
Suç, Dram, Komedi

Lou Jean Poplin

Clovis Poplin

Captain Tanner

Slide

Mashburn

Jessup

Mrs. Looby
Baby Langston
Mr. Nocker

Mrs. Nocker
Lou Jean Poplin, küçük yaştaki oğlunun eyalet tarafından evlatlık verildiğini öğrenince çılgına döner. Hapishanedeki kocası Clovis’i, tahliyesine çok az bir süre kalmış olmasına rağmen kaçmaya ikna eder. Planları basittir: Sugarland’e gidip bebeklerini geri almak. Ancak yolculukları, genç bir trafik polisini rehin almalarıyla birlikte kontrolden çıkar.
Bu kaçış, kısa sürede Teksas tarihinin en büyük konvoyuna dönüşür. Peşlerinde yüzlerce devriye arabası, tepelerinde helikopterler ve yanlarında onlara sevgi gösterisinde bulunan bir halk ordusuyla ilerlerler. Eyalet Polisi Kaptanı Tanner, durumu barışçıl bir şekilde çözmeye çalışsa da, sistemin çarkları ve medyanın ilgisi bu umut dolu yolculuğu kaçınılmaz bir sona doğru sürükler. Steven Spielberg’in bu ilk sinema filmi, gerçek bir olaydan esinlenen dokunaklı bir suç draması örneğidir.
Filmin başrolünde, Lou Jean karakterine hayat veren Goldie Hawn yer alıyor. Hawn, o dönemdeki komedi imajının dışına çıkarak, çaresiz, inatçı ve anaç bir kadının dramını muazzam bir enerjiyle sergiliyor. Kocası Clovis rolünde William Atherton, karısının peşinden sürüklenen saf ve sadık adam portresiyle ona eşlik ediyor.
Rehin alınan polis memuru Maxwell Slide rolünde Michael Sacks, kaçıranlarla kurduğu tuhaf dostlukla hikâyeye insani bir derinlik katıyor. Deneyimli oyuncu Ben Johnson ise, kriz yönetmeye çalışan ama yasalarla vicdanı arasında kalan Kaptan Tanner rolünde otoriter ve hüzünlü bir performans sergiliyor. Kadronun bu uyumu, filmi sıradan bir macera filmi olmaktan çıkarıp derin bir karakter analizine dönüştürüyor.
Steven Spielberg, Düello ile kazandığı başarının ardından bu filmle büyük stüdyo sinemasına adım atmıştır. Yönetmen, geniş Teksas düzlüklerini ve uçsuz bucaksız konvoy sahnelerini kullanarak görsel bir ihtişam yaratırken, odağını asla karakterlerin samimiyetinden ayırmaz. Film, Amerikan rüyasının ve hukuk sisteminin çarpıklığını mizah ile trajedi arasında hassas bir dengede sunar.
Görüntü yönetmeni Vilmos Zsigmond’un doğal ışık kullanımı ve otoyol çekimleri, filme belgeselvari bir hava katar. Filmin en dikkat çekici yanlarından biri de Spielberg’in efsanevi besteci John Williams ile olan ilk iş birliğidir. Melodik mızıka tınıları, filmin nostaljik ve hüzünlü ruhunu mükemmel şekilde tamamlar. Sugarland Ekspresi, yönetmenin daha sonraki şaheserlerinde göreceğimiz "parçalanmış aile" temasının ilk ve en güçlü örneklerinden biridir.
Gerçek olaylara dayanan "yol filmlerini" sevenler, sistem eleştirisi yapan dramlara ilgi duyanlar ve Spielberg hayranları bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer aksiyon filmi sahnelerinin içine serpiştirilmiş duygusal bir derinlik arıyorsanız, bu yapım sizi tatmin edecektir. 1970’lerin Yeni Hollywood döneminin o özgürlükçü ve sarsıcı atmosferini merak edenler için de bir kült film niteliğindedir.
Bu film, bir suçlunun neden kahramana dönüştüğünü ve kamuoyunun bir trajediyi nasıl bir gösteriye çevirdiğini anlamak için izlenmeli. Spielberg'in kalabalık sahneleri yönetme becerisini ve duygusal anlardaki ustalığını henüz kariyerinin başında nasıl sergilediğine tanıklık etmek büyüleyicidir. Ayrıca, Goldie Hawn'un kariyerindeki en iyi dramatik performanslardan birini görmek için eşsiz bir fırsattır.
Ebeveynlik İçgüdüsü: Bir annenin çocuğunu geri almak için dünyayı karşısına alması.
Medya ve Kamuoyu: Bir suç olayının toplum tarafından bir karnaval havasında izlenmesi.
Adalet ve Merhamet: Kanunların katılığı ile insan ruhunun ihtiyaçları arasındaki çatışma.
Özgürlük Arayışı: Kapana kısılmış karakterlerin açık yollarda bulmaya çalıştığı sahte huzur.
Bu hüzünlü kaçış hikâyesini ve yol atmosferini sevdiyseniz, şu önerilere göz atabilirsiniz:
Bonnie ve Clyde: Kanun kaçağı bir çiftin romantize edilmiş ve trajik yolculuğunu anlatan klasik.
Badlands (Kanlı Toprak): Terrence Malick’in şiirsel bir dille anlattığı genç bir çiftin kaçış öyküsü.
Dog Day Afternoon (Köpeklerin Günü): Sisteme karşı çaresiz bir isyanı ve medya etkisini işleyen sarsıcı bir dram.
Film, 1969 yılında Teksas'ta yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenmiştir.
Bu yapım, Steven Spielberg ve John Williams ortaklığının başladığı tarihi filmdir.
Spielberg, otoyoldaki devasa araç konvoyunu koordine etmek için gerçek eyalet polislerinden yardım almıştır.
Film, 1974 Cannes Film Festivali'nde "En İyi Senaryo" ödülünü kazanmıştır.
Film büyük ölçüde 1969'da Robert ve Ila Fae Dent çiftinin yaşadığı olaya sadıktır; ancak Spielberg dramatik etkiyi artırmak için bazı karakter özelliklerini ve olay sırasını değiştirmiştir.
Spielberg, Lou Jean'in hem komik hem de çok hırslı ve saf olması gerektiğini düşünüyordu; Goldie Hawn'un enerjisi bu "trajik komedi" dengesi için mükemmel bulunmuştur.
Spielberg, izleyiciye karakterlerle empati kurdurduktan sonra gerçek dünyanın ve yasaların kaçınılmaz sertliğini göstererek, Amerikan adalet sistemine dair düşündürücü bir final yapmayı hedeflemiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...