

Thor

Bruce Banner / Hulk

Loki

Hela

Heimdall

Grandmaster

Valkyrie

Skurge

Odin

Doctor Strange
Thor: Ragnarok, Gök Gürültüsü Tanrısı’nın sadece evrenin sonunu getirecek bir yıkımı değil, aynı zamanda kendi kimliğini yeniden keşfetme sürecini konu alıyor. Thor, babası Odin’in kaybıyla sarsılmışken, varlığından bile haberdar olmadığı ölüm tanrıçası ablası Hela’nın geri dönüşüyle büyük bir yenilgiye uğrar. Çekici Mjolnir’in parçalanmasıyla tüm gücünü kaybettiğini hisseden Thor, evrenin öbür ucundaki barbar bir gezegen olan Sakaar’a sürgün edilir.
Burada, diktatör Grandmaster tarafından düzenlenen gladyatör dövüşlerine zorlanan kahramanımız, karşısında eski dostu Hulk’ı bulur. Zamanla yarışan Thor; Sakaar’dan kaçmak, Hela’yı durdurmak ve Asgard halkını mutlak bir yok oluştan, yani "Ragnarok"tan kurtarmak zorundadır. Ancak bu kez yanında sadece güvenilmez kardeşi Loki değil, alkol batağındaki eski bir savaşçı olan Valkyrie ve öfkeli dev Hulk da vardır. Film, bir yandan Asgard’ın karanlık geçmişiyle yüzleşirken diğer yandan bir kahramanın gücünün eşyalarda değil, kendi ruhunda saklı olduğunu çarpıcı ve bir o kadar da komik bir dille anlatıyor.
Chris Hemsworth, bu filmle birlikte Thor karakterini adeta baştan yaratıyor; komedi yeteneğini aksiyonla birleştirerek çok daha sempatik ve insani bir Tanrı portresi çiziyor. Cate Blanchett, Hela rolünde Marvel evreninin en karizmatik ve tehditkar kötü karakterlerinden birine hayat verirken, zarif ama ölümcül performansıyla hayranlık uyandırıyor. Tom Hiddleston, Loki’nin o bilindik kurnazlığını Sakaar’ın kaotik ortamına mükemmel şekilde adapte ediyor.
Filmin kadrosuna yeni katılan Tessa Thompson, Valkyrie rolünde güçlü ve yaralı bir savaşçı figürünü başarıyla canlandırıyor. Jeff Goldblum ise Grandmaster karakteriyle kendine has, absürt ve akılda kalıcı bir performans sunuyor. Ayrıca Mark Ruffalo’nun Hulk/Bruce Banner dengesizliği, hikayeye hem aksiyon hem de beklenmedik bir duygusal derinlik katıyor. Yönetmen Taika Waititi’nin seslendirdiği Korg karakteri ise filmin mizah yükünü sırtlayan gizli kahramanlardan biri.
Yönetmen Taika Waititi, serinin önceki filmlerindeki ağır ve Shakespeariyen tonu tamamen bir kenara bırakarak 80’lerin retro bilim kurgu estetiğini ve absürt mizahını merkeze alıyor. Bu radikal değişim, Thor: Ragnarok’u sadece bir süper kahraman filmi değil, aynı zamanda bir "buddy-road movie" (yol arkadaşlığı filmi) haline getiriyor. Parlak renk paleti, Led Zeppelin imzalı "Immigrant Song" ile taçlandırılan ikonik dövüş sahneleri ve bir an bile düşmeyen temposuyla film, Marvel Sinematik Evreni'nin en özgün işlerinden biri. Görsel dilindeki cesaret, anlatımındaki hafiflikle birleşince ortaya defalarca izlenebilecek bir eğlence çıkıyor.
Klasik süper kahraman kalıplarından sıkılmış olanlar, absürt mizah sevenler ve görsel şölen eşliğinde yüksek tempolu bir macera arayanlar için bu film ideal bir tercih. Aynı zamanda mitolojik öğelerin modern ve eğlenceli bir dille yorumlanışını merak edenler ile "Hulk vs. Thor" kapışmasını merak eden her yaştan izleyici bu filmden büyük keyif alacaktır.
Thor’un karakter gelişimindeki en büyük kırılma noktasını görmek ve çekici olmadan da bir "Gök Gürültüsü Tanrısı" olunabileceğine şahitlik etmek için bu filmi izlemelisiniz. Marvel evrenindeki en iyi açılış ve final sahnelerinden bazılarına sahip olması, görsel tasarımıyla göz doldurması ve sinema tarihinin en eğlenceli dövüş koreografilerinden bazılarını sunması filmi izlemek için yeterli sebeplerdir.
Öz Değer ve Kimlik: Gücün dışsal araçlardan (Mjolnir) değil, içsel potansiyelden gelmesi.
Geçmişle Yüzleşme: Asgard’ın refahının arkasındaki karanlık ve kanlı fetih geçmişinin gün yüzüne çıkması.
Yeniden Doğuş: Bir yıkımın (Ragnarok) aslında yeni bir başlangıç ve değişim fırsatı olması.
Dostluk ve İttifak: Birbirine zıt karakterlerin ortak bir amaç uğruna bir araya gelmesi.
Guardians of the Galaxy: Mizahın, müziğin ve renkli kozmik dünyanın benzer şekilde harmanlandığı bir başka Marvel klasiği.
Love and Thunder: Thor’un bu filmdeki tonunu devam ettiren ve Taika Waititi tarafından yönetilen bir sonraki macera.
Flash Gordon (1980): Görsel tarzı ve renkli atmosferiyle Ragnarok’un en büyük ilham kaynaklarından biri.
Filmin diyaloglarının yaklaşık %80’i, oyuncular arasındaki doğal kimyayı yakalamak adına yönetmen Taika Waititi tarafından doğaçlama olarak geliştirilmiştir.
Cate Blanchett, çocuklarının birer Marvel hayranı olması nedeniyle ve Hela karakterinin ilk kadın Marvel baş kötüsü olmasından etkilenerek rolü kabul etmiştir.
Hulk’ın Sakaar’daki yatağı, çizgi romanlardaki hikayeye selam gönderen dev bir canavar kafatası şeklinde tasarlanmıştır.
İskandinav mitolojisinde "Tanrıların Alacakaranlığı" anlamına gelen Ragnarok, dünyanın ve tanrıların büyük bir felaketle yok olup yeniden doğmasını simgeleyen bir kıyamet senaryosudur.
Hela ile yaptığı savaş sırasında Thor sağ gözünü kaybetmiş ve babası Odin gibi bir göz bandı takmaya başlamıştır (Daha sonraki filmlerde bu durum değişecektir).
Film büyük oranda Avustralya'nın Queensland bölgesindeki stüdyolarda ve dış mekanlarda çekilmiş, sahnelerin çoğu burada kurulan devasa setlerde hayat bulmuştur.
Hulk, Sakaar gezegeninde iki yıl boyunca Bruce Banner’a dönüşmeden kaldığı için zihinsel olarak gelişmiş ve temel düzeyde konuşma yeteneği kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...