

Elisa Esposito

Richard Strickland

Giles

Zelda Fuller

Dr. Robert Hoffstetler

Amphibian Man

Fleming

General Hoyt

Bernard

Mihalkov
The Shape of Water (Suyun Sesi), 1962 yılının soğuk savaş atmosferinde geçen, alışılmışın dışında bir romantizmi merkezine alan etkileyici bir yabancı film çalışmasıdır. Hikaye, yüksek güvenlikli bir devlet laboratuvarında temizlik görevlisi olarak çalışan dilsiz Elisa'nın, burada tutulan gizemli bir amfibi yaratıkla kurduğu derin bağı konu alır. Kelimelerin yetersiz kaldığı bu iletişimde, Elisa ve bu doğaüstü varlık arasındaki bağ, laboratuvarın sert ve mekanik dünyasına karşı bir direniş niteliği taşır. Guillermo del Toro, fantastik unsurları insan ruhunun en derin duygularıyla harmanlayarak izleyiciyi masalsı bir yolculuğa çıkarır.
Bu yapım, 90. Akademi Ödülleri'nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere toplam 4 dalda heykelciği kucaklayarak başarısını tescillemiş bir Oscar'lı filmdir. Filmin başarısı sadece görsel ihtişamından değil, aynı zamanda yalnızlık, ötekileştirme ve sevginin sınırsızlığı gibi evrensel temaları işlemesinden kaynaklanır. Soğuk Savaş'ın paranoyak iklimini, farklı olana duyulan korkuyu ve bu korkunun nasıl bir silaha dönüştürülebileceğini eleştirel bir dille anlatır. Suyun her kabın şeklini alması gibi, sevginin de hiçbir engel tanımadan her kalbe girebileceği metaforu, filmin felsefi derinliğini oluşturur.
Sally Hawkins’in dilsiz Elisa rolündeki olağanüstü performansı, hiçbir sözcük kullanmadan duyguları nasıl bu kadar net aktarabileceğinin dersi niteliğindedir. Doug Jones’un yaratık karakterine verdiği hayat ve Octavia Spencer ile Richard Jenkins’in destekleyici rolleri, bu ödüllü film projesinin duygusal yükünü dengeler. Alexandre Desplat’nın büyüleyici müzikleri ve filmin yeşil-mavi ton ağırlıklı sinematografisi, izleyicide suyun altındaymış hissi yaratan rüya gibi bir atmosfer sunar. Her sahnesi bir tablo titizliğiyle hazırlanan yapım, sanatsal yönetimiyle de dünya çapında pek çok prestijli ödülün sahibi olmuştur.
Eğer hem görsel bir şölen hem de kalbe dokunan bir hikaye arıyorsanız, bu yabancı film kesinlikle listenizde yer almalıdır. Modern bir peri masalı olarak nitelendirilen yapım, canavarların her zaman korkutucu olmadığını, asıl canavarlığın insanların vicdanlarında saklanabileceğini gösterir. Sinemanın estetik gücünü ve hikaye anlatma kabiliyetini zirvede görebileceğiniz bu Oscar'lı film, bittikten sonra bile zihninizde uzun süre yankılanacak sahneler barındırır. Farklılığa ve empatiye dair yazılmış en güzel sinema şiirlerinden biri olan bu ödüllü film, her karesiyle izlenmeyi fazlasıyla hak ediyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...