancak hikâyenin felsefi temelini atan ve karakterleri yönlendiren en kritik figür olan "Büyükbaba" rolündedir.
Suç dünyasını konu aldığı için yer yer sert şiddet sahneleri barındırsa da, odak noktası daha çok psikolojik gerilim ve kültürel anlatıdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...