

Royal Tenenbaum

Etheline Tenenbaum

Chas Tenenbaum

Margot Tenenbaum

Richie Tenenbaum

Eli Cash

Raleigh St. Clair

Henry Sherman

Dusty

Pagoda
Royal Tenenbaum, ailesini terk ettikten yirmi yıl sonra, ölümcül bir hastalığa yakalandığı yalanıyla eski evine geri döner. Amacı, birbirinden kopuk yaşayan ve her biri kendi alanında "eski bir dahi" olan çocuklarının sevgisini yeniden kazanmaktır. Tenenbaum çocukları Chas, Margot ve Richie; küçük yaşta elde ettikleri büyük başarıların gölgesinde kalmış, duygusal olarak enkaz halindeki yetişkinlere dönüşmüşlerdir.
Gayrimenkul dehası Chas, bir kaza sonrası takıntılı bir güvenlik endişesiyle yaşarken; oyun yazarı Margot, derin bir melankolinin pençesindedir. Eski tenis şampiyonu Richie ise hayatının aşkı ve kız kardeşi Margot’ya duyduğu imkansız duygunun ağırlığı altında ezilmektedir. Royal’in bencilce eve dönüşü, ailenin yıllardır halı altına süpürdüğü sırların, kıskançlıkların ve bastırılmış öfkelerin gün yüzüne çıkmasına neden olur. Film, bu tuhaf ailenin dağılışını ve trajikomik bir şekilde yeniden bir araya gelme çabasını renkli bir masal diliyle anlatıyor.
Gene Hackman, ailenin bencil ve kurnaz reisi Royal Tenenbaum rolünde, karakterin sempatikliği ile sevimsizliği arasındaki dengeyi muazzam bir ustalıkla kuruyor. Gwyneth Paltrow, ikonikleşen Margot Tenenbaum karakterinde, donuk bakışları ve gizemli tavırlarıyla hüznün en estetik halini sergiliyor. Luke Wilson, Richie rolünde sessiz bir acıyı taşırken; Ben Stiller, Chas karakterinin gergin ve korumacı yapısını başarıyla yansıtıyor.
Kadronun geri kalanında Bill Murray, Danny Glover ve Anjelica Huston gibi dev isimler yer alıyor. Özellikle Owen Wilson, ailenin dışlanmış komşusu ve uyuşturucu bağımlısı yazar Eli Cash rolünde filmin mizahi ve trajik dozunu artırıyor. Her bir oyuncu, Wes Anderson’ın stilize dünyasına uygun, neredeyse karikatürize ama derinliği olan bir performans sergileyerek filmin editoryal kalitesini yükseltiyor.
Yönetmen Wes Anderson, Tenenbaum Ailesi ile kendine has sinematografik dilini mükemmelliğe ulaştırıyor. Simetrik çekimler, pastel renk paletleri ve her biri birer moda ikonuna dönüşen karakter kostümleriyle film, canlı bir sanat kitabını andırıyor. Anderson, ağır depresyon ve aile içi travma gibi ciddi konuları, kendine özgü absürt mizah anlayışıyla yumuşatarak izleyiciye sunuyor. Hikaye anlatımı bir roman bölümleri şeklinde ilerlerken, Mark Mothersbaugh’un müzikleri ve dönemin rock parçaları sahnelerin duygusal etkisini ikiye katlıyor. Film, hem görsel hem de işitsel olarak benzersiz bir stilistik deneyim vaat ediyor.
Görsel estetiğin hikaye anlatımının önüne geçmediği, zekice kurgulanmış komedi dram filmlerinden hoşlananlar bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer aile içi dinamikler, çocukluk travmaları ve "başarısız dahi" konsepti ilginizi çekiyorsa Tenenbaum Ailesi sizin için bir başucu filmi olacaktır. Ayrıca Wes Anderson sinemasına giriş yapmak isteyen izleyiciler için yönetmenin tarzını en iyi yansıtan bu eser, bağımsız sinema tutkunları için de vazgeçilmez bir klasiktir.
Bu film, kusurlu olmanın ve başarısızlığın da bir güzelliği olabileceğini kanıtlıyor. Tenenbaum Ailesi, izleyiciyi hem güldüren hem de aniden boğazını düğümleyen o nadir yapımlardan biri. Sinema tarihinin en ikonik karakter tasarımlarına sahip olması ve her karesinin bir fotoğraf karesi kadar özenli olması, onu sadece bir film değil, görsel bir hafıza öğesi haline getiriyor. Aile bağlarının ne kadar koparsa kopsun aslında bizi nasıl şekillendirdiğini görmek için bu melankolik şölene tanıklık etmelisiniz.
Aile İçi Uzlaşma: Geçmişteki hataların ve terk edilişlerin affedilme süreci.
Erken Gelen Başarının Yükü: Dahi çocukların yetişkinlikteki kimlik bunalımları.
Melankoli ve Yalnızlık: Her karakterin kendi iç dünyasında kurduğu izole yaşamlar.
Sadakat ve İhanet: Aile üyeleri ve dostlar arasındaki güven ilişkisinin sınanması.
Wes Anderson'ın bu tarzını sevdiyseniz, yönetmenin diğer işleri olan Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel) veya bir başka aile dramı olan Küs Kardeşler (The Darjeeling Limited) filmlerine mutlaka bakmalısınız. Ayrıca disfonksiyonel aile yapısını işleyen Küçük Gün Işığım (Little Miss Sunshine) da benzer filmler arasında sizi benzer bir yolculuğa çıkaracaktır.
Filmdeki Richie karakterinin intihar girişimi sahnesi, Elliott Smith'in "Needle in the Hay" şarkısıyla bütünleşerek sinema tarihinin en etkileyici sahnelerinden biri kabul edilir.
Margot Tenenbaum karakterinin meşhur kürk mantosu ve saç tokası, moda dünyasında yıllarca süren bir trend başlatmıştır.
Gene Hackman, yönetmen Wes Anderson ile çekimler sırasında sık sık tartışmış ve hatta başlangıçta rolü reddetmiştir.
Filmde kullanılan "Tenenbaum" evi, New York'un Harlem bölgesinde yer alan gerçek bir binadır ve halen turistler tarafından ziyaret edilmektedir.
Hayır, film tamamen kurgusaldır. Ancak Wes Anderson, karakterleri yaratırken J.D. Salinger'ın hikayelerindeki dahi çocuk figürlerinden ilham almıştır.
Margot, Tenenbaum ailesi tarafından evlat edinilmiştir; bu nedenle biyolojik olarak Richie ile kardeş değillerdir. Filmdeki gerilim de bu karmaşık durumdan beslenir.
Tenenbaum Ailesi, trajedi ve komedi unsurlarını iç içe barındıran "dramedi" (dram-komedi) türünün en önemli temsilcilerinden biridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...