
Komedi

Claude Verneuil

Marie Verneuil

David Benichou

Rachid Benassem

Chao Ling

Charles Koffi

Isabelle Verneuil

Odile Verneuil

Ségolène Verneuil

Laure Verneuil
Claude ve Marie Verneuil, Fransa’nın taşrasında yaşayan, değerlerine sadık, Katolik ve oldukça varlıklı bir çifttir. Hayattaki en büyük arzuları, dört kızlarının da kendi geleneklerine uygun, Fransız ve Katolik beylerle evlendiğini görmektir. Ancak kaderin onlar için bambaşka bir planı vardır. İlk üç kızları sırasıyla Müslüman bir Cezayirli, Yahudi bir iş insanı ve Çinli bir bankacı ile evlenince, Claude ve Marie’nin dünyası başlarına yıkılır.
Geriye kalan son kızları Laure, ailesine "Katolik ve Charles adında bir Fransız" ile evleneceğinin müjdesini verdiğinde, çiftimiz sonunda hayallerine kavuşacaklarını düşünür. Ancak düğün günü yaklaştığında Charles’ın Fildişi Sahili asıllı olması, aile içindeki kültürel çatışmaları ve ön yargıları zirve noktasına taşır. Film, bu kalabalık ve çok sesli ailenin, farklılıkları bir zenginlik olarak kabul etme sürecini kahkaha dolu bir dille anlatıyor.
Fransız sinemasının efsane isimlerinden Christian Clavier, Claude rolünde sergilediği performansla filmin lokomotifi görevini üstleniyor. Clavier, karakterinin yaşadığı şoku ve gizlemeye çalıştığı ön yargılarını o kadar doğal bir mizahla yansıtıyor ki, izleyiciyi hem güldürüp hem de düşündürüyor. Chantal Lauby ise Marie karakterinde, aileyi bir arada tutmaya çalışan ama kendi içsel çatışmalarıyla boğuşan anne figürünü zarafetle canlandırıyor.
Damatları canlandıran oyuncuların arasındaki kimya, filmin asıl gücünü oluşturuyor. Her biri kendi kültürel stereotiplerini başarıyla temsil ederken, birbirleriyle olan didişmeleri filmin mizahi dokusunu zenginleştiriyor. Özellikle damatların bir araya gelip Fransız milli marşını söyledikleri sahne, oyunculuk ve kurgunun zirve yaptığı anlardan biri.
Philippe de Chauveron’un yönettiği bu yapım, Avrupa’daki çok kültürlülüğü ve göçmenlik meselesini "politically correct" (siyasi doğrucu) olma kaygısı gütmeden, cesur bir mizahla ele alıyor. Filmin temposu hiç düşmüyor; diyaloglar o kadar keskin ve zekice yazılmış ki, ırkçılık gibi ağır bir tema bile izleyiciyi rahatsız etmeden, toplumsal bir eleştiriye dönüşüyor. Filmin başarısı, kimseyi kayırmadan herkesin ön yargılarıyla eşit şekilde dalga geçebilmesinden kaynaklanıyor.
Geniş aile hikayelerinden ve kültürel çatışmalardan doğan komedilerden hoşlanan herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Fransız komedisi tarzına ilginiz varsa ve toplumsal meselelere gülümseyerek bakmak istiyorsanız, bu yapım tam size göre. Aynı zamanda, ailecek izlenebilecek kaliteli ve eğlenceli bir aile filmi arayanlar için de Sürpriz Damatlar harika bir seçenek sunuyor.
Bu film, sadece bir komedi değil, aynı zamanda hoşgörü üzerine yazılmış bir manifestodur. İnsanların dış görünüşleri, inançları ve kökenleri ne kadar farklı olursa olsun, ortak noktada buluşabilmenin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Ön yargıların ne kadar gülünç durumlara yol açabileceğini gösterirken, sevginin ve aile bağlarının her türlü sınırın ötesinde olduğunu hissettirdiği için izlenmeye değer.
Çok Kültürlülük: Modern Avrupa toplumundaki farklı kimliklerin bir arada yaşama çabası.
Ön Yargılarla Yüzleşme: Kişinin kendi içindeki kalıplaşmış düşünceleri fark etmesi ve kırması.
Aile Bağları: Her türlü anlaşmazlığa rağmen ailenin birleştirici gücü.
Hoşgörü ve Empati: Kendinden olmayanı anlama ve kabul etme süreci.
Kültürel farklılıkların yarattığı komik durumları seviyorsanız, bir Yunan ailesinin benzer hikayesini anlatan My Big Fat Greek Wedding (Kalbinin Sesini Dinle) filmini beğenebilirsiniz. Ayrıca Fransız taşra hayatı ve şive farklılıkları üzerine kurulu olan Bienvenue chez les Ch'tis (Şatoya Hoşgeldiniz) de benzer bir mizah tonuna sahip komedi filmleri arasında yer alıyor.
Film, Fransa'da vizyona girdiği yıl 12 milyondan fazla izleyiciye ulaşarak büyük bir gişe başarısı elde etmiştir. Bu başarı, filmin devam halkalarının çekilmesine de ön ayak olmuştur. Senaryonun başarısı, yönetmen Philippe de Chauveron'un kendi ailesindeki ve çevresindeki gerçek gözlemlerine dayanmasından gelmektedir.
Damatlar Cezayir (Müslüman), İsrail (Yahudi), Çin ve Fildişi Sahili (Hristiyan) kökenlidir; bu da filmdeki kültürel çeşitliliğin temelini oluşturur.
Evet, ilk filmin yakaladığı devasa başarıdan sonra "Qu'est-ce qu'on a encore fait au Bon Dieu?" ve "Qu'est-ce qu'on a tous fait au Bon Dieu?" adında iki devam filmi daha çekilmiştir.
Film, ırkçılığı övmek yerine karakterlerin sahip olduğu ön yargılarla alay ederek bu durumun ne kadar saçma olduğunu vurgular; yani aslında ırkçılık karşıtı bir hicivdir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...