

Mahmut

Yusuf

Nazan (as Zuhal Gencer Erkaya)

Lover (as Nazan Kırılmış)

Janitor

Mother

Woman (as Ebru Yapıcı)
-
-
-
Uzak, hayallerini ve ideallerini büyük şehrin keşmekeşinde yitirmiş bir fotoğrafçı olan Mahmut ile köyünden İstanbul’a gemilerde iş bulma umuduyla gelen akrabası Yusuf’un kesişen yollarını anlatır. Mahmut, entelektüel birikimine rağmen içsel bir çöküş yaşayan, yalnızlığına ve düzenine sıkı sıkıya bağlı bir adamdır. Yusuf ise taşranın naifliğini ve kentin sertliğini üzerinde taşıyan, bir türlü tutunamayan bir figürdür. Kış mevsiminin soğuk ve gri İstanbul’unda aynı evi paylaşmak zorunda kalan bu iki adam, fiziksel olarak yakın olsalar da ruhsal olarak birbirlerine sonsuz bir mesafededirler.
Film, büyük umutlarla gelinen İstanbul’un aslında nasıl bir hapishaneye dönüşebileceğini, insanın kendi içindeki ıssızlığı ve iletişim kurmanın imkansızlığını sarsıcı bir sadelikle işler. Nuri Bilge Ceylan, Mahmut’un steril dünyası ile Yusuf’un ham gerçekliği arasındaki çatışmayı diyaloglarla değil, bakışlar, nesneler ve uzun sessizliklerle anlatır. Uzak, film izle listelerinde modern insanın yalnızlık senfonisi olarak kabul edilen, sinema tarihinin en güçlü yabancılaşma öykülerinden biridir.
Filmin başrollerini Nuri Bilge Ceylan’ın gedikli oyuncuları Muzaffer Özdemir ve Emin Toprak paylaşmaktadır. Muzaffer Özdemir, Mahmut karakterinin o bıkkın, mesafeli ve hafif kibirli duruşunu mükemmel bir içsel performansla sergiler. Emin Toprak ise Yusuf’un taşralı masumiyetini ve şehirdeki çaresizliğini öylesine doğal bir şekilde yansıtır ki, izleyici onun her adımında bu sıkışmışlığı hisseder.
Bu performanslar, 2003 Cannes Film Festivali’nde her iki oyuncuya birden "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazandırarak tarihe geçmiştir. Ne yazık ki Emin Toprak, ödülünü almadan kısa bir süre önce trajik bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş, bu durum filmin o hüzünlü ve vedalarla dolu atmosferini gerçek hayatta da pekiştirmiştir.
Uzak, Nuri Bilge Ceylan’ın "Taşra Üçlemesi"ni tamamlayan ve onu dünya sinemasının zirvesine taşıyan filmdir. Kar altındaki İstanbul görüntüleri, Tarkovsky’ye yapılan zarif göndermeler ve minimalist ses tasarımıyla film, görsel bir meditasyon sunar. Yönetmenlik dili, izleyiciyi bir gözlemci olmaya zorlar ve karakterlerin yüzündeki her bir kıvrımı, odadaki her bir toz tanesini hikayenin bir parçası haline getirir. Filmin temposu hayatın kendi ritmi kadar ağır ama bir o kadar da derindir.
Yalnızlık, yabancılaşma ve şehir hayatının ruhsal tahribatı üzerine düşünmeyi seven her sinemasever bu filmi mutlaka görmelidir. Minimalist sinemanın en rafine örneklerinden birini arayanlar ve fotoğraf estetiğinin sinemadaki gücüne inananlar için Uzak, eşsiz bir deneyimdir. Eğer kült filmler ve Cannes ödüllü başyapıtlar ilginizi çekiyorsa, bu film listenizin en üstünde yer almalıdır.
Bu yapımı izlemek, sadece bir hikaye seyretmek değil, insanın kendi içindeki o "uzak" noktayla yüzleşmesidir. Mahmut’un televizyon karşısındaki boş bakışları ya da Yusuf’un limandaki bekleyişi, modern hayatın hepimize hissettirdiği o tanıdık boşluğu temsil eder. Ayrıca, kışın en güzel ve en hüzünlü İstanbul tasvirlerinden birine tanıklık etmek için bile Uzak defalarca izlenmeyi hak eder.
Yabancılaşma: Bireyin hem kendine hem de çevresine duyduğu duygusal mesafe.
İdeallerin Kaybı: Sanatçı kimliği ile gündelik hayatın sıradanlığı arasındaki uçurum.
Şehir ve Taşra Çatışması: İstanbul’un bir kurtuluş değil, bir yutucu mekan olarak tasviri.
İletişimsizlik: Aynı dili konuşan insanların birbirine ulaşamaması.
Uzak'ın hissettirdiği o yoğun yalnızlık duygusunu sevdiyseniz, yönetmenin bir sonraki filmi olan İklimler’i veya taşra melankolisini kentte sürdüren Üç Maymun’u kesinlikle izle listenize dahil etmelisiniz. Ayrıca, Michelangelo Antonioni’nin "İletişimsizlik Üçlemesi"ndeki filmler de Uzak ile benzer bir ruhsal akrabalık taşır.
Film, 2003 Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü (Grand Prix) dahil olmak üzere pek çok prestijli ödül kazanmıştır.
Nuri Bilge Ceylan, filmi kendi evinde, çok kısıtlı bir ekiple ve kendi ekipmanlarını kullanarak çekmiştir.
Filmde Mahmut’un izlediği ve Yusuf odaya girince sakladığı Tarkovsky filmi Stalker, yönetmenin sinematik köklerine bir selam niteliğindedir.
Filmde Mahmut karakterinin kullandığı stüdyo ve ev, aslında yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın o dönemki gerçek yaşam alanıdır.
Başrol oyuncusu Emin Toprak, filmin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, henüz 28 yaşındayken bir trafik kazasında vefat etmiştir; bu durum filmi bir nevi ona veda niteliğine büründürmüştür.
Nuri Bilge Ceylan, gerçeğin kelimelerde değil, bakışlarda ve sessizlikte saklı olduğuna inandığı için minimalist bir anlatım tercih etmiştir.
Toplam 2 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...