Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)


Frank Sheeran

Jimmy Hoffa

Russell Bufalino

Angelo Bruno

Bill Bufalino

Skinny Razor

Older Peggy Sheeran

Anthony 'Tony Pro' Provenzano

Irene Sheeran

Robert Kennedy / RFK
İrlandalı, İkinci Dünya Savaşı gazisi ve kamyon şoförü Frank Sheeran’ın, tesadüfler eseri Bufalino suç ailesiyle tanışması ve ardından sendika lideri Jimmy Hoffa ile kurduğu derin bağın etrafında şekilleniyor. Frank, mafya hiyerarşisinde hızla yükselerek "ev boyayan" (tetikçi) bir figür haline gelirken, izleyiciyi 1950’lerden günümüze kadar uzanan bir ihanet, sadakat ve pişmanlık yolculuğuna çıkarıyor. Film, sadece bir mafya anlatısı değil, aynı zamanda Amerikan siyasi tarihinin en büyük gizemlerinden biri olan Jimmy Hoffa’nın kayboluşuna dair sarsıcı bir perspektif sunuyor.
Bu etkileyici suç filmi, karakterlerinin yaşlanma süreçlerini dijital gençleştirme teknolojisiyle ekrana taşırken, zamanın ve vicdanın ağırlığını her sahnede hissettiriyor. Martin Scorsese’nin ustalığını konuşturduğu yapım, görkemli bir tarih filmi niteliği taşıyarak Kennedy suikastından Küba krizine kadar pek çok kritik olayı arka planına alıyor. Frank’in sessiz ama yıkıcı dünyası, izleyiciyi temposu ağır ancak derinliği sarsıcı bir dram filmi atmosferine hapsediyor. Üç saati aşan süresiyle bu dev yapım, hem türün meraklıları hem de tarihsel dönüm noktalarını merak edenler için benzersiz bir deneyim sunuyor.
Filmin kadrosu, sinema tarihinin "rüya takımı" olarak adlandırılabilecek efsanevi isimlerden oluşuyor. Robert De Niro, Frank Sheeran rolünde sadakat ve sessizlik arasındaki o ince çizgiyi müthiş bir vakarla canlandırıyor. Al Pacino, enerjik ve hırslı sendika lideri Jimmy Hoffa rolünde kariyerinin en unutulmaz performanslarından birini sergilerken, Joe Pesci ise uzun bir aradan sonra döndüğü beyaz perdede, alışılmışın aksine sakin ama ürkütücü mafya babası Russell Bufalino karakteriyle devleşiyor.
Bu üç dev isme eşlik eden Harvey Keitel, Stephen Graham ve Anna Paquin gibi oyuncular, hikâyenin gerçekçilik dozunu en üst seviyeye taşıyorlar. Özellikle Pesci ve De Niro arasındaki sessiz diyaloglar, oyunculuk sanatının zirvesi niteliğindedir.
Martin Scorsese, bu filmle aslında türün hayranlarına bir veda mektubu sunuyor. Suç filmi denilince akla gelen o şaşaalı hayatın sonundaki yalnızlığı ve çürümüşlüğü anlatan İrlandalı, yönetmenin önceki işlerine göre daha melankolik ve düşünceli bir yapıya sahip. Teknik açıdan kullanılan "de-aging" teknolojisi tartışmalar yaratsa da, anlatının gücü bu teknik detayların önüne geçmeyi başarıyor. Film, her karesiyle usta işi bir tarih filmi dokusuna sahip olup, suç dünyasının görkemli değil, aslında ne kadar kasvetli ve bedellerle dolu olduğunu gösteriyor.
Türün klasiklerine ilgi duyan, uzun soluklu ve karakter derinliği olan hikâyeleri seven her sinemasever bu eseri izlemeli. Eğer mafya dünyasının iç yüzünü merak ediyorsanız bu başarılı suç filmi tam size göre. Aynı zamanda Amerikan siyaset tarihine ilgi duyanlar için de doyurucu bir tarih filmi deneyimi vadediyor. Duygusal yoğunluğu ve karakterlerin iç dünyasındaki yıkımı görmek isteyenler ise aradıkları nitelikli dram filmi atmosferini burada bulacaklar.
Sinema tarihinin en büyük aktörlerini ve yönetmenini son kez bu denli büyük bir projede bir arada görmek için dahi izlenmeli. İrlandalı, bir hikâyeden ziyade bir devrin kapanışını temsil ediyor. Pişmanlık ve yaşlılık üzerine yapılmış en etkileyici sahnelerden bazılarına sahip olan film, izleyicide uzun süre geçmeyecek bir tortu bırakıyor.
Zaman ve Pişmanlık: Yapılan tercihlerin ömrün sonunda bıraktığı ağır sessizlik.
Sadakat Çatışması: İki sevilen insan arasında seçim yapmanın imkansızlığı.
Siyaset ve Suç İlişkisi: Yeraltı dünyasının devlet kademeleriyle olan girift bağları.
Yalnızlık: Suçla örülü bir hayatın sonunda kalan kaçınılmaz ıssızlık.
Eğer bu destansı anlatıyı beğendiyseniz, şu suç filmi ve dramaları da mutlaka listenize eklemelisiniz:
Goodfellas (Sıkı Dostlar): Scorsese’nin suç dünyasına daha dinamik ve hızlı bir bakış attığı başyapıtı.
Casino: Güç, para ve ihanet üçgeninde geçen görkemli bir mafya hikâyesi.
The Godfather (Baba): Suç ve aile temasını destansı bir dille işleyen türün zirvesi.
Robert De Niro, bu projenin hayata geçmesi için 10 yıldan fazla bir süre uğraşmış ve yönetmen Scorsese’yi ikna etmiştir.
Filmin bütçesi, karakterleri gençleştirmek için kullanılan ileri teknoloji görsel efektler nedeniyle 150 milyon doların üzerine çıkmıştır.
Filmde Frank Sheeran karakterinin gerçek hayatta taktığı yüzük ve saatlerin birebir kopyaları üretilerek kullanılmıştır.
Evet, film Charles Brandt’in "I Heard You Paint Houses" (Ev Boyadığını Duydum) adlı biyografik kitabından uyarlanmıştır ve Frank Sheeran’ın gerçek itiraflarına dayanmaktadır.
Frank Sheeran bu cinayeti üstlenmiş olsa da, Hoffa’nın kayboluşuyla ilgili tartışmalar tarihçiler arasında hala devam etmektedir; film bu iddiayı temel alan bir anlatı sunar.
Yönetmen Scorsese, karakterlerin yaşlanmasını, duygusal değişimlerini ve bir ömrün ağırlığını izleyiciye tam olarak hissettirebilmek için bu geniş zaman dilimini kullanmayı tercih etmiştir.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...