

Zuzanna 'Zula' Lichoń

Wiktor Warski

Lech Kaczmarek

Irena Bielecka

Michel

Juliette

Consul

Minister

Camp Guard
Sleuth 1
1949 yılının savaş yorgunu Polonya’sında başlar hikâye. Müzikolog Wiktor, yeni bir halk müziği topluluğu kurmak için yetenekli gençler aramaktadır. Bu arayış sırasında, hırslı, özgür ruhlu ve gizemli bir genç kadın olan Zula ile tanışır. Aralarındaki çekim, Polonya’nın soğuk bozkırlarından Berlin’in puslu sokaklarına ve Paris’in dumanlı caz kulüplerine kadar uzanacak olan fırtınalı bir aşkın başlangıcıdır.
Film, Soğuk Savaş'ın dondurucu ikliminde, ideolojilerin ve sınırların insan kalbi üzerindeki baskısını anlatır. Wiktor ve Zula, farklı dünyaların insanları olmalarına ve siyasi engellere rağmen birbirlerine görünmez bir iple bağlıdırlar. Ancak bu aşk, ne Doğu Bloku'nun baskısına ne de Batı'nın vaat ettiği özgürlüğe tam olarak sığar. Dram filmleri içinde şiirsel diliyle öne çıkan yapım, imkansız bir aşkın anatomisini müzik eşliğinde sunar.
Zula rolünde Joanna Kulig, filmin tartışmasız parlayan yıldızıdır. Karakterinin vahşi enerjisini, kırılganlığını ve o etkileyici sesini her sahnede hissettirerek izleyiciyi büyüler. Kulig, Zula'nın hayatta kalma içgüdüsü ile aşkı arasındaki gelgitleri muazzam bir doğallıkla yansıtıyor.
Wiktor karakterine hayat veren Tomasz Kot, entelektüel ve hüzünlü duruşuyla Kulig'e mükemmel bir şekilde eşlik eder. İkilinin arasındaki kimya, filmin neredeyse hiç konuşulmayan anlarında bile ekranı doldurur. Yardımcı rollerdeki Agata Kulesza ve Borys Szyc ise, dönemin siyasi baskısını ve bürokrasinin soğukluğunu temsil eden karakterlerle hikâyeye derinlik katarlar.
Yönetmen Pawlikowski, bir önceki filmi Ida'da olduğu gibi burada da 4:3 ekran formatı ve büyüleyici bir siyah-beyaz sinematografi tercih etmiştir. Her karesi bir fotoğraf karesi kadar estetik olan film, görsel bir şölen sunar. Dünya sineması içinde 2018'in en iyi yapımlarından biri kabul edilen film, Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanmış ve 3 dalda Oscar adaylığı elde etmiştir. Filmin müzik kullanımı (halk ezgilerinden caz tınılarına geçiş), karakterlerin ruhsal dönüşümünü ve zamanın geçişini anlatan en güçlü unsurdur.
Klasik aşk hikâyelerini, tarihi fonlu dramları ve estetik kaygısı yüksek sanatsal yapımları seven herkes bu filmi izlemeli. Eğer "melankoli" sizin için bir sinema diliyse ve müzik ile görüntünün dansına tanıklık etmek istiyorsanız Cold War tam size göre. Bağımsız sinema ve Avrupa sineması tutkunları için bu film, listenin en üst sıralarında yer alması gereken bir başyapıttır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, yaklaşık 88 dakikaya sığdırılan o devasa duygu yoğunluğudur. Film, gereksiz her türlü diyalogdan ve sahneden arındırılmış, saf bir sinema örneğidir. "Az çoktur" felsefesinin en iyi temsilcilerinden biri olan yapım, bir bakışın veya bir melodinin sayfalarca diyalogdan daha fazlasını anlatabileceğini kanıtlar. Ayrıca, sinema tarihinin en estetik ve hüzünlü finallerinden birine sahip olmasıyla da iz bırakır.
Zaman ve Mekânın Ötesinde Aşk: Fiziksel sınırların ve yılların eskitmediği ama yıprattığı duygular.
Siyasi Baskı ve Sanat: Sanatın ve sanatçının ideolojik bir araç olarak kullanılma çabası.
Sürgün ve Aidiyet: Kişinin ne kendi vatanında ne de yabancı bir ülkede kendini tam hissedememesi.
Kader: İnsanların kaçamayacağı o kaçınılmaz son ve birbirine çekim kuvveti.
Bu filmin görsel dokusunu ve melankoliyi işleyiş biçimini sevdiyseniz, Pawlikowski’nin bir diğer başyapıtı olan Ida'yı kesinlikle izlemelisiniz. Ayrıca, müzik ve aşkın tarihsel bir fonda birleştiği Casablanca veya Wong Kar-wai imzalı In the Mood for Love (Aşk Zamanı) benzer bir estetik haz ve hüzün sunabilir.
Film, yönetmen Paweł Pawlikowski’nin kendi anne ve babasının gerçek ama fırtınalı ilişkisinden esinlenmiştir; filmin başkarakterleri isimlerini de onlardan alır.
Filmde yer alan "Dwa Serduşka" (İki Kalp) şarkısı, filmin duygu değişimlerine göre farklı tarzlarda (folklorik, caz, pop) yorumlanarak hikâyenin ana motifi haline getirilmiştir.
Filmin çekimleri Polonya, Fransa ve Hırvatistan gibi farklı ülkelerde gerçekleştirilmiştir.
Final, iki aşığın bu dünyadaki hiçbir düzene veya mekâna sığamayan aşklarının, ancak kendi belirledikleri "başka bir tarafta" huzura erebileceğini simgeleyen, son derece şiirsel ve ucu açık bir kapanıştır.
Filmdeki halk şarkıları Polonya’nın gerçek yerel ezgileridir, ancak aranjmanlar ve caz yorumları film için özel olarak çalışılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...