

Goëtz

Farid

Yasmine

Alex

Mr Bean

Tom

Eva

Klaudia

Gilberte

La mere
Film, Paris’teki büyük çaplı ayaklanmaların ve siyasi kargaşanın gölgesinde başlar. Bir soyguna karışan bir grup genç, polisten kaçarak Hollanda sınırına doğru yola çıkar. Geceyi geçirmek için sınır yakınlarında, ücra bir maden kasabasındaki motelde dururlar. Ancak bu motel, göründüğü gibi basit bir konaklama yeri değildir.
Gençler, kısa süre içinde bu motelin, saf bir ırk yaratma takıntısına sahip, yamyamlık yapan neo-Nazi bir aile tarafından yönetildiğini fark ederler. "Baba" figürünün mutlak otoritesi altındaki bu aile, yakaladıkları insanlara akıl almaz işkenceler yapmaktadır. Siyasi kaosun yaşandığı şehirden kaçan gençler, çok daha ilkel ve vahşi bir cehennemin ortasına düşmüşlerdir. Film, kaçış umutlarının yavaş yavaş tükenişini ve saf bir vahşete dönüşen hayatta kalma mücadelesini konu alır.
Filmin başrolünde, sergilediği fiziksel ve duygusal performansla takdir toplayan Karina Testa (Yasmine) yer alıyor. Yasmine karakterinin bir kurbandan bir savaşçıya dönüşümü filmin en güçlü yanlarından biridir. Ona, Samuel Le Bihan, Estelle Lefébure ve ailenin ürkütücü lideri rolünde Jean-Pierre Jorris eşlik ediyor. Oyuncu kadrosu, karakterlerin yaşadığı klostrofobiyi ve dehşeti izleyiciye geçirme konusunda oldukça başarılı bir iş çıkarıyor.
Yönetmen Xavier Gens, bu yapımla Fransız korku sinemasının sınırlarını zorluyor. Frontière(s); Texas Chain Saw Massacre ve Hostel gibi klasiklerin izinden gitse de, içine yerleştirdiği siyasi alt metinlerle (Avrupa'daki aşırı sağın yükselişi, göçmenlik ve toplumsal çürüme) onlardan ayrılıyor. Görsel dili oldukça sert, kanlı ve tavizsizdir. "New French Extremity" akımının bir parçası olarak, izleyiciyi sadece korkutmayı değil, aynı zamanda rahatsız etmeyi ve sarsmayı amaçlıyor. Sanat yönetimi ve makyaj efektleri, türün meraklıları için oldukça etkileyici bir seviyede.
Eğer Martyrs (İşkence Odası), High Tension (Yüksek Tansiyon) veya Inside (İçerde) gibi sert Fransız korku filmlerini sevdiyseniz, bu film sizin için "mutlaka izlenmesi gerekenler" listesindedir. Siyasi soslu bir korku hikayesi arayanlar ve mide kapasitesine güvenen "gore" türü tutkunları bu yapımdan tatmin olacaktır. Ancak, aşırı şiddet ve işkence sahnelerine karşı hassasiyeti olan izleyiciler için kesinlikle uygun değildir.
Bu film, sadece bir "vahşet" gösterisi değil; aynı zamanda modern toplumun altındaki gizli canavarlara dair bir alegoridir. İkinci Dünya Savaşı'nın hayaletlerinin hala bir yerlerde pusuda beklediği temasını çok sert bir dille işler. Yönetmen Xavier Gens’in atmosfer yaratma becerisi ve filmin bitmek bilmeyen temposu, izleyiciyi bir saniye bile rahat bırakmaz. Özellikle final bölümündeki hayatta kalma mücadelesi, sinema tarihinin en unutulmaz ve kanlı finallerinden biri olarak kabul edilir.
Faşizm ve Irkçılık: Geçmişin karanlık ideolojilerinin kapalı kapılar ardında devam etmesi.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: İnsanın en uç koşullarda neler yapabileceği.
Toplumsal Kaos: Şehirdeki siyasi düzensizliğin, bireyleri daha büyük bir tehlikenin kucağına itmesi.
Kurban ve Cellat: Güç dengelerinin vahşi bir şekilde yer değiştirmesi.
Bu filmin yarattığı klostrofobik ve şiddet dolu dünyayı sevdiyseniz, The Hills Have Eyes (Tepenin Gözleri), Texas Chain Saw Massacre (Teksas Katliamı) veya Wrong Turn (Korku Kapanı) serilerine göz atabilirsiniz. Daha psikolojik ve felsefi bir acı eşiği için ise türün zirvesi olan Martyrs filmini izleyebilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...