

Zuzanna 'Zula' Lichoń

Wiktor Warski

Lech Kaczmarek

Irena Bielecka

Michel

Juliette

Consul

Minister

Camp Guard
Sleuth 1
Zimna wojna, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasından yükselen Polonya’da, ideolojilerin gölgesinde yeşeren fırtınalı bir aşk hikayesini merkezine alıyor. Müzikolog Wiktor, halk ezgilerini derlemek ve bir topluluk kurmak için ülkeyi gezerken, yeteneği ve hırçın doğasıyla dikkat çeken genç Zula ile tanışır. Bu karşılaşma, sadece profesyonel bir iş birliğinin değil, on yıllara yayılacak ve sınırları aşacak yıkıcı bir tutkunun da başlangıcı olur.
Film, sevgililerin Polonya’nın gri köylerinden Berlin’in bölünmüş sokaklarına ve Paris’in dumanlı caz kulüplerine uzanan yolculuğunu anlatır. Siyasi baskıların ve demir perde rejiminin sertliği altında savrulan çift, birbirlerinden ne tamamen kopabilir ne de bir arada huzur bulabilirler. Zaman atlamalarıyla ilerleyen anlatı, karakterlerin içsel dünyasını ve değişen dünyadaki aidiyet arayışlarını müziğin ritmiyle harmanlar.
Filmin kalbinde Joanna Kulig ve Tomasz Kot’un muazzam ekran uyumu yer alıyor. Joanna Kulig, Zula karakterine hem bir kurbanın savunmasızlığını hem de bir hayatta kalanın sertliğini başarıyla katıyor. Kulig’in sahnelerdeki enerjisi ve büyüleyici ses performansı, karakterin dönüşümünü izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Tomasz Kot ise Wiktor rolünde, idealleri ile aşkı arasında sıkışmış, melankolik bir entelektüeli canlandırıyor. Kot’un ölçülü ve derinlikli oyunculuğu, Zula’nın patlamaya hazır enerjisini kusursuz bir şekilde dengeliyor. İkilinin arasındaki sessiz bakışmalar ve dile getirilmeyen duygular, bu romantik dram filmi türündeki yapımı unutulmaz kılıyor.
Yönetmen Pawel Pawlikowski, Ida filmindeki başarısının ardından yine 4:3 formatında ve siyah-beyaz estetikle karşımıza çıkıyor. Filmin her karesi bir fotoğraf karesi titizliğinde bestelenmiş. Işık ve gölge kullanımı, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin ruh halini ve dönemin klostrofobik yapısını da simgeliyor. Tempo, gereksiz hiçbir detaya yer vermeyecek kadar rafine; film 88 dakikalık süresine koca bir ömrü sığdırmayı başarıyor.
Klasik sinema estetiğinden hoşlanan ve görsel anlatımın gücüne inanan izleyiciler bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Siyasetin gölgesinde kalmış kişisel trajedileri ve aşk filmleri kategorisindeki daha ağır, melankolik eserleri sevenler için bu film bir başyapıt niteliğindedir. Ayrıca müzik ve dansın hikaye anlatımında ana unsur olarak kullanıldığı yapımlara ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir sanat filmi olarak öne çıkıyor.
Bu film, aşkın sadece iki kişi arasında değil, aynı zamanda zaman ve mekanla olan mücadelesini de anlatıyor. Pawlikowski, kişisel bir hikayeyi (kendi ebeveynlerinin hikayesinden esinlenmiştir) evrensel bir acıya dönüştürüyor. Sadece senaryosuyla değil, folk müzikten caz tınılarına evrilen muhteşem müzikleri ve büyüleyici görüntü yönetimiyle de izleyicide derin bir iz bırakıyor. Modern sinemada nadir rastlanan bir duruluk ve duygusal yoğunluk sunuyor.
Aidiyet ve Sürgün: Karakterlerin hem fiziksel hem de ruhsal olarak nereye ait olduklarını bulma çabası.
İdeolojik Baskı: Sanatın ve aşkın, politikanın dar kalıplarına hapsedilmeye çalışılması.
Zamanın Yıkıcılığı: Geçen yılların duygular üzerindeki yıpratıcı ama bir o kadar da pekiştirici etkisi.
Müzik ve Özgürlük: Müzik, film boyunca karakterlerin özgürleşme veya hapsolma aracı olarak kullanılır.
Eğer bu yapımı sevdiyseniz, aynı yönetmenin Oscar ödüllü Ida filmi mutlaka listenizde olmalı. Ayrıca yasak aşkın ve görsel şiirselliğin zirvesi olan Wong Kar-wai imzalı In the Mood for Love (Aşk Zamanı) bu filmle benzer duygusal tınılara sahiptir. Polonya tarihine ve insan ilişkilerine dair daha sert bir bakış için Andrzej Wajda filmlerine de göz atabilirsiniz.
Film, yönetmen Pawel Pawlikowski'nin gerçek hayattaki anne ve babasının isimlerini taşıyan karakterlere ve onların fırtınalı ilişkisine dayanıyor.
Cannes Film Festivali'nde Pawlikowski'ye En İyi Yönetmen ödülünü kazandırmıştır.
Müziklerin seçimi ve düzenlenmesi için yıllar süren bir araştırma süreci yürütülmüştür; özellikle folk topluluğu Mazowsze’den esinlenilmiştir.
Film, yönetmen Pawel Pawlikowski’nin ebeveynlerinin gerçek ilişkisinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Karakter isimleri aynı kalsa da olay örgüsü kurgusal bir zemine oturtulmuştur.
Yönetmen, 1950’lerin Polonya’sındaki kasvetli atmosferi ve renklerin o dönemdeki "gri" etkisini en iyi yansıtacak biçimin siyah-beyaz olduğunu düşünmüştür. Ayrıca görsel sadelik hikayenin özüne odaklanmayı kolaylaştırmıştır.
Filmdeki geleneksel Polonya halk şarkıları, çağdaş düzenlemelerle sunulmuştur. Paris sahnelerindeki caz versiyonları ise Marcin Masecki tarafından bestelenmiş ve Joanna Kulig tarafından seslendirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...