

John Jones

Carol Fisher

Stephen Fisher

Scott ffolliott

Van Meer

Stebbins

Rowley

Mr. Krug

Mr. Powers

Tramp
1939 yılında, Avrupa’da savaş bulutları toplanırken New Yorklu bir gazete editörü, kıtadaki durumu yerinden bildirmesi için "sokak zekası" yüksek, olaylara duygusuz yaklaşan muhabir Johnny Jones'u görevlendirir. Huntley Haverstock takma adıyla Londra’ya giden Johnny, kendisini bir anda Hollandalı bir diplomatın suikast girişiminin ve kıtayı ateşe verecek gizli bir barış anlaşmasının ortasında bulur.
Jones, genç ve idealist Carol Fisher ile tanıştığında, olayların sadece bir haberden ibaret olmadığını, sevdiklerinin ve tüm dünyanın kaderinin bu casusluk ağını çözmesine bağlı olduğunu anlar. Hollanda’nın sisli yel değirmenlerinden Londra’nın yağmurlu sokaklarına kadar uzanan bu kovalamaca, okyanusun ortasında dehşet verici bir uçak kazasıyla doruk noktasına ulaşır. Hitchcock, bu aksiyon dolu hikâyeyi, yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı gerçek gerilimle harmanlayarak izleyiciye sunar.
Joel McCrea, Johnny Jones rolünde klasik bir Hitchcock kahramanı portresi çizer; başlangıçta olaylara mesafeli duran ama şartlar zorladığında bir şövalyeye dönüşen sıradan adamı başarıyla canlandırır. Laraine Day, Carol Fisher karakterine zarafet ve cesaret katarken, babası rolündeki Herbert Marshall’ın sergilediği çok katmanlı performans, filmin duygusal çatışmasını güçlendirir.
Ancak filmin asıl parlayan yıldızı, suikastçı yardımcısı ve kilit isim rollerindeki George Sanders ve özellikle etkileyici karakter oyuncusu Albert Bassermann’dır. Bassermann, canlandırdığı Van Meer karakteriyle, işkence altında bile ilkelerinden ödün vermeyen vakur duruşuyla izleyicinin hafızasına kazınır.
Hitchcock’un Amerika’daki ikinci filmi olan Foreign Correspondent, yönetmenin "saf sinema" anlayışının en parlak örneklerinden biridir. Film, romantik bir komedi gibi başlayıp hızla karanlık bir casusluk gerilimine evrilir. Özellikle yel değirmeni sahnesi ve finaldeki uçak kazası sekansı, dönemin teknik imkanlarının çok ötesinde bir görsel yönetim sergiler. Film, hem sürükleyici bir macera sunar hem de o dönemde henüz savaşa girmemiş olan Amerika’ya yönelik güçlü bir politik mesaj taşır.
Casusluk temalı klasiklerden hoşlananlar ve Alfred Hitchcock’un gerilim inşa etme becerisine hayran olanlar bu yapımı kaçırmamalıdır. Eğer tarihsel arka planı güçlü, temposu hiç düşmeyen ve içinde ince bir mizah barındıran bir macera filmi arıyorsanız, Foreign Correspondent sizi fazlasıyla memnun edecektir. Savaşın hemen öncesindeki Avrupa atmosferini merak eden her sinemasever için bu bir başyapıttır.
Film, sinema tarihindeki en etkileyici uçak kazası sahnelerinden birine ev sahipliği yapar. Hiçbir dijital efekt olmadan, tamamen pratik yöntemlerle çekilen bu sahneler bugün bile gerçekçiliğini korumaktadır. Ayrıca Hitchcock’un "McMuffin" tekniğini (hikâyeyi başlatan ama asıl önemli olmayan nesne) ustalıkla kullandığı, seyirciyi sürekli şaşırtan kurgusu filmi izlemek için başlı başına bir sebeptir.
Tarafsızlığın Sonu: Bir gazetecinin olaylara sadece dışarıdan bakamayacağını anlaması ve taraf seçme zorunluluğu.
Casusluk ve Güven: En yakınındakilerin bile göründüğü gibi olmayabileceği gerçeği.
Vatanseverlik ve Fedakarlık: Siyasi idealler uğruna nelerin feda edilebileceği.
Haberin Gücü: Doğru bilginin bir silah kadar etkili olabileceği.
Bu filmin casusluk ve kaçış temalarını sevdiyseniz, Hitchcock’un bir diğer klasiği olan The 39 Steps (39 Basamak) veya Cary Grant'li North by Northwest (Gizli Teşkilat) filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca modern casusluk sinemasının temellerini atan bu yapımdan sonra, Carol Reed imzalı The Third Man (Üçüncü Adam) filmi de benzer bir atmosfer sunacaktır. Bu tarz gerilim dolu yapımlar, sinemanın altın çağının en iyi örnekleridir.
Filmin sonundaki radyo konuşması sahnesi, çekimler sırasında devam eden Londra bombardımanına bir tepki olarak son anda senaryoya eklenmiştir.
Ünlü yel değirmeni sahnesinde, kanatların rüzgarın tersine dönmesi, içerideki casusların uçaklara sinyal verdiğini anlatmak için Hitchcock tarafından dahice kurgulanmış bir görsel koddur.
Yapımcı Walter Wanger, filmi İkinci Dünya Savaşı öncesinde Amerikan halkını uyandırmak amacıyla bir propaganda aracı olarak da görmüştür.
Hayır, hikâye kurgusaldır ancak 1930'ların sonundaki Avrupa'nın gerçek siyasi gerilimlerinden ve yaklaşan savaş tehdidinden beslenmektedir.
Hitchcock, filmin başlarında Johnny Jones (Joel McCrea) otelden ayrılırken gazete okuyan bir yaya olarak kısa bir süre görünmektedir (Cameo).
1940'lı yıllarda teknik standart siyah beyazdı, ancak bu seçim filmin casusluk atmosferini, gölgeli kovalamaca sahnelerini ve sisli Avrupa havasını güçlendiren estetik bir avantaja dönüşmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...