
Belgesel
With Hasan in Gaza, 2026 yılının yıkıcı atmosferinde, Gazze’nin dar sokaklarında yaşam mücadelesi veren sekiz yaşındaki Hasan’ın günlük rutinini takip eden çarpıcı bir yapım. Film, izleyiciyi sadece bir savaş bölgesine değil, aynı zamanda yıkıntılar arasında hala oyun oynayacak bir yer arayan bir çocuğun hayal dünyasına davet ediyor. Hasan’ın her sabah su bulmak için çıktığı yolculuk, aslında bir şehrin hayata tutunma çabasının simgesine dönüşüyor.
Hikâye, büyük politik söylemlerden uzak durarak odağını tamamen insan hikâyesine ve çocukluk masumiyetine kırıyor. Hasan’ın bulduğu eski bir oyuncak veya gökyüzündeki uçurtmalar, çatışmanın gürültüsünü kısa bir süreliğine de olsa bastırmayı başarıyor. Belgesel estetiğiyle kurgulanan film, izleyiciye bir çocuğun gözünden dayanıklılığı ve en zor şartlarda bile yeşerebilen umudu gösteren sarsıcı bir deneyim vaat ediyor.
Filmin merkezinde yer alan küçük Hasan, profesyonel bir oyuncu olmamasına rağmen sergilediği doğal duruşla filmin ruhunu oluşturuyor. Gerçek hayatın içinden gelen bu performans, kameranın varlığını unutturarak izleyiciyi doğrudan Gazze’nin kalbine yerleştiriyor. Hasan’ın ailesi ve komşuları rolündeki yerel halk, hikâyeye belgesel niteliğinde bir gerçeklik katıyor.
Kadrodaki her bir birey, aslında kendi hayatlarını yansıtarak oyunculuğun ötesinde bir temsil görevi üstleniyor. Performanslardaki bu hamlık ve samimiyet, filmin editoryal gücünü artırırken, izleyicinin karakterlerle kurduğu bağı derinleştiriyor. Hasan’ın gözlerindeki hüzün ve neşe arasındaki hızlı geçişler, yılın en etkileyici performanslarından biri olarak kabul ediliyor.
Yönetmen, bu çalışmasında görsel dili bir silah gibi değil, bir empati aracı olarak kullanıyor. Şehrin gri yıkıntıları ile Hasan’ın renkli hayalleri arasındaki tezat, sinematografik açıdan ustalıkla işlenmiş. Film, izleyiciyi ajitasyona boğmak yerine, sessiz anların ve bakışların gücüne güveniyor. Bu yapım, modern dünyada vicdanın sesini duyurmaya çalışan, sanatsal yönü kuvvetli bir dram ve belgesel melezi olarak sinema tarihindeki yerini alıyor.
Dünya gündemine duyarlı, insan hakları odaklı hikâyelerden etkilenen ve sinemanın toplumsal gücüne inanan her izleyici bu yapımı listesine eklemeli. Eğer büyük prodüksiyonlar yerine, küçük insanların devasa mücadelelerini anlatan yapımlardan hoşlanıyorsanız bu film size hitap edecektir. Duygusal derinliği yüksek bir gerilim filmi kadar sarsıcı ama bir o kadar da naif bir hikâye arayanlar için doğru bir tercih.
Film, haber bültenlerindeki rakamların ve haritaların ötesine geçerek, o coğrafyada nefes alan bir canlının kalbine dokunmanızı sağlıyor. Hasan’ın hikâyesi, evrensel bir çocukluk savunması niteliğinde. Savaşın yıkıcılığına karşı yaşamın kutsallığını hatırlatan sahneleriyle, izleyiciyi kendi hayatına dair derin bir muhasebeye sevk ediyor. Bu macera filmi tadındaki hayatta kalma çabası, sinemanın bir tanıklık etme sanatı olduğunu kanıtlıyor.
Çocukluk Masumiyeti: Savaşın en sert koşullarında bile korunmaya çalışılan o saf bakış açısı.
Dayanıklılık (Resilience): Yokluk içinde var olma ve her gün yeniden başlama iradesi.
Umut ve Hayaller: Yıkıntıların arasından gökyüzüne bakabilme cesareti.
Kolektif Dayanışma: Zor zamanlarda bir toplumun birbirine nasıl kenetlendiği.
Bu filmin yarattığı insani derinliği ve çocuk odaklı anlatımı sevdiyseniz, Nadine Labaki imzalı Capernaum (Kefernahum) kesinlikle listenizde olmalı. Ayrıca, benzer bir coğrafyada geçen ve umudu işleyen The Idol veya belgesel türünün sarsıcı örneklerinden biri olan For Sama benzer duygusal tonlar taşıyan ve dram unsuru kuvvetli yapımlardır.
Film, çekimlerin bir kısmının gerçek çatışma bölgelerine çok yakın alanlarda yapılması nedeniyle büyük bir güvenlik riski altında tamamlanmıştır.
Yönetmen, Hasan ile çekimler başlamadan önce aylarca vakit geçirerek onun güvenini kazanmış ve kameranın doğal bir parçası olmasını sağlamıştır.
Filmin müzikleri, bölgedeki yerel enstrümanlar ve sesler kullanılarak atmosferi güçlendirmek adına yerinde kaydedilmiştir.
Film, belgesel teknikleriyle çekilmiş bir kurmaca hikâyedir; gerçek mekanlar ve gerçek insanlar kullanılarak hikâyenin inandırıcılığı en üst seviyeye çıkarılmıştır.
Hasan, Gazze’de yaşayan ve film ekibiyle tesadüfen tanışan, hikâyesiyle yönetmene ilham veren bölge çocuklarından biridir.
Evet, filmdeki tüm dış mekanlar Gazze’nin güncel durumunu yansıtan gerçek yıkıntı alanlarında, herhangi bir set inşa edilmeden çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...