
Dram, Romantik

Moll Flanders

Hibble

Mrs. Allworthy

Fielding

madame Mazzawatty

Edna

le prêtre

Polly

Alice

Artist's Father
Moll Flanders, bir hapishanede doğan ve hayatı boyunca yoksulluk, dışlanmışlık ve talihsizliklerle boğuşan dirençli bir kadının epik yaşam öyküsünü merkezine alıyor. Annesinin idam edilmesinin ardından bir manastıra verilen Moll, buradaki baskıcı düzene başkaldırarak Londra’nın tekinsiz sokaklarına adım atar. Hayatta kalmak için hırsızlıktan fahişeliğe kadar pek çok zorlu yola sapmak zorunda kalsa da, içindeki özgür ruhu ve yaşama sevincini asla kaybetmez.
Hikâye, Moll’un asil bir ressamla tanışmasıyla bambaşka bir boyuta evrilir. Bu karşılaşma ona sadece aşkı değil, aynı zamanda kendisini değersiz gören topluma karşı bir kimlik kazanma şansı sunar. Ancak 18. yüzyıl İngiltere'sinin katı sınıfsal kuralları ve peşini bırakmayan geçmişi, onun bu yeni hayatını tehdit etmeye devam eder. Film, bir kadının en dipten zirveye, ardından tekrar hayatta kalma savaşına uzanan sarsıcı ve ilham verici yolculuğunu başarıyla işliyor.
Filmin kalbinde, Moll Flanders karakterine hayat veren Robin Wright yer alıyor. Wright, karakterin yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküşleri öylesine derin bir hassasiyetle yansıtıyor ki, izleyici onun her düştüğünde yeniden ayağa kalkma iradesine hayran kalıyor. Robin Wright’ın bu performansı, bir kadının hayatta kalma içgüdüsünü en saf haliyle sunduğu kariyer zirvelerinden biri olarak kabul edilir.
Moll’un hayatındaki en önemli figürlerden biri olan sanatçıyı canlandıran John Lynch, karaktere naif bir tutku ve sadakat katıyor. Efsanevi oyuncu Morgan Freeman ise Moll’un dostu ve koruyucusu Hibble rolünde, her sahneye ağırlık ve bilgelik katan muazzam bir performans sergiliyor. Stockard Channing ise genelev patroniçesi Mrs. Allworthy rolünde, dönemin acımasızlığını ve pragmatizmini yansıtan tekinsiz duruşuyla kadroyu tamamlıyor.
Yönetmen Pen Densham, Daniel Defoe’nun ünlü romanını beyaz perdeye taşırken, orijinal metindeki karanlık tonu koruyup hikâyeye daha duygusal ve umut dolu bir perspektif ekliyor. Film, 18. yüzyıl Londra’sının sefaleti ile aristokrasinin gösterişi arasındaki uçurumu kostümler ve set tasarımlarıyla etkileyici bir şekilde sunuyor. Görsel anlatım, Moll’un ruh halindeki değişimlere göre bazen puslu ve karanlık, bazen de ışıl ışıl bir atmosfer yaratıyor. Bu klasik drama, bireyin toplumun tüm engellerine rağmen kendi kaderini çizme çabasını epik bir dille anlatıyor.
Güçlü kadın karakterlerin hayatta kalma mücadelelerini konu alan dönem filmlerini sevenler için bu yapım bir başyapıt niteliğindedir. Eğer Robin Wright ve Morgan Freeman gibi dev isimlerin karakter odaklı performanslarını seviyorsanız, bu kült film örneği sizi derinden etkileyecektir. Tarihsel bir fonda geçen, acı ve umudun iç içe geçtiği bir romantik dram arayan her sinemasever Moll Flanders’a mutlaka zaman ayırmalıdır.
Bu film, benzeri dönem dramalarının aksine kahramanını bir "kurban" olarak değil, şartlara meydan okuyan bir "savaşçı" olarak konumlandırıyor. Toplumun en alt tabakasından gelen bir kadının, zekâsı ve zarafetiyle nasıl var olabildiğini görmek ilham verici. Ayrıca Morgan Freeman ve Robin Wright arasındaki o sessiz ama güçlü dostluk bağı, filmi sadece bir aşk hikâyesi olmaktan çıkarıp insan onuruna dair bir manifestoya dönüştürüyor.
Hayatta Kalma Mücadelesi: En ağır şartlarda bile pes etmeden yaşamı savunmak.
Sınıfsal Çatışma: 18. yüzyıl İngiltere'sinde statülerin insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkisi.
Annelik ve Fedakârlık: Geçmişin yükü altında çocuklarına daha iyi bir gelecek kurma çabası.
İtibar ve Onur: Toplumun etiketlerine rağmen bireyin kendi öz değerini bulması.
Eğer bu filmin yarattığı atmosferi ve dramatik derinliği sevdiyseniz, yine bir kadının zorlu yaşamını anlatan Jane Eyre veya sınıfsal farkları işleyen The Duchess (Düşes) ilginizi çekebilir. Daha karanlık bir Londra tasviri ve adalet teması için ise Les Misérables (Sefiller) benzer bir sinematografik tat sunacaktır.
Film, Daniel Defoe'nun 1722 yılında yayınlanan klasik romanından uyarlanmıştır; ancak sinematografik etkiyi artırmak amacıyla hikâyeye birçok orijinal detay eklenmiştir. Çekimler İrlanda’nın tarihi mekanlarında gerçekleştirilmiş ve dönemin Londra’sını yansıtmak için geniş çaplı restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Robin Wright, bu filmdeki performansıyla birçok eleştirmenden tam not almış ve dönem filmlerinin aranan yüzü haline gelmiştir.
Hayır, Pen Densham’ın uyarlaması Daniel Defoe’nun romanındaki bazı daha sert ve ahlaki açıdan tartışmalı kısımları yumuşatarak, odağı daha çok Moll’un duygusal gelişimine ve bir aşk hikâyesine kaydırmıştır.
Hibble karakteri, filmde Moll’un hayatını bir anlatıcı gibi takip eden ve ona gizliden gizliye hayranlık duyan, sadık bir dost ve koruyucu figürüdür.
Moll’un başına gelen talihsizlikler nedeniyle yer yer hüzünlü olsa da, filmin geneline hakim olan duygu umut ve karakterin sarsılmaz iradesidir; bu da izleyiciyi kederden ziyade ilham dolu bir sona hazırlar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...